Hangisinden yana olsak!

A+A-
Afet ILGAZ

Hükümetin hem içinde hem dışında çatlak varmış. Mebuslar “etnik bölünmeye” uğramışlar. Zirvedeki iki kişi de herhalde mevki kaygısına düşmüşler. Birisi Kürtçülük konusunda ötekinden daha tavizkârmış. Bu yüzden daha az tavizkâr olanına “yiğidi öldür ama hakkını yeme” falan diyorlar. Şimdi düşündüm, düşündüm, yiğitlik bunun neresinde!
2002’de bu sorunlar yokken, iktidar olunup sonra Türkiye’nin bütün etnik zenginliğini, “hak talep eden” etnisiteler halinde sayıp dökmek yiğitlik midir? AB’ye takılıp, şimdi başımıza bela olan uyum yasalarını kabul etmek mi yiğitliktir?
Madenlerimizi, sularımızı, fabrikalarımızı, limanlarımızı, topraklarımızı, tarlalarımızı, bankalarımızı, tiyatrolarımızı özelleştirmek yiğitlik midir?

***

Bunlardan biri de, duyduğuma göre, çok siyasi manevralar yapıyormuş, öbürünün ak dediğine kara diyormuş. Bunu hiç belli etmiyor, sadece gülümsüyormuş. Göğsünde yabancı bir nişanı varmış. Aaaa, öbürünün de yabancı nişanı vardı sahi, unuttum.
İkisinin ortak yanı, komşularla sıfır sorun politikasına inanmaları yahut öyle görünmeleriymiş. Atatürk “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” dedi ya... Atatürk yalan mı söyleyecekti! Tabii yurtta sulh, cihanda sulh! Ne var ki Atatürk, bağımsız bir devlet olarak söylemişti bunu. Komşularımızı da üstelik bağımsızlığa teşvik etmişti. Bizimle birleşmek isteyen güneydeki komşularımıza “Siz önce kendi bağımsızlığını kazanmalısınız” demişti.
Biz şimdi bunların hangisinden yana olalım?



Başbakan’ın Sezaryen
ve Kürtaj Kanunu
Başbakan, “Bakanına” talimat vermiş. Kürtaj yasası hazırlatıyormuş. Sezaryen eleştirisinin sebebi de meğer sezaryen ameliyatından sonra çocuk yapamama durumuymuş. Türkiye’nin nüfusunu dengelemek için dayatıyorlarmış bunu. Kimler dayatıyorlarmış dersiniz? Bu sözlerle Suriye aleyhine güdülen savaşçı politika hiç birbirini tutmuyor.
Fatih Camii’nin tamirattan sonraki açılışında bile, Suriyeli muhaliflerin gösterisi vardı. İnsaf! Fatih Camii ve Müslüman kanı dökmek üzere kurgulanmış bir politika!

***

Sayın Başbakan; aileler, ne kadar çocuk yapacaklarına kendileri karar verirler. Nüfus artsın diye çocuk yapıldığını pek sanmıyorum. Aile, evlilik, annelik-babalık; çok daha farklı, çok daha insani sebeplere dayanır.

Yazarın Diğer Yazıları