Hangisi işine geliyorsa!

Seçim kampanyalarında Kenan Evren'e sövüp sayanlara bakın. Bugün onun çıkardığı yasalara sarılıp seçime gidiyorlar. Dünyanın hiçbir ülkesinde kalmayan "%10'luk baraj" sadece bizde geçerli. Peki bu neden? Çünkü işlerine geliyor.

Sırf %50+1'i garantiye alabilmek için. Bir de İTTİFAK peydahlandı. Bugünün şartlarında MHP'nin %10'luk barajı aşması mümkün değil. Kaldı ki mevcut Balgat yönetimi bu partiye gelmiş geçmiş en tembellerden oluşmakta. Genel Başkan üç mitingle havlu attı. 2019 sonuna kadar bir bu kadar daha meydana çıkabilir. Koltuğundan yolladığı mesajlarla tribüne oynamayı çaba zannediyor. Yardımcıları ondan beter. Hele bir başkan yardımcısı var ki İstanbul'dan çıkmıyor. Memleketine dahi gitmeye üşeniyor. Genel felsefeleri "Üç dönüm bostan, yan gel yat Osman". Oysa koalisyon ortakları Ak Parti her gün en az üç posta konuşma yapıyor.

Halk TV ve Ulusal Kanal dışında bütün ekranlar bunları yayınlıyor. Haaa unutmadan iktidar boykotçularına artık Beyaz TV'yi ekleyebiliriz. İstifa zorunda bırakılan Melih Gökçek'in ekranı "protestler" arasına katıldı. Bu da "küskünler"in Ak Parti'den neler koparacağının işareti olmalı.

Bir başka tespit

Sistemleri en iyi gözlemleyen, bazı uluslararası kuruluşlar. Onların tespitlerine göre Türkiye'deki medyanın %78.2'si hükümet borazanı. Hem de öyle böyle değil. Fenerbahçe'nin sloganındaki gibiler; "Hep destek, tam destek".

Yargı ile medya arasında inanılmaz bağlantı var. Bir taraf hedef gösteriyor ötekiler dava açıyor. Bunun iki örneğini hep birlikte yaşadık. Sonuç alamadıkları tek yüklenme Büyükçekmece Belediye Başkanı ile ilgili. İlk yüklenme iki seçim önce idi. Tepeden tırnağa, tamamen ısmarlama bir haberle hedef gösterildi. Gazetelerine manşet yaptılar. Bunlar ilçedeki her kapıya bırakıldı. Yine de Hasan Akgün'ü indiremediler. Bu işi tezgahlayan muhabir iki kere daha aynı haberi ısıttı. Bir başka havuz medyasında yayınlattı. Amaç adli sistemi oyunlara alet etmekti. Bu, sadece örneklerden biri.

Dikkat edin İstanbul'daki görevden almalardan söz etmiyorum. Daha önce yargılanıp aklanmışlara işten el çektirdiklerini biliyorsunuz. Asıl ürkütücü olan bu. "Kuvvetler ayrılığı ilkesi" artık yok.

Bir tehlike daha

Cumhuriyetin dibine EYP -El Yapımı Patlayıcı- yerleştirenler açıkça korunup, kollanıyor. "Her 10 Kasım saat 09.05'te tuvalete gidip, sifonu çekin" ve "Atatürk heykellerini köpekler gibi yerlerde sürükleyecekler" diyen meczup baş tacı.

Kadir Mısıroğlu'nu ziyarete gidenlere bakın; Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanı. Yetmiyormuş gibi bunlara son ilave Prof. Dr. Burhan Kuzu oldu. Ekranlara çıkıp "İyi tarihçidir. Kendisine saygı duyarım" diye konuşuyor.

Merak ettiğim noktalardan biri Mısıroğlu'nun TRT'den para almaya devam edip, etmediği. Tarihi dizilere danışmanlık yapıyor ya! Bu gerçekler ışığında Erdoğan'ın "Alo Fetva Hattı"ndan yapılan konuşmaları kınamasının yararı olur mu?

En doğru uyarı Nazif Okumuş'tan geldi:

"Malum medyada -büyük cihada hoş geldiniz- yazıları çıkıyor. Diyanet'te cemaatlere ayrı ayrı kontenjan ayrılıyor. Bu gidişle yakında Afganistan'a döneriz.

Tehlike kol gezerken bir bakan -Vatandaş alış verişe listeyle çıkmalı- diyor. Et sorununu çözmesi istenen diğer bakan ise abuk sabuk konuşuyor."

Hastanelik edilen çocuklar

2018 yılında boşanmak için Din İşleri Yüksek Kurulu'ndan icazet alanların çıkması tuhaf. 1924'te getirilen laikliği sallayan kalmadı. Ak Partili Şahinbey Belediyesi'nin "Kadın Dövme Teknikleri" kitabını dağıtması da bunlara olağan gelmeli.

Dokuz yaşında bir kız çocuğun evlendirilip, ilk gece hastanelik olmasını da unutmadık. Bunun adı "tecavüz"dür.

Hâlâ "kadın müftü yok" denince kızanlar var. Bunlar "var ya" cevabını verip müftülükleri temizleyen hanımları gösteriyorlar. Bu tiplerin amacı "İçtihad Kurulu" oluşturmak. Bu ekibe atanacak mollaları da çoktan belirlediler.

Unutmadan bir konuyu daha dillendirmek istiyorum. "Battaniyenin kıvrımlarından huylanan" yine bunlardır. Din adamı değiller. Dilim varmıyor ama sapıklar.

Diğer taraf

NTV'deki Doğrudan Siyaset'te konu "Erdoğan'ın güncelleme sözü" idi. Faruk Acar, Bekir Ağırdır ve Mahmut Övür'ün "örtülü yağlamaları"nı ciddiye almadım. Aklıma takılan andy-ar'ın patronunun ilk defa seçim sürprizinden söz etmesi oldu. "Sonuçları tahmin kolay değil" itirafında bulundu. Erdoğan'ı yine de favori ilan ederken, milletvekili seçiminde farklı sonuç çıkabileceğini itiraf etti. Öteki iki konuşmacının sözlerine önem vermedim. Aynı lafları ediyorlar. Her şeyi getirip "Padişahım çok yaşa" diye bağlıyorlar.

***

ÖZEL GÜN: Beşiktaş bugün prestij maçına çıkacak. Turun Münih'te bittiğine inanıyorum. Ancak alacağımız galibiyet, Ülke Puanı ve itibar getirecektir. Takımımıza yürekten başarılar.

Yazarın Diğer Yazıları