Hayvancılıkta çözüm yok mu?

Esfender KORKMAZ

Güneydoğu ve Doğuda, tarım ve hayvancılığın gerilemesinin bir nedeni bu sektörün ihmal edilmesi ise bir diğer nedeni de terördür.
Hayvancılığın önemi ve yaşanan sorunlar, et fiyatlarının artması ve et ithalatının açılması ile daha çok gün ışığına çıktı.
İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, et fiyatlarının yükselmesinin nedenlerini  “meraların gereği gibi korunmaması, kuraklığa bağlı olarak yem girdi fiyatlarının artışı, köyden kente göçün artışına bağlı olarak hayvan sayısının dolaylı olarak kasaplık hayvan sayısının azalması başta gelen nedenleri oluşturmaktadır. Spekülatörlerin de bu artışta payı olduğu yadsınamaz” şeklinde sayıyor.
Şimdi et ithalatı, tüketicinin daha ucuz et yemesine neden olacaktır... Ancak aynı zamanda üreticinin de zarar etmesine ve hayvancılığın gerilemesine yol açacaktır. TL değerli iken ve dışarıda et için daha fazla sübvansiyon verilirken, bizde üreticinin hiçbir şekilde rekabet şansı kalmıyor. Kaldı ki Türkiye’de verim de düşüktür. Örneğin, Hayvansal ürünler olarak Türkiye’de sığır başına verim AB’ye göre sütte 2, ette 3 kat daha azdır. Türkiye’de sığır sayısı AB ülkelerinden ayrı ayrı daha fazladır. Ancak verim düşük olduğu için rekabet şansı daha azdır.
Yerli sığırda verimin düşük olması nedeni ile Türkiye’de bu hayvan sayısında düşme var. Örneğin 1991 yılında yerli sığır sayısı 6.7 milyon iken 2009 da 2.6 milyona geriledi. Buna karşılık kültür sığır sayısı arttı. Aynı dönemde 1.3 milyondan 3.7 milyona yükseldi. Ne var ki toplam büyükbaş hayvan sayısı yine aynı dönemde 12.3 milyondan 10.8 milyona geriledi.
En dramatik gerileme küçükbaş hayvan sayısında oldu. 1991 yılında 51.2 milyon baş olan küçükbaş hayvan sayısı, 2009 yılında 26.9 milyona, hemen hemen yarı yarıya azaldı.
Buna karşılık 1991 yılında Türkiye’nin nüfusu 56.1 milyon iken 2009 yılında 72.7 milyona yükseldi.
Et ve süt üretiminde, bu günkü piyasa koşullarında hem üretici ve hem de tüketici zararlı çıkıyor. Örneğin sütü üretici 70 kuruştan satarken, tüketici ambalajında 2.5 liraya içmektedir.
1) Et sorunu için Et Balık Kurumu en iyi çözümdür. Zira bu kurum eti üreticiden değerine alıyor, üzerine fahiş kâr bindirmeden tüketiciye satıyor. Üretende, tüketende daha kârlı çıkıyor.
2) Hayvancılıkta verimin artırılması için devlet daha fazla öncülük etmeli ve köylüyü organize etmelidir.
Bu anlamda organik et ve süt ürünleri organize sanayi bölgeleri kurulmalıdır. Bu bölgelerde ortak yem temini ve hayvansal ürünlerin ortak değerlendirilmesi organize edilmelidir.
3) Yine devletin öncülüğünde, tarım üretim kooperatifleri yeniden ve bugünkü şartlara göre organize edilmelidir.
4) Üretici ve tüketici arasında kalan, aracı sektörlerin, dernekler veya gizli anlaşmalarla kartelleşmesi önlenmelidir.
5) Hayvancılık sektörüne verilen sübvansiyonlar artırılmalı, kredi destekleri sağlanmalıdır. Hayvancılığın ve hayvan ürünlerinin gelişmesi ve ihracatı, devlet desteklerini aşacak bir sosyal fayda getirecektir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş