Harb Okullarına dikkat...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esergül Balcı ve arkadaşlarının 4 ay süren çalışması, Türkiye'de eğitim sorununun millî güvenlik meselesi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. "Eğitimde Tarikat Gerçeği: Bir milyon çocuk tarikatların elinde" başlıklı raporda son 15 yılda tarikatların "sermaye grubu" haline dönüşünü de ortaya çıkarmış. Hükümetin 4 Ağustos 2017'de çıkardığı düzenleme ile tarikatların özel okullarına yılda bir milyar lira aktarıldığı belirtiliyor. 2.6 milyar tarikat bağlantılı vatandaşın 800 medresede faaliyet gösterdiği de bir gerçek. Raporun tamamını bu sütuna sığdırmak mümkün değil. En ürkütücüsü Askeri Okullara yönelik. "Harb Okullarında Tarikatlaşma" başlıklı rapor şöyle:

Raporda Harb Okulları da ele alınmış ve FETÖ hakimiyeti ile bugünkü sistem arasındaki benzerlikler ortaya konmuş. Buna göre; 

Dini yapıların eğitim yoluyla devlet içinde kadrolaşmasının en tehlikeli sonuçlarından birinin Harp Okullarında yaşandığı 15 Temmuz darbe girişimi dolayısıyla açığa çıkmış ve bu kapsamda görülen davaların kayıtlarında yer almıştır.

FETÖ, TSK'ya şu aşamalardan geçerek sızmayı başardı,

1980-2000 yılları; askeri okullara eleman yerleştirme,

2000-2008 yılları; yerleşme ve yayılma,

2008-2014 örgütten olmayanların tasfiyesi.

***

Harp okullarında okuyan öğrenciler için en köklü geleneklerden biri, üst sınıfların alt sınıfları her zaman ve her yerde denetleme işlevidir. Bunun için, her sınıfta bir cadet ve cadet yardımcısı vardır. Bunların görevi kendi sınıflarındaki öğrencilerin disiplin durumlarını takım ve bölük komutanına bildirmektir. Belli bir disiplin puanının altına düşen öğrenciler otomatik olarak okuldan atılırlar. 2007'den sonra cadetler özellikle FETÖ'cü öğrencilerden seçilmiştir. Bu sayede diğer öğrenciler disiplinsizlik bahane edilerek askeri lise ve harp okullarından atılmışlardır. Kılık kıyafetten sergilenecek tavra kadar geniş bir yelpazede, geleceğin subay nosyonunu kazandırma adına yerleşmiş bu gelenek, 2007'den itibaren terk edilmeye başlanmıştır.

Özellikle FETÖ'cülerin sahte sınavlarla girdikleri harp okullarında 'kat ablası ve abisi', 'sorumlu imam' gibi sıfatlarla askeri öğrencileri yönlendirdikleri tespit edilmiştir. Dini yapıların içinde yer almayan öğrenciler baskı, şantaj ve ihbar mektuplarıyla harp okullarından atılmışlardır. Bu dönüşüm, Türk Ordusunun 15 Temmuz'a sürüklenmesinin altyapısını oluşturan önemli bir kırılmadır.

Üstelik bütün bu dini yapıların devlet için ulusal güvenlik tehdidi olduğu 25 Ağustos 2004 tarihli Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında "Dini Değerleri İstismar Eden Gruplar" başlığı altında ele alınmış ve bu tür yapılara karşı eylem planı uygulanması için karara varılmıştır. Bu kararın uygulanmaması Türkiye'yi 15 Temmuz'a sürükleyen en önemli iradeyi temsil etmektedir.

Geçmişte Türkiye'nin en başarılı ve muhakeme yeteneği en yüksek öğrencilerinin kabul edildiği askeri liseler kapatılmış, harp okulları, sıradan öğrencilerin kabul edildiği Millî Savunma Üniversitesi bünyesindeki fakültelere dönüştürülmüştür. Mülakatlarda "Ensar nedir", "Kurtarman gerekirse kimi kurtarırdın, Atatürk'ü mü, Recep Tayyip Erdoğan'ı mı?", "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en önemli sözü hangisidir?" gibi sorular sorulmakta olduğu iddiaları ayyuka çıkmıştır. Bu gibi sorularla geleceğin Türk subayının belli bir ideoloji ve dini yapılar çerçevesinde seçilmekte ve yönlendirilmekte olduğu iddiaları mutlaka arıştırılmalıdır. Bu yöntemlerle seçilmiş ve kısa sürelerle eğitim alarak rütbe kazanmış subayların Türk Ordusu'na kumanda etmeleri söz konusu olamaz. En zor şartlarda ve baskı altında karar vererek son teknolojileri kullanan muhripleri, uçakları, helikopterleri, tank ve diğer harp araç gereçleri ile birliklerini yönetmeleri imkansızdır.

.........

Not: "Şehid Teğmen Cihangir'in ardından" başlıklı yazımda, Cihangir'in 15 Temmuz'dan sonra haksız olarak 4,5 ay hapis yattığını bölük komutanından aldığım bilgi ile yazmıştım. Cihangir ve bir arkadaşı devre kaybettiği için o gün gözaltına alınıp tutuklananlar arasında olmadığını dönemin Zırhlı Birlikler Okulu Komutanı Sefa Alkan düzeltti. O yazıyı yanlış anlayanlar, iftira attığımı iddia edenler bile olmuş. O gece bu iki teğmen dışında tüm kursiyerlerin gözaltına alındığı biliniyor. Şehidini kendi elleriyle tabuta koyan komutanı üzüntü ile bu detayı atlamış. Hepsi için söylemiş. Sonuçta o bizim yiğidimiz, şehidimiz. Ruhu şad olsun. 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları