Hastane kapılarındaki rezalet bir genelge ile çözüme kavuşur mu?

İsrafil K.KUMBASAR

Gözün aydın Türkiye.
Bütün sağlık problemleri çözüme kavuşuyor, hastane kapılarında yaşanan rezaletler artık sona eriyor, parası olsun olmasın bütün vatandaşlar tedavi olma imkânına kavuşuyor.
Nasıl mı?
BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Uygulamada bazı aksamalar olduğunu gördük ve bir ‘genelge’ yayımlayarak, hassasiyetimizi bir kez daha ortaya koyduk.
Hiçbir hasta acil servis kapısından döndürülemez. Hiçbir hasta, hastane hastane dolaştırılamaz. Hiçbir hasta sedyede kaderine terk edilemez.
Hiçbir hasta, ‘evrakın eksik, sosyal güvencen yok, gelirin yok, paran yok’ gibi mazeretlerle acil servis kapılarından geni döndürülemez, kapılar yüzüne kapatılamaz.”

* * *

Sağlık sistemi, AKP iktidarı sayesinde iyice arapsaçına döndü.
Hükümet, ‘kâğıt üzerinde’ yayımladığı genelgelerle vaziyeti kurtarmaya bakıyor.
Hiç şüpheniz olmasın ki Erdoğan’ın sözlerinden sonra, hastane kapılarında ‘saldırıya uğrayan’ doktor, hemşire sayısında büyük bir artış olacak.
Çünkü, ‘doktor’ ile ‘hasta’ karşı karşıya getiriliyor.
Oysa ki, hastanelerin acil servislerinde ‘evrak’, ‘sosyal güvence’ ve ‘para’ konusu en son mesele.
Asıl problem, devlet ve eğitim/araştırma hastanelerindeki ‘yatak’, ‘personel’ ve ‘tıbbi donanım’ yetersizliklerinden kaynaklanıyor.
Yatak sayısı az, personel sayısı kısıtlı, tıbbi donanımı az olan bir hastane, nasıl olur da daha fazla hasta kabul edebilir?
Görevi ‘hayat kurtarmak’ olan hekim, ilgilenemeyeceği hastayı neden boşu boşuna oyalasın?

* * *


Bütün tantanalara rağmen ‘sosyal güvencesi’ olmayan hastalar hala engellerle karşılaşıyorlar, ancak ‘ölümcül’ bir halde acile gelirlerse bakılıyorlar.
Hastalar, kapı kapı dolaşmaya devam ediyor.
Eskiden, bir ‘sevk zinciri’ vardı.
Hastalar, birinci basamakta pratisyen hekim, ikinci basamakta uzman hekim tarafından muayene edilir, eğer lüzum görülürse ‘devlet’ ve ‘eğitim/araştırma’ hastanelerine sevk edilirdi.
Popülist politikalar neticesinde artık, önüne gelen herkes devlet ve eğitim/araştırma hastanelerini tercih etmeye başladı.
Hastane kapılarında yığılmayı önlemek için getirilen ‘randevu’ sistemi, yeni bir takım sıkıntılara yol açmaktan başka işe yaramadı.
Normalde günde ‘15-20 hastaya’ bakması gereken doktorlar, performans değerlendirmesi yüzünden günde ‘150-200 hastaya’ bakmaya başladılar.

* * *


Geçmiş dönemlerde yapılan ‘sağlık harcamaları’ ile AKP dönemindeki fark korkunç boyutlara ulaştı.
SSK’lıların, Bağ-Kurluların ve emeklilerin özel hastanelere yönlendirilmesinden dolayı, devlet milyarlarca dolarlık ek külfetin altına sokuldu.
Mevcut imkânlarla, özel hastanelerde yapılan hizmetler kontrol edilemiyor.
Özel hastanelerde, “Nasılsa devletten alıyoruz” düşüncesi ile ‘lüzumlu/lüzumsuz’ tahliller yaptırılıyor.
Muayene ücretinde bile ‘fark’ talep ediliyor.
Doğu ve Güneydoğu’daki ‘kontrolsüz’ yeşil kart uygulaması neticesinde, eczanelerden alınan ilaçlar dağdaki teröristlere gönderiliyor.
SSK ile devlet hastanelerinin birleşmesinin ardından, ‘yerli ilaç fabrikaları’ kapatılıyor, ilaç sanayii tamamen yabancıların eline geçiyor.
Ayda bir değişen ‘döner sermaye’ yönetmeliği ile sağlık çalışanları arasındaki ‘sosyal barış’ bozuluyor.

* * *

İyi bakılmak istiyorsanız, önce ‘muayenehelerden’ geçmek zorundasınız.
Ameliyat olacaksanız, eğer ‘olur’ almazsanız, aylarca sıra beklemek zorundasınız.
Acil işlemler için ya doktorların ortak olduğu, ya prim aldığı veya kendi açtıkları ‘sağlık laboratuvarlarına’ uğramak zorundasınız.
‘Uzman’ ve ‘öğretim görevlisine’ muayene olmak istiyorsanız, ‘fark’ ödemek zorundasınız.
Parası olanın işi yürüyor, olmayan garibana ise ‘en alt düzeyde’ doktor düşüyor.
Ama siz siz olun, ‘siyaset icabı’ söylenen palavralara inanıp, genelgelere menelgelere güvenip de doktorlara ve hemşirelere saldırmayın.
Doktorlar ve hemşireler ile iyi geçinin.
Yoksa kaybeden siz olursunuz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş