Hedefiniz Başbuğ

A+A-
Altemur KILIÇ
Önceki yazımda, Çinli “Harp Sanatı” uzmanı Sun Tzu’dan söz etmiştim... M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış bu düşünürün post-modern taklitlerinin şimdi uyguladıkları taktik; “doğrudan vurmaya gücün yetmiyorsa, arkadan - başka cepheden vur!” şeklindedir. Mesela, Atatürk’e vurmaya şimdilik gücün yoksa İsmet İnönü’ye vur!
En son taktik hatta strateji, Türk Ordusunu -henüz- yıkmaya gücün yoksa,
sırayla assubaylardan albaylara, generallere -emekli-muvazzaf Korgenerallere, Koramirallere ve Orgenerallere kadar “Komutanların üzerinden” vur. Onları tutukla ve yargıla!
Sıra Başbuğ’da
Ve şimdi sıra geldi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’a vurmaya... Başbakanın gücü şimdilik onu görevden almaya yetmediği için, önce yaş haddinden “emekli edilmesini” gündeme getirdiler! Hemen sonra da, 30 Nisan’ı 1 Mayıs’a bağlayan gece PKK tarafından,  Tunceli’de, Sarıyayla Karakoluna yapılan ve 4 şehit verilen saldırıda “vahim ihmallerden - istihbarat zaafından” söz ediyorlar. Hatta bu ihmallerin, “Anayasa paketine” engel olmak için, kasıtlı olduğunu bile ima ediyorlar. 
Bu baskılar üzerine Cumhurbaşkanı Gül, Genelkurmay Başkanlığından bilgi istediğini ve aldığını söylüyor... Bu “Başkomutan” mevkiinde olan Cumhurbaşkanın görevi ve hakkı... İlk defa olsa da!
Fakat Gül:  “Bu olay biraz farklı... Terör örgütünün cüreti söz konusu” diyor! Yani, ihtiyari veya kasıtlı bir şüphe tohumu...  “Şu sırada, PKK neden cesaret alıyor?” Bu sözlerin altında acaba bir ima mı var?  Fesat kafalılar böyle düşünürler!
Ve gene tam bu sırada, Anayasa Paketi içindeki, “Genelkurmay Başkanlarının da Yüce Divan’da  yargılanmaları” maddesi kabul edildi... Tesadüf mü?
Fesadın kaynağı
Bunları ortaya atan kim? Malum Taraf gazetesi. Ahmet Altan, Yasemin Çongar “fesat ikilisi”! Bu ikili kimlerden yana? Türk ordusundan “yana” olmadıkları besbelli... TSK’nın daha başarılı olmasını hiç istemezler... Şimdiye kadar PKK terörünü telin ettikleri hiç görülmedi! Aksine bu “ikili” Altan ve Çongar, “tesadüfen” bir yıl önce,  20 Nisan 2010’da, Kandil Dağı’nda PKK’lı teröristlerle yatıp kalktılar, görüştüler. Teröristlerle hatıra fotoğrafı çektirdiler. Sonra da, PKK’ya tercüman olduklarını söyleyip. Eşkıya inlerini, ‘eğitim akademisi’ diye nitelendirdiler. Ve bu “akademiden” feyz alanlar, şimdi, yeni PKK saldırısını telin edecekleri yerde Orduyu ve Başbuğ’ve Jandarma Genel komutanını suçluyorlar. Fesuphanallah! Samimi olmaları mümkün mü? 
Ancak bu aşırı gayretin bir hâsılası daha var: Ordu ile halk arasına, şehitlerle komutanlar arasına nifak sokmak! Ve sonunda Başbuğ’u devirmek... Sonrası Allah kerim... Başbuğ’dan sonra gelecek Genelkurmay Başkanının gönüllerine göre olmasına, mesela bir “Hilmi Özkök” olmasına imkân yok... Ama umut dünyası, sakalın üzerinden ihanet fareleri geçmeye görsün! Bir umutları da herhalde komutanlar arasına rekabet nifakını sokmak!..
Şüpheler 
“Nifak” tohumları kadar bunlarla bağlantılı, tehlikeli bir durum, kahrolası “şüpheler” var. Vatansever ve ordularına bağlı bazı arkadaşlarımız da, son saldırı konusundaki yoğun iddialar
üzerine, “acaba doğru mu, mücadelede bir zaaf ve ihmal mi var” diye
sormaya başladılar. Bu durumda, fesada karşı kesin önleme ateşi açılması
gerekiyor!
 İtalyan Makyavel, Prensine “Kendini düşmanlarının yerine koy, onlar gibi düşün ve onları kendi silahlarıyla yen...”, Çinli stratejist Sun Tzıu da,  “Düşmana karşı, onların silahlarını kullan” demişler! Yani kısacası, “düşmanlar kadar, sinsi ve fesat olmak, onların silahlarını kullanmak” gerekiyor!  Ama işte bu pek mümkün değil; serde, şövalyelik-yiğitlik var!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları