Haydi Kurultay'a

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Gücü elinde bulunduranların gözüne girip ikbal adına vaziyeti idare edip, adaletin yerini bulmasını geciktirenler de yok değil. "Hak, haklınındır" şiarını bildiği halde güce boyun eğenlerin bazıları giydikleri cübbenin kıymetini bilmese de, cepleri ve düğmesi olmayan cübbesiyle heykel gibi dimdik duran abide hâkimler var ülkemizde. Umudumu yitirmek üzere olduğum anlarda, bıkkınlığa, bedbinliğe kapıldığımda, haklarımı gasp edenlerden özgürlüğümü talep edeceğim hâkimler var başkentte.

Son on yılım mahkeme salonlarında, adliye koridorlarında, hapishane ziyaretlerinde geçti neredeyse. Yazdıklarım, konuştuklarım için yargılandığım gibi, kumpasçıların peşime taktığı psikopatlarla da uğraştım. İftiralara maruz kaldım. Silivri'den Diyarbakır'a, Van'dan Malatya'ya... Nazilli, İzmir, Kayseri, Sakarya'ya kadar gitmediğim adliye kalmadı. Tazminat cezaları ödedim, icralara uğradım. Yaşadığım haksızlıklar, tanık olduğum kumpaslar yüzünden bu yaştan sonra hukuk okumaya başladım. Ama çocukluk aşkım, platonik sevgilim Adalet'e olan sevdamdan, onun yıpranışı, örselenmiş bedeni, kapalı gözleri, zaman zaman kötü yollara düşüşüne rağmen vazgeçemedim.

Bu sütunlardan yıllar boyu, "Ankara'da hâkimler var" cümlesini tekrar ederken, o hâkimlerin sayesinde Cumhuriyet değerlerimizi, özgürlüklerimizi koruyabildiğimizi tekrar ettim. Günde bazen 3-4 ayrı televizyon kanalında MHP'deki tüzük kurultayı taleplerinin hukuki boyutlarını tartıştık. Siyasi baskılara rağmen eninde sonunda kurultayın gerçekleşerek Türkiye'nin önünün açılacağını savunduk.

Balgat Plaza'daki bazı MHP yöneticileri, Ankara'daki hâkimlerden umudunu kestikleri için taşradaki mahkemelerden aldırdıkları kararlardan medet umarak koltuklarını koruma peşine düştüler. Zeka seviyemizle alay ettiler.

Ekranlarda  tehditler savurup, küfürler ettiler. "Daha bir yıl önce mevcut yönetimi seçen delegenin iradesine güvenmiyor musunuz?" sorularımıza cevap vermektense, akla hayale gelmeyen komplo teorileri üreterek önüne gelene "hain" yaftası asma kolaycılığına kaçtılar. Olmadı... Olamazdı zaten... Yanlış hesap Bağdat'tan olmasa da Ankara'daki hâkimlerden döndü. Demek ki hak, gücü elinde tutanların değil, inanan ve haklı olanlarınmış.

Öyle ise direnmenin, daha fazla çirkinleştirmenin anlamı yok. "Han susar... Töre konuşur..." Toplansın kurultay. En yüksek karar meclisi oy birliği ile kararını versin. Hak yerini bulsun.

Bu konuda bir hakkı teslim etmeden geçemeyeceğim. Hükümetin ağır baskılarına, Balgat'ın taciz ve tehditlerine rağmen, gece-gündüz yatmadan mücadeleyi sürdürüp, kurultayın toplanması önündeki engelleri tek tek ortadan kaldıran hukukçular ordusunu kutluyorum. Birini sehven unutmuş olabilme ihtimaline karşılık isimlerini bir bir yazarsak haksızlık yapmış oluruz.

Sadece MHP değil, diğer siyasi partilerde, gönüllü kuruluşlarda görev yapan hukukçuların önümüzdeki günlerde Türkiye'yi hukuksuzluktan kurtarmakla beraber, hukukçuların çoğunlukta olacağı iktidar ile tarihi görevler üstleneceklerine inanıyorum.

Haydi öyle ise Ankara'ya Kurultaya..

  • Yorumlar 10
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları