Hayal ve çılgınlık

Altemur KILIÇ

Başbakan Erdoğan merakla beklenen “Çılgın Projesini” sesli görüntülü açıkladı. Gündem altüst oldu; sadece İstanbul -Türkiye- değil dünya ayağa kalktı. Seçimler öncesinde bütün dikkatler, diğer daha önemli sorunlardan bu “proje” üzerine çevrildi... Neresinden bakarsanız, kısa vadede de olsa, başarılı bir politikacı “vuruşu” ! Siyasi bir vuruş! Projenin şu sırada açıklanmasının, iç politikayı, seçimleri nasıl etkileyeceği bir yana dış ilişkiler, mali, ekonomik çevre ve insani sosyal boyutları var. Muhtemel faydaları yanında, gözle görünür mahzurları, zararları da var.. Bütün bunların; projenin fizibilitesinin enine boyuna tartışılması, analiz edilmesi gerekiyor. Ama istim arkadan gelsin!
Projenin etütleri en az iki yıl alacakmış.. Sonra da, hafriyat ve inşaat da en az 3 yılda tamamlanır deniyor... İstanbul’u adalara ayıracak, bu  “Kanal İstanbul” projesi gerçekleşirse, tamamını görmeye her halde benim ömrüm vefa etmez! Acaba Erdoğan görecek mi? Gençtir, inşallah onun “biyolojik” ömrü vefa eder de görür... Ya “siyasi” ömrü? Beş altı yılda Türkiye’de, dünyada neler olmaz?
 Nasrettin Hocanın öyküsü aklıma geldi.. Tinurlenk, zamanın bilgelerini, maiyetini huzurunda toplamış ve sormuş: “Şu benim kıratımı, Türkçe konuşturur musunuz?” Akil adamların hiçbirinden ses yok... Ama Hoca atılmış: “Ben konuştururum” diye ve eklemiş “Ama, hünkarım bana on bin altın, bir köşk vereceksiniz ve on yıl da süre!” Timur, “Tamam” demiş.. “Ama yapamazsan başın gider” diye uyarmış. Hoca on bin altını ve köşkü alıp, huzurdan memnun ayrılırken, diğerleri ona “Hoca, ne yaptın. Hiç ata konuşmayı öğretebilir misin, başın gidecek” demişler.. Hoca da gülerek, “Tasalanmayın. On yılda neler olmaz. At ölür, Timur ölür ben de ecelimden ölürüm” demiş... Kıssadan hisse mi? Varın, siz düşünün!
 Hoca, köşkü ve altınları nasıl aldıysa, Erdoğan da işler şimdiki halde, tasarladığı gibi gider, “çılgın” projeden oy toplar birilerine de rant sağlar!. Erdoğan “Kanalın” başlangıç yerini güya açıklamadı ama, ağzından kaçırıverdi, “Çatalca/Silivri” . Silivri, manidar değil mi.. Oradaki Cezaevine, Mahkemeye ne olacak? Ama daha önce, o bölgelerdeki halkın oyları garantilendi ve “rant kapıları” da açılıverdi!
Ne kötü bir huyumuz vardır.. Her şeyin altında bit yeniği, fesatlık, komplo arar olduk... Bu konuda da, arsa, inşaat, taşeronluk vb.. rantları arıyoruz.
Bütün bu şüpheleri, projenin unsurlarını, detaylarını, Boğazların uluslararası statüsüne olası yansımalarını ve bu gibi çetrefil konuları uzmanlara bırakıyorum. Aylar, hatta yıllarca çok konuşulacak, tartışılacak.
Ben “çılgınlık-hayal” bağlantısından söz etmek isterim... Aşkta, siyasette ve projelerde “hayaller”, “çılgınca” olabiliyor!
“Çılgın Proje” olayını ve Erdoğan’ı, bütün şüphe ve endişelerden, fesat düşüncelerden -şimdilik- arınarak, olaya tepeden bakarak söylemeliyim; Dünyada her alanda tarihin, uygarlığın seyrini değiştiren keşifler, icatlar, önce “çılgınlık” sayılmıştır. Mesela, Süveyş Kanalı, Panama Kanalı projeleri, önce hayal “çılgınlık” sayıldı, fakat gerçekleşti.. Sokollu Mehmet Paşa’nın da “kanal” hayalleri vardı.. Bir yerde “hayal” gerçekleşirse, adı “vizyon” gerçekleşemezse “delilik” , “saçmalık” olur!.
Son dönemde Boğaz -Atatürk- Köprüsü projesi, ortaya atılınca, “çılgınlık” sayılmış ve “Köprüye hayır” denmişti. “Marmara” tünel projesinde de rahmetli Adnan Menderes’in “Sahil yolu” projesinde de öyle..
“Marmara Tüneli” projesi, Başbakanın deyimiyle “çanak çömlek” , yani İstanbul’un altında yatan tarihi eserler ihtilafı yüzünden gecikti. Tarihi mirasın korunması gerek de bu bazen abartılıyor!
 Ancak, diğer tarafta da Kars’taki “İnsanlık” anıtına “Ucube” diyen, heykeli hoyratça yıktıran tarihi eserlere “çanak-çömlek” diyen, tarih anlayışı, kültür seviyesi malum bir Başbakanımız var!
Son tahlilde “çılgınlığın” artıları eksileri var... Çeşitli faktörler; siyaset, maliyet, fizibilite, yöreler arasındaki gelir dağılımı, eşitsizlik, kaynakların insana-eğitime yatırılmasına öncelik verilmesi, sosyal yapıya, çevreye vereceği zararlar idrak edilir, sağduyu politikaya galebe çalarsa, Erdoğan kaybeder. Ancak, bir ihtimal daha var; Proje gerçekleşmezse “Vizyon sahibi Erdoğan mücadele etti ama, engellediler” diye, gene  “kahraman”, “siyaset mağduru” sayılabilir! Fakat en gerçekçi ihtimal, bu “çılgın hayalin” gerçek olmaması. O zaman da Erdoğan bu çılgın hayaliyle ülkeye boşuna zaman ve kaynak harcattığı için pek hayırla anılmaz.
Hayalle, çılgınlık arasındaki bağ ve çelişki, her alanda özellikle siyasette, politikacıların hatta devlet adamlarının kaderidir!
Ama dedim ya, on yılda neler olmaz.. Olan, sonunda iyi ve kötü yanlarıyla, ülkeye olur!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş