Hatanın bedeli: 25 milyar dolar

Hatanın bedeli: 25 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye ve DEAŞ ile mücadele konusunda daha fazla uzatmaya tahammülümüz yok. Niye yok, bakın 3 milyon insan Türkiye'de. Eğitimden sağlığına her şeyi A'dan Z'ye bize ait. 25 milyar doları bulduk. Ama yarın ne olacak? Bazı çareler bulmamız lazım" dedi.

Böylece başından beri yanlış giden Suriye politikamızın, başımıza büyük dertler açacağı şimdiden belli politik maliyetlerinin yanında 25 milyar dolara da mal olduğunu en yetkili ağızdan öğrenmiş olduk.

Cumhurbaşkanı bu konuşmayı yaparken TBMM'de de mülteci hakları alt komisyonunda bilgi veren AKP'li Atay Uslu, Türkiye'de her yıl 70 bin Suriyeli çocuğun dünyaya geldiğini açıklıyordu. Suriyeli göçmenlerin çok büyük çoğunluğunun 20-25 yıldan önce geri dönemeyeceği, bir bölümünün ise hiç dönmeyeceği de daha önce yapılan bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştu.

Bu da şu anlama geliyor ki daha uzun yıllar, hatalı politikanın maddi bedelini ödemeye devam edeceğiz. Artık 100 milyar doları mı bulur, onu da geçer mi, bilemiyoruz.

 Ve Cumhurbaşkanı, bu tabloda "bazı çareler bulmamız gerektiğinden" söz ediyor. Kendisi bir muhalefet lideri değil. Uzun yıllardır bu ülkeyi yönetiyor. Onun için "çareler bulmamız gerektiğini" söylemek, yerine, bu sorunu çözmek için bulduğu çareleri açıklamak görevi. Ama açıklayamıyor çünkü artık bu işte Türkiye giderek "etkisiz eleman" konumuna itiliyor. Şimdi Trump ile görüşecek ve söylediğine göre bu görüşme "bir nokta konulmasıyla" sona erecek. Ama o noktanın, Türkiye açısından iyi bir yere konmasının şartları da yok gibi görünüyor.

Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet

***

Yaşasaydı topumuza lanet okurdu!

-------

Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşı tarafın saygısız hatta düşmanca davranışlarına rağmen ABD'ye gitmeli miydi? Bu soru etrafında yürüyen tartışmalarda şu soru da ortaya atıldı:

- Atatürk sağ olsa bu şartlarda ABD'ye gider miydi?

Soru abes... Zira Atatürk sağ olsa ilişkiler asla bu duruma gelmezdi...

Karşı taraf  "Gelmesen de olur" gibi saygısız yollara sapmazdı.

"Atatürk sağ olsa ne yapardı?" sorusu zaman zaman ortaya atılır... Üzerinde fikir cimnastiği yapılır. Falih Rıfkı Atay, Çankaya adlı kitabında da bu soruyu sorar:

"Atatürk sağ olsa ne yapardı?"

Atatürk'ün yakın dostu Falih Rıfkı, kitabı yazdığı 1961 yılında kendi sorduğu bu soruya şu yanıtı verir:

- Topumuza birden lanet okurdu.

Melih Aşık Milliyet

***

Esad'ı unuttuk

------

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum..

Ankara'nın zirvesinden son zamanlarda Esad adını duymadık..

Suriye'de Esad yok sanki..

PYD/YPG var..

IŞİD var..

Rusya var; Putin var..

ABD var; Trump var..

Esad yok!.

***

Bütün bu kavga, çekilen acılar, verilen kayıplar Esad'ın gitmesi için değil miydi?

Esad Şam'da olanı biteni izliyor..

Dünya IŞİD'le uğraşıyor..

***

Nerden nereye.. Kimin hatası, kimin yanlış politikası?

Kimin?

Mehmet Tezkan Milliyet

***

İtibar yerlerde

-------

Cumhurbaşkanı Çin'e gitti, havaalanında bir polis odasına çekilip sorgulanmadı. Polis yanında bir otel yetkilisi ile kaldığı otel odasının kapısını da gece yarısı çalmadı, kimlik-pasaport kontrolü yapmadı ve fotoğrafını da çeken olmadı.

Çin devleti-hükümeti Cumhurbaşkanı'na kıyak geçmiş, diyeceğim, yatsın kalksın dua etsin! Çünkü Çin'i ziyaret eden Türk pasaportluların başına bu geliyor. İtibar yerlerde!

Orhan Bursalı Cumhuriyet

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş