Her şey; soy sop açıklansın

A+A-
Altemur KILIÇ

Atatürk’e, TSK başta olmak üzere Cumhuriyetin bütün kurumlarına mahşerin süvarilerinin hayâsızca saldırısı dolu dizgin devam ediyor. Dersim olayının birden hortlatılması, Başbakan Erdoğan’ın herhalde Atatürk’ün, baş sorumlusu telakki edildiği bu isyanın bastırılması konusunda “Devlet” adına özür dilemesi, neresinden bakılırsa bakılsın, aslında Atatürk’e ve Cumhuriyetine saldırıdır. Ve arkası gelecektir; Onun heykelleri de yıkılana kadar...
2. Cumhuriyetçiler bayram ediyorlar... Mehmet Altan “Dersim katliamı ayniyle 1. Cumhuriyettir” diyor

***


Bu saldırının “süvarilerinden biri” Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, birkaç gün evvel Alanya’da, “Tarihimizle yüzleşmemiz gereken konular sadece Dersim’den ibaret değil. Mesela İskilipli Atıf Hoca konusu da üzerinde durulması gereken bir konudur. Merhum İskilipli Atıf Hoca’nın neyle suçlandığı, niçin idama mahkum edildiği ve ona karşı yöneltilen adeta zulmü Türkiye’nin de artık konuşması lazım” demişti... Ben de İskilipli Hocanın aslında Kurtuluş Savaşı esnasında “Millî Mücadeleye karşı çıkan, Yunanlılara hizmet eden” bir yobaz olduğunu ve İstiklal Mahkemesi tarafından, deliller sabit olduğu için idama mahkum edildiğini yazmıştım. Fakat İskilipli Atıf Hoca anlaşılan sadece Arınç’ın değil, AKP’nin de kahramanı... Erdoğan, Çorum’da onu göklere çıkarmış ve “Cellât Ali” dediği Ankara İstiklal Mahkemesi Başkanı Ali Çetinkaya’nın adının Ankara’daki parktan kaldırılmasını önermişti. 
Neredeyse, İskilipli Hoca için Çorum’da anıt dikilmesini önerecekti!.. Bir tarafta Kurtuluş Savaşında askerlerimizi kaçmaya ve şeriata teşvik eden Hoca Efendi, diğer tarafta da Kurtuluş Savaşının Kuvâ-yı Milliye öncülerinden, kahramanlarından ve sonra da Bayındırlık Bakanı olarak yabancı şirketleri Türkleştiren Ali Çetinkaya!..
Ama Arınç hızını alamıyor ve saldırıya devam ediyor. Bu sefer Bursa’da, “Bir de İstiklal Mahkemeleri kayıtları açıklanırsa, kaç tane Dersim faciasının yaşandığını hep beraber göreceğiz” demiş
Arınç bu vesileyle de gene merhum Mustafa Muğlalı Paşa’nın adının Van’daki kışladan kaldırılmasını, herhalde ataerkil duygularla övüyor. Malum, Menemen Arınç’ın memleketi!..
İstiklal Mahkemelerine saldırıyorlar... Babam Kılıç Ali, Ankara İstiklal Mahkemesi’nde Ali Çetinkaya’nın yanında yargıçtı. Bu mahkemelerin  neden kurulduğunu, nasıl çalıştığını, asker kaçaklarını, vatan hainlerini, düşmanla işbirliği yapanları yargıladığını da ben anlatmayayım... Bu konuda babamın anılarını ve Profesör Ergun Aybars’ın kitaplarını okusunlar ve muhakkak TBMM arşivindeki zabıtlar da açıklansın!.. İstiklal Mahkemeleri, bir ölüm-kalım savaşı verilirken, içeriden ve dışarıdan saldırılar yapılırken, TBMM üyeleri arasından kurulmuş çok yetkili, hükümleri temyiz edilemez “Devrim Mahkemeleri” idi. O şartlarda hatalı hüküm verilmiş olabilir ama, sonuçta yargıçlar vicdanlarına göre hareket etmişlerdi...

***


Arınç, tarihle yüzleşmenin önemli bir şey olduğunu, hiçbir şeyin ebediyen gizli kalamayacağını söylüyor... Haklı... İstiklal Mahkemeleri’nin utanılacak, gizlenilecek bir tarafı yok... Tutanaklar açıklanmalı ve her şey ortaya çıkarılmalı!.. Ama bu yapılırken, her tarihi olay hususunda olduğu gibi, Menemenli Şeyh Mehmet irtica ayaklanmasını, Asteğmen Kubilay’ın başının Şeyh Mehmet ve avenesi tarafından kesilmesi olayının ayrıntıları, Mustafa Muğlalı Paşa Divân-ı Harbinin zabıtları ve hüküm metni de açıklanmalı... Derviş Mehmet’in soyu sopu da derinliğine araştırılmalı ve açıklanmalı!..
Artık açık söylemeye mecburum; Bir süredir Arınç’la Derviş Mehmet arasında bir hısımlık olduğu söylenir. Şeyh Mehmet, Arınç’ın hısımı, dedesi olsa ne yazar!.. Tabii bu, Arınç’ı ilzam etmez ve insanlar babalarının, dedelerinin yaptıklarından sorumlu tutulmazlar. Ve hatta,  “soydur çeker” demek de ayıptır. Ancak, Arınç’ın kriterine göre bu konunun da araştırılması, hakikatlerin ortaya çıkarılması gerek...

***


Benim Arınç’a, babamla ilgisi dolayısıyla cevap hakkım var. Ama bugün Anayasa Mahkemesi yargıcı Sayın Osman Paksüt, Ali Çetinkaya’nın torunu. Anası sevgili arkadaşım İstiklal’i kaybettik. Bu durumda hem Cumhuriyete, Atatürk’e ve hem de İstiklal Mahkemelerine, dedemiz ve babamıza yapılan saldırılara cevap vermek bize düşüyor!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları