Hediye ve rüşvet

A+A-
Ahmet SEVGİ

Delilikle velilik birbirinden kıl payı ayrılırmış derler. O hesap, günümüzde maalesef hediye ile rüşvet de birbirine iyice yaklaştı. Neyin hediye, neyin rüşvet olduğunu anlamak zor. Oysa bunlar tamamen farklı kavramlardır ve farklı dünyaları temsil eder.
Bu hassas konunun fikrî zeminini sağlamlaştırmak için isterseniz önce “hediye” ve  “rüşvet”i sözlükler nasıl tanımlamış ona bakalım.
Hediye: Sevgi ve saygı ifadesi olarak karşılıksız verilen şey, armağan. (Misalli Sözlük, c. 2, s. 1235.)
Rüşvet: İş görmek için birine verilen hediye. (Ömer Nasuhi Bilmen: Dinî ve Felsefî Ahlâk Lüğatçesi, s. 51.)
Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere herhangi bir şey, karşılık beklemeden salt sevgi ve saygı için veriliyorsa, ona hediye deniyor. İş gördürmek için yani karşılık bekleyerek verilen hediye ise rüşvet oluyor. Demek ki hediye ile rüşveti birbirinden ayıran “niyet”tir. Niyet okumak gibi bir melekemiz olmadığına göre işin mahiyetini en iyi bilen şüphesiz hediyeyi  “alan” ve “veren” olacaktır.
Bana sorarsanız bu mevzuda Peygamberimizin şu sözü önemli bir ipucu veriyor: “Tehâdev tehâbbû=Hediyeleşin ki aranızda muhabbet artsın.”  Buna şu atasözümüzü de ilave edersek konu biraz daha aydınlanacaktır:  “Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar.” 
Meseleye zikrettiğimiz “hadis” ve “atasözü” penceresinden bakıldığında rahatlıkla şunlar söylenebilir: Alınıp verilen armağanlar sonrasında sevgi ve saygı artmışsa, muhataplar birbirini “hasbeten li’llâh” (hiçbir menfaat gözetmeksizin) sevmeye başlamışlarsa söz konusu metâ hediyedir. Durum böyle gelişmez de, hediye alan kişi hak ve adalet duygularından sıyrılarak hediye veren kişiyi kollamaya, diğer bir ifade ile nüfûzunu sûistimal etmeye başlamışsa alınan şeyin rüşvet olduğuna hükmedilebilir.
Bu söylediklerimiz tabii ki üçüncü şahıslar için geçerli fikir egzersizleridir. Esasen tarafeyn (iki taraf) açısından mesele pek de karmaşık sayılmaz. Hediyeyi veren öncelikle vicdanına soracak; bu hediyeyi aramızda sevgi ve dostluk artsın diye mi veriyorum, yoksa -az da olsa- maddî bir çıkar gözetiyor muyum?
Hediyeyi alan da şöyle düşünmelidir: Bu makamda bulunmasam, bu nüfûza sahip olmasam söz konusu hediye bana verilir miydi?
Bu sorulara verilecek hâlisâne cevaplar, alınıp verilenin hediye mi, rüşvet mi olduğunu kesin olarak ortaya koyacaktır. Lakin bu noktada  “İnsan yanlış bir iş yapmak istediği zaman önce vicdanını susturacak bir sebep bulurmuş” sözünü de yabana atmamak gerekir. Yani aldığınız hediyenin rüşvet olmadığı konusunda vicdanınızı susturmak isterseniz birçok sebep icat edebilirsiniz. Söz gelimi şöyle düşünebilirsiniz: Evet, makam ve mevkiim dolayısıyla geliyor bu hediyeler bana. Ama onu reddetmekle ne elime geçecek? Onları alarak halka dağıtmak yahut hayır kurumlarına bağışlamak daha mantıklı değil mi?
Elbette bu sözler vicdanı susturmaya yetecektir. Lakin “rüşvet”i  “hediye” yapmaya yeter mi onu bilmem.
“Şikâyetnâme”sinde  “Selâm verdim rüşvet değildir diye almadılar” sözüyle hatırladığımız Fuzûlî bu tip  “hile-i şer’iye”lerle “rüşvet” in aklanamayacağını şöyle dile getiriyor:
“Zulm ile akçeler alıp zâlim//Eyler in’âm halka minnet ile//Bilmez anı kim ettiği hayra//Bulısardır cezâ mezellet ile//Müddeâsı bu kim rızâ-yı İlâh//Ana hâsıl olur bu âdet ile//Cenneti almak olmaz akçe ile//Girmek olmaz behişte rüşvet ile.” 
Hulâsâ;  “hediye” ile “rüşvet” günümüzde iyice birbirine girmiş durumda. Birini diğerinden ayırmak pek de kolay görünmüyor. Kanaatimizce bu konuda yapılması gereken en makul şey  “şüpheli şeylerden kaçınma” prensibine uyarak mümkün mertebe “hediye” den uzak durma olacaktır. 
Son söz şairin:
“İnsanız, biz de güldük ağladık, gülümüz hârımız oldu//Dört mevsimi biz de yaşadık, kışımız bahârımız oldu//Şükür, ne hediye aldık ne de odamızda çiçek gördük//Şu fânî cihanda bu da en büyük iftihârımız oldu.”  (Li-müellifihî)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları