Havada karada ambargo

Selcan TAŞÇI

Biliyorduk da; resmen tescilini bekliyorduk. TRT’den sonra THY de Yeniçağ’ı yok sayma kararı aldı; haydi gözünüz aydın! Karayı bilmem de havada, etraflarında tahtlarının sallantıda olduğunu hatırlatacak hiçbir “uyarıcı” olmadan, rahat rahat oturabilir iktidarlılar koltuklarında! Bir tatlı ve sanal huzur ikliminde “uçuşa geçebilirler” THY’nin şefkatli kanatlarında!

***

MHP Bursa Milletvekili Hamit Homriş’in geçtimiz Kasım ayında Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle verdiği soru önergesine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten gelen(!) cevap aynen şöyle: “Türk Hava Yolları A.O. özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren ve kamu payı yüzde 49.12 olan bir kuruluştur. Bununla beraber söz konusu soru önergesinde yer alan hususlar THY’na sorulmuş ve şirketten alınan cevapta; “THY’nin İstanbul çıkışlı dış hat seferlerinde gazetelerin, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda yer alan standlardan yolcuların diledikleri gazeteyi alabilecekleri şekilde sunulduğu, bu standlarda oluşan yolcu tercih istatistiklerine göre de yurt dışı seyahatlerde sunulan gazete cins ve adetlerinin belirlendiği, Ortadoğu gazetesinin de halen satın alındığı ve gerek standlarda, gerekse uçak içerisinde yolculara sunulduğu, 2010 yılı Aralık ayında günlük ortalama 19.500 gazete alındığı” belirtilmiştir.”
Başbakan’ın fenomen tespitinden ilhamla ben de diyorum ki:
“Bu nasıl cevap böyle; pek ucube!”
H H H
Sayın Şimşek tamam sizi de anlamak gerekiyor belki, “empati”ye  zorluyorum zihnimi, tamam “yabancı” olabilirsiniz bu toprağa, bu kültüre, bu dile ama insan yanında “Türkçe”ye hakim bir danışman da mı bulundurmaz canım? Bir Allah’ın kulu da uyarmadı mı yazarken bu cevabı: “One minute, one minute, you’re wrong!”
Homriş, size Edirne’yi soruyor, siz ona Ardahan’ı gösteriyorsunuz!
İşte o misal, bizim buralarda “dam üstünde saksağan...” diye başlayan veciz ifadeyle izaha muhtaç bir cevap metni olmuş sizinki!
Hamit Homriş’in, “Türk Hava Yolları ile yaptığım yurt dışı seyahatlerde uçaklarda dağıtılan gazeteler arasında bütün gazeteler olmasına rağmen, Ortadoğu ve Yeniçağ gazetelerini bulamıyorum” diyerek sorduğu  “THY, yurt dışı seyahatlerde dağıttığı gazeteleri hangi kıstaslara göre almaktadır? THY, yurt dışı seyahatlerde dağıttığı gazetelerden günlük kaçar adet almaktadır?” sorularının cevabı yok satırlarınızın arasında...
“Kıstas” mevzuunda “yolcu tercihi” diyorsunuz ama Homriş bizzat şahit:
“Yolcular tarafından talep edilmeyen bir çok gazete tomarla servis edilmekte THY’de!”
Adeta dalga geçer gibi “cevap” diye yollanan “ucube” metni görünce, diyor ki MHP Milletvekili: “Maliye Bakanı tarafından bana gönderilen cevap her zamanki gibi doğruları yansıtmamaktadır. Hakikatte bu gazetelerin uçakta hostesler tarafından dağıtılmakta olduğunu yurtdışı seyahatlere giden her yolcu görmektedir. Diğer taraftan soru önergemde bahsettiğim Yeniçağ gazetesi ile ilgili de hiçbir cevap verilmemiştir...”
Sahi Yeniçağ’ın adını niye anmıyorsunuz?
Zor da değil; her türlü aksanla telaffuzu mümkün: Ye-ni-çağ!
Ha belki sonraki “ğ” zorlar ama; siz ülkemize hizmet için taaaa İngiltere’lerden, hem de ardınızda kraliçeler bırakıp gelmişsiniz, biz bir “ğ” için kırar mıyız kalbinizi, “Yeniça” deyin, söz, o da başımız gözümüz üstüne!
Hoş demeseniz ne olur yani?
Velev ki, koltukların dik ve perdelerin açık olması gereken “kalkış” anında, milleti “ayakta uyutmak” için “koltuklar yatık” ve “perdeler kapalı” seyahat ettireceksiniz iktidarınız boyunca!
Her çıkışın bir inişi yok mu peki; havada esirgediğiniz Yeniçağ’ı karada nasıl saklayacaksınız?
Önce TRT... Şimdi THY... Sıradaki planınız ne; sabah namazını müteakip bayi kapılarında nöbet tutup toplatacak mısınız, sözünüzün üstüne söz söyleyen bütün gazeteleri!
Ne günlere kaldık yarabbi! Kooooca iktidar tutmuş lafa gelince “tirajı da yok, zaten marjinal, kağıt tomarı” dediği gazeteden saklanmak için kendisini “uçağa” hapsediyor! O gazete girmesin diye uçağın kapılarını kilitliyor!
Bu kadar mı korkuttuk gözünüzü! Her türlü tehdide rağmen haykırmaktan usanmadığımız gerçekler o derece mi tehlikeli hükümranlığınızın bekaası için? AKP’yi anladık da, Yeniçağ THY’yi neden bu kadar rahatsız ediyor? Yoksa Atatürk Havalimanı, AKP’nin “Yeşilköy İlçe Merkezi” oldu da biz mi bilmiyoruz?

***


TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Yeniçağ’ın muhalefetini “incitici” bulmuş ve bundan gayrı ağzımızla kuş tutsak TRT ekranının bize “yassah” olduğunu bizzat telefonda tebliğ etmişti... Şimdi aynısını THY Genel Müdürü Temel Kotil’den bekliyoruz...
İbrahim Şahin kadar olup, “Hakkımdaki eleştirilerinizden rahatsız olduğum için Yeniçağ’ı yasakladım?” demeye yetecek mi bakalım yüreğiniz!
Ve bu arada; neden, nasıl ve ne için orada olduğu belli beton yığınının ardından “Türkiye karanlığa gömülecek” diye iddia edenler neredesiniz? Fikrimin heykellerini yasaklıyor birileri; perde kapanıyor, karanlık!

 

+++

 

Bu cümleler Mehmet Faraç’la yaptığımız ve iki gün önce Medya Polemik’te yayımlanan röportajdan: “Hizbullahçılar’ın bugünkü önceliği siyasallaşmak! Örgütün camiler sorumlusu Edip Gümüş, üniversiteler sorumlusu Cemal Tutar ve son lideri Hacı İnan’ı Batman, Van ve Diyarbakır’dan aday yapabilirler!”
Bu cümleler de dünkü Taraf’ın sürmanşetinden: “Haziran’daki seçimlere bağımsız adaylarla girmeyi planlayan Hizbullah, Diyarbakır, Batman ve Van’dan milletvekili çıkarmayı hedefliyor!”
Alenen intihal, gözümüze soka soka emek hırsızlığı değil mi?
Başka gazete olsa insan biraz utanır da ya Yeniçağ’ı, ya Mehmet Faraç’ı kaynak gösterir diyeceğim ama mevzu bahis Taraf’sa aman eksik olsun; “gazeteci” olan “hakaret” sayar kendine Taraf’a kaynak olmayı!
Yutmadığımızı, birileri ellerine belge tutuşturmadığı sürece “Yeniçağ’dan intihal” den dahi medet umacak kadar acınacak durumda olduklarını gösterelim; eğer hala utanmaları varsa, bu utanç da onlara yeter herhalde!
Vedat Kemer / Akşam

 

+++

 

Dillerinin altındaki
muhteşem baklayı
çıkardılar sonunda
“Ermeni’nin adı yok”muş
İlk itiraf, “ucube” polemiğine dair...
Hani haftalardır hiçbir siyasal yönü olmadığı vs. söylenen, hani şu “sanat” için oraya dikilen şey var ya... Amberin Zaman, günlerdir “İran mı oluyoruz endişesi”yle perdelenen gözleri sair zamanda “faltaşı” gibi açacak niyet beyanını paylaşıyor:
“...Ve bu kadar yüksek tutulmasının maksadı, sınırın öteki tarafında yaşayan Ermeni komşularımız tarafından görünmesini sağlamaktı.”
“Ermeni komşularımızın sınırı açmanıza ihtiyacı var, lütfen yapın bu büyüklüğü” mahiyetindeki mektubuyla bir nevi “açılımın ilham perisi” olan, yılmaz “özürcü” Amberin Zaman’ın meseleyi getirip düğümlediği yer bakın neresi:
“Ermenilerin kültürel mirası hep yok sayılmıyor mu zaten? Ermeni kralların en görkemli mekânlarından olan Ani’ye “Anı” diyen, harabelerin girişinde yer alan tabelada “Ermeni” sözcüğüne yer vermeyen zihniyetten ne beklenir. Evet Aksoy’un heykeli çirkin ama ruhu güzel. Amacı güzel.”
Demek ki neymiş? Demek ki sanat manat hikayeymiş... Kaç gündür yazmaktan kalemimizin dilinde tüy bittiği gibi bütün mevzu “Ermeni” mührünü vurabilmekmiş Kars’a! O heykeli getirip Taksim Meydanı’na da kondursanız yaranamazsınız... Çünkü o heykel; şu anda Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sinde fiilen işgalci durumunda olan Ermenistan’dan özür dilemek üzere orada durmalı... 20. yüzyıla damgasını vuram Hocalı soykırımının “suçluları”nı “hasretle” selamlamalı!
 “Ermeni’nin adı yok” demiyor mu! Adının devletin anayasasından bile silinmeye çalışıldığı yerde Türk’ün adı var sanki!
Sabreden derviş, Cumhuriyet’i...
Allahtan ağızlarında bakla ıslanmıyor da sebeb-i demokratlıklarını anlıyoruz tez zamanda! İkinci itiraf “Muhteşem Yüzyıl” polemiği vesilesiyle geldi...
Dünkü köşesinde “muhafazakar” kesimi “tahammüllü olmaya” davet etti İhsan Dağı!
Neden dersiniz?
Tartışma kültürü “demokrasinin parçası” olduğu için mi?
Dağı’nın kaleminden aktarayım bu “dostlar demokraside görsün” takiyesinin nedenini... Savunduğu o ki “Bu ülkede Kanuni konuşulamazsa Atatürk hiç konuşulamaz!”
Yani Atatürk’ü tartışmaya açmak istiyorsan, dişini sıkıp önce bir Kanuni’yi feda edeceksin...
Bakın ne diyor Dağı:  “Belki de Muhteşem Yüzyıl tartışması düşünce ve ifade özgürlüğünün daha da genişletilmesi için bir fırsat olur.”
Ve muhteşem baklayı çıkarıyor dilinin altındaki: “Ya Atatürk’ü koruma kanununu da kaldıracağız veya tarihteki her önemli şahsiyet için ‘koruma kanunu’ yapacağız; Kanuni için, II. Abdülhamit için, belki hatta Vahidettin için.”

 

+++

 

Günay
için kim
ne yazdı?

Başbakan Erdoğan, Kars’taki heykel için “Ucube demedi” diyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ı yalanladı:  “Ucubeyi heykel için dedim...”
Sorum Ertuğrul Günay’a:
İstifayı düşünüyor musunuz? 
Mustafa Mutlu / Vatan

Bulursun, sen bulursun bir gerekçe ve koltukta oturmaya devam edersin. Seni iyi tanırım, şu anda kendini ne kadar yalnız hissettiğini tahmin ediyorum.
Ama ünlü söz var ya, kendi düşen ağlamaz Ertuğrul!
Yalçın Doğan / Hürriyet

Yerinde olmak istemeyeceğim tek kişi ’Bakanlık yapma yetkisi olmayan Kültür Bakanı’ Ertuğrul Günay bu aralar...
Oray Eğin / Akşam

Ertuğrul Günay;
bu topraklarda yaşayamaz, ülkeden “çeker gider” demek istemiyorum.
Yanlış bir gemiye bindiğini, aldatıldığını, kullanıldığını ve halkı da aldatmaya “maşa yapıldığını” anlar; “bindiği iktidar partisi gemisinden” iner, çeker gider diyorum.
Necati Doğru / Sözcü

Ertuğrul Günay, epey bir zamandır kendisini “AK Partililerin yaptıkları gafları tevil etme memuru” olarak konumlandırıyordu.
Böylece...
Hem AK Parti’nin bir bakanı olarak görevini sürdürüyor, hem de sanat çevrelerinin, İstanbul burjuvazisinin gözünde “Ne kadar da aydın bir bakan...
Hiç de AK Partiliye benzemiyor” diye taltif ediliyordu.
Ama Ertuğrul Günay, son tevil çabasıyla baltayı taşa vurdu.
Sandı ki...
Başbakan Erdoğan, “Sağ olasın Ertuğrul kardeşim...
Beni kurtardın” diyecek.
Ama öyle olmadı.
Böylece...
Bakan Günay, iyot gibi açığa çıktı.
Ahmet Hakan / Hürriyet

Geçen gün Bakan avukattır ama kötü avukatmış demiştim.. Haklı çıktım!.. Şimdi..  Değer miydi diyorum.. Sayın Bakan, koltuğu sağlam tutmak için âlemi salak yerine koymaya değer miydi?..
Mehmet Tezkan / Milliyet

 

+++

 

Allah kimseyi dönek yapmasın...
Dönek olmak insan onuruna yakışmaz ama döneklik çoğu zaman maddi ve manevi kazanç getirir. Türkiye’de bu döneklerin pek çoğu var. Onlara baktığınızda neler neler görüyorsunuz!
Geçmişin hızlı solcuları... Darbecileri... Marksist,
Leninist takımı... Kendilerini kamuoyuna “aydın” diye yutturmaya yeltenen sahtekarlar... Karılarını AKP’den milletvekili seçtirmeyi başaran majestelerinin karikatüristleri... Ömrünü İstanbul’un sosyete meyhanelerinde,
diskolarında, gay barlarında
geçirmiş tipler!
Bunların pek çoğu şimdi AKP saflarında, Tayyip’in emir ve hizmetinde vuruşuyor.
(...)
Şimdi işin şu yanını bırakalım da, şu Ertuğrul’un durumunu irdeleyelim.
Minnettar olduğu Padişahımızı savunmak için durup dururken ortalığa zıplıyor, onu savunmaya kalkışıyor, avukatlığını yapmaya soyunuyor ama Padişah’ın bizzat kendisi Ertuğrul’u yalanlıyor.
Şimdi bu duruma düşen, kendisini kamuoyu önünde küçük düşüren bir hükümet üyesi ne yapar?
Belki bazılarınız “İstifa eder” diyeceksiniz!
Aman efendim, burası Türkiye! Bu dönemde o makamlara yükselen herhangi birinin hiç kendiliğinden istifa ettiğini gördünüz veya duydunuz mu? Bunlarda istifa denilen kavram yoktur ki, Ertuğrul niye istifa etsin! (Aslında bütün bakanların, müsteşar, geneş müdür ve üst düzey bakanlşarın tarihsiz istifa dilekçeleri Padişah efendimizin kasasında duruyor. Göreve başlarken bunların hepsinden ayrı ayrı, ancak tarihsiz istifa dilekçeleri alınıyor. Çünkü ne zaman “istifa ettirilecekleri” belli değil.)
Evet, Ertuğrul istifa etmez!.. Ya da, daha öncekilerde olduğu gibi, çok küçük bir olasılıkla, ettirilir!
Allah kimseyi döndürmesin, dönek yapmasın Ertuğrul. Amin!
Emin Çölaşan / Sözcü

 

+++

 

Günay kendini savundu
Ertuğrul Günay şimdi ne yapacak meselesi okurları da hayli meraklandırmışa benziyor.
Trabzon’dan Selahattin Sekban kendi tahminini paylaşmış; iletelim: “Kültür Bakanı Başbakanı savunur gibi görünse de aslında kendisini savunuyordu. Şimdi ne mi olacak? Hiçbir şey olmayacak. Kabine Başbakanın fırçalarına alışmış durumdadır. Herkes biliyor ki o partide tek adam sultası vardır. Bakanlar icraatlarında Başbakan’la ters düşseler bile sonunda Başbakan’ın dediği olur.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş