Hatalar zinciri

A+A-
Armağan KULOĞLU

Türkiye'nin terörle mücadele ve Suriye krizindeki yanlış politikası, arka arkaya hatalara sebep olmuş, durum içinden çıkılamaz bir hal almıştır. Bu yanlış politikalarda ısrar edilmemesi ve manevralar yapılması zaruri hale gelmiştir.

Bölücülükle/terörle mücadeledeki yanlışlıklar

1. Terör 1999'da gündemden düşmüşken, 2003'te tezkerenin reddi, Türkiye'yi Irak'ın kuzeyinde kontrol sağlama imkânından mahrum etmiştir. ABD'yle ilişkiler gerginleşmiş, terör ve onunla mücadele yeniden başlamıştır.

2. 2011'e gelindiğinde örgüt, askeri alanda yeniden mağlup edilme noktasına getirilmiştir. Ancak bu yıllarda yönetim, cemaati de kullanarak, iktidarına tehdit olarak gördüğü ve teröre karşı kahramanca mücadele eden TSK'ya karşı psikolojik harekâta girişmiştir. TSK'nın toplum nezdinde itibarının zedelenmesine çalışılmıştır.

3. Yönetim, terörle mücadele yerine müzakere etmiş, verilecek tavizlerle terörün önlenebileceği hatasına düşmüştür. Örgüt askeri anlamda etkisizleştirilmeden hiçbir girişimde bulunulamayacağı düşünülememiştir. Çözüm sürecinde bölücüler baş tacı edilmiş, onların terör için yeniden güç toplamak üzere yaptığı hazırlıklar görülememiş, görülenler de görmezden gelinmiştir. Güvenlik güçlerinin mücadelesi durdurulmuştur.

4. Bölücülere terör değil, siyaset yapmaları önerilmiştir. Güvenlik-Özgürlük dengesi hatasına düşülmüştür. Çığırtkanlarının ekranlarda cirit atması seyredilmiş, hatta oy kaygısıyla zımnen desteklenmiştir. Güvenliğin olmadan özgürlüğün olamayacağı görülememiştir.

5. Dış politikadaki hataların, özellikle bölgenin hassasiyetinden ötürü, terör olarak geri dönebileceği hesaplanamamıştır.

Suriye politikasındaki yanlışlıklar

1. Arap Baharı'nın Suriye'deki etkisinin, Suriye yönetimiyle kurulan iyi ilişkilerden faydalanarak hafifletilebileceği öngörülmüştür. Bunun küresel bir hareketin parçası olduğu ve ilgili ülkelerin bölgedeki menfaatlerinin ağır basacağı düşünülememiştir.

2. Bu kapsamda, özellikle ABD'nin etkisiyle Suriye'yle ilişkiler bozulmuştur. Suriye yönetiminin, muhaliflere verilecek destekle kısa zamanda çökeceği zannedilmiştir. Rejimin sivillere verdiği zarara, insani düşüncelerle haklı olarak tepki gösterilmiş, ancak bu haklı düşüncenin sonucu muhaliflere verilen desteğin ve yardımın, yanlış gruplara gidebileceği görülememiş, IŞİD terörü gittikçe artmıştır. Haksız yere ithamlarla da karşı karşıya kalınmıştır.

3. Suriye yönetimin arkasında Rusya'nın, İran'ın ve Çin'in olduğu ve bunun hangi sonuçları doğuracağı hesaplanamamıştır. Sonuçta gelişen olayların da etkisiyle başta Rusya'yla ilişkiler bozulmuştur.

4. Neticede Suriye'de tek bir egemenlik alanı yerine, değişik egemenlik alanları türemiş, tehdit çok boyutlu hale gelmiştir. En kötüsü, Suriye'nin kuzeyinde PKK'nın uzantısı PYD terör örgütünün hâkimiyetinde bir tehdit oluşmuştur. Şimdi onun bir bütünlük oluşturmaması için gayret sarf edilmektedir.

5. Mültecilere insani düşünceyle, sonunun nereye kadar gideceği hesaplanmadan kapılar, sonuna kadar açılmıştır. Mülteci sayısı 3 milyona yaklaşmıştır. Kimin kim olduğu da meçhuldür. Son patlatmayı yapanın da PKK/PYD mensubu, bunlardan biri olduğu belirlenmiştir.

En tehlikeli durum, bir ülkede kontrolün kaybedilmesidir. Kiminle iş birliği yapacağınız, kiminle mücadele edeceğiniz karışır. Kontrolün tek elde olması, düşman da olsa, ehvenişerdir. Suriye'de yönetim kontrolü kaybetmesiydi, onunla savaşılması halinde dahi, muhatabınızın kim olacağının belli olmasından dolayı durum, bugünkünden daha iyi olabilirdi.

Durum nasıl düzelebilir?

Ankara'da patlayan bomba, hatalar zincirinin bugüne getirdiği son halkadır. Bu halkalar devam edebilir. Terörle mücadele azimle ve kararlılıkla sonuna kadar devam ettirilmeli, devlet otoritesi mutlak olarak sağlanmalı, yapılan hatalar tekrarlanmamalıdır. Bölge halkı, öncelikle devlet yanında olacak şekilde psikolojik rehabilitasyona tabi tutulmalıdır.

Suriye ve Rusya'ya yönelik hâlihazırda uygulanan politikaların yanlış olduğu düşünülerek, bunları real politikalara dönüştürecek manevralar yapılmalıdır.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları