Helal olsun ama...

Yavuz Selim DEMİRAĞ
O gece televizyonda seyredip de helal olsun demeyen yoktu. Hepimizin gururunu okşadı. Perez’e ağzının payını veren Erdoğan değil sarı çizmeli Mehmet Ağa da olsa tepkimiz yine helal olsun olacaktı. Ancak Erdoğan başladığı gibi bitiremediği için samimiyetinden ister istemez şüphe duyuluyor.

Başbakan “Davos benim için bitmiştir” deyip salonu terk ettiğinde Türk heyetinden bir kişi bile Davos’ta kalmamalıydı. Erdoğan’ı Davos Fatihi diye gece yarısı karşılayan binlerce insan gözü yaşlı Emine hanımın yanında Dışişleri Bakanı Ali Babacan ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’i de görmeliydi. Sabahın ilk ışıklarına kadar televizyon başına çakılı kalan binlerce insandan biri olarak ilk andaki helal olsun heyecanım azaldığı gibi işte bu olmadı tepkim yükseldi. Başta yandaş medya olmak üzere bazı televizyon ve gazetelerin İsrail özür diledi yalanı da yatsıya kalmadan sönüverdi. Diplomasiden birazcık anlayanlar ülkeler arasında özür dilenmeyeceğini bilirler. Diplomatik lisanda özür gibi, hayır gibi net cümleler olmaz. Yanlış anlaşıldı, tercüme hatasından doğan algılama gibi durumu idare etme vardır. Dolayısıyla Erdoğan’ı kahraman ilan etme telaşı içerisinde yapılan özür, yanlış haneye eksi olarak kaydedilmiştir.

Senelerdir gereğini düşünüp düşündürmeyi Türk basınında başarıyla yerine getirebilen yegâne kalem Arslan Bulut, “Davos’ta Tayyip Erdoğan’ı nereye doğru ittiler?” başlıklı yazısında teşhisi koymuş. Dünyaya yansımasına pencere açmış. Bu yüzden bu sütunda ben içeri yansımasına değineceğim. Milli Görüş gömleğini çıkardığını söyleyen Tayyip Erdoğan AKP’deki toplama kurmaylarının merkez sağda ANAP gibi taban oluşturma çabalarına bir an olsun inanmıştı. Saadet Partisi’ndeki Aksaçlılar ya da Erbakan’ın politbürosu olarak bilinen ekip yüzünden Milli Görüşçüler AKP’ye kaymıştı. Yanlış hesaptan geç de olsa dönen Erbakan, Numan Kurtulmuş’u işaret etmek zorunda kalınca Saadet birlik sürecine girdi. Nitekim İstanbul Çağlayan Meydanı’nda iktidarı ve muhalefetiyle hiçbir partinin başaramayacağı mitingi gerçekleştirdi. Dile kolay 1 milyona yakın insan Gazze’deki katliamı kınadı. Bu mitinge katılanların büyük bir bölümü son iki seçimde AKP’ye oy veren kesimdendi. Çekirdek tabanın yuvaya dönüşünü gören Erdoğan ve ekibi bunu durdurmak için ince hesaplar yapmaya başlamıştı. Gazze meselesinin konuşulduğu Davos’taki oturum altın fırsat oldu. Yüzde 10 barajını aşmış duruma gelen Saadet oylarını yeniden kazanmak için bu çıkış kimilerine göre yeterli olmuştur. Ancak başladığı gibi bitiremediği için Erdoğan’ın samimiyeti sorgulanacak, beklentisini bulamayabilecektir. CIA uzmanı George Friedmann’ın “Türkiye’nin dünyadaki siyasi etkisi 2050 yılında muhtemelen Ossmanlı haritasını andıran bir görüntü oluşturacak” sözlerinin derinliği görülmelidir. Erdoğan’a sıcağı sıcağına 3. Abdülhamit yakıştırmaları bu planın bir parçası olamaz mı? Üniter yapısı ortadan kalkmış, federasyona dönüşten Türkiye’nin Osmanlı haritasındaki etkisi CIA uzmanlarının söz verdiği gibi mi olacak, yoksa Ortadoğu batağına saplanan Amerika’nın ileri karakolu mu?
Rahmetli babam “El adamın düşünü azdırır da suyunu ısıtmaz” derdi. Her dediğinde haklı çıkan babamı rahmet ve şükranla anarken şu Osmanlı olayı kafamı karıştırıyor.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş