Her şey yolundaysa şikâyet niye?

Savaş SÜZAL

Yaklaşık bir aydır Türkiye’deyim. Sizler, aynı, kavanozdaki kurbağa misali durumunuzun farkında değilsiniz. Oysa Türkiye’de öylesine büyük bir değişim ve parçalanma var ki yazmaya sayfalar yetmez.
Türkiye tamamen, Batı’dan ve Avrupa’dan kopmuş durumda. Bindiğiniz araba, kullandığınız telefon, Batı imalatı diye kendinizi Batılı sayma gafletine düşmeyin. İyice Araplaşmışsınız. Mesela Ayvalık’ın turistik adası Cunda’da bile iki önemli balık lokantası içki servisini kesmiş.
Kadın erkek ilişkileri... Türk kadını, nereye doğru sürüklendiğinin farkında bile değil. Eskiden korku belası gizlenen kadına şiddet, günlük havadis. Ampul iktidarına oy veren kadın kendi kaderini kızlarına taşıdıklarının farkında bile değil, kızlarından intikam alır gibiler.
Ayrıca, halk tamamen bölünmüş. İki taraf da birbirinin fikrini, olur mu acaba veya ben mi yanlışım diye dinlemiyor, düşünmüyor. Erdoğan’ı sevenler karşı tarafı, Kemalistler ya da ulusalcılar diye damgalayıp, bugüne kadar ülkenin başına gelenlerden sorumlu tutuyor. Din özgürlüğü bitmiş. Bir mahalle baskısıdır gidiyor. Önümüz Ramazan, eminim birçok turistik bölgede lokantalar kapalı ya da içki satışları yasaklanacak. Beni bilenler bilir, alkolle aram yoktur ama kimsenin içme özgürlüğüne müdahale edilmesini istemem. Asker sivil ilişkileri rezalet durumda. Düşünün bir kere; PKK’ya saldıran bir kıtanın asker ve komutanları tutuklanıyor. Böylesine bir gelişme ardından PKK’nın peşine askerini nasıl sürersin? Yani özetle durum kötü. Mali durum ve pahalılık için artık yazmak bile istemiyorum. Emekliler yaşam kavgasından büyük kentleri terk ediyor.
Hele AKP iktidarının memur ve işçilere önerdiği zam öylesine komik ki yazmaya bile utanıyorum. Sürekli kendisine zam yapıp, yeni uçak otomobil gibi oyuncak alan iktidar, çalışanlarına ters. Fransa’da seçimi kazanan Hollande hükümeti ilk olarak kendi maaşlarını yüzde 30 indirdi. 1980 sonrası gençlik, geçmişi bilmiyor veya bilmek istemiyor. Oysa oynanan oyun 100 senedir hep aynı, yalnız aktörler değişik.
Gelelim dış politikaya. Chicago’daki zirvede Obama meslektaşları ile yaptığı ikili görüşmelerde Erdoğan ile Pakistan’a mesaj yolladığını söylemiş. Aslında dikkatli ve namuslu bir gazeteci Erdoğan’ın Pakistan’da yaptığı konuşmalarda bu mesajı taşıma işini doğruladığını fark ederdi. Haksızlık etmeyelim belki fark ettiler ama yazabilmek yürek meselesi. 
Amerika’da Abdullah Gül’ün maceraları aynen Yılmaz Özdil’in yazdığı gibi gelişti. ABD, bizi ne zaman kafalamak istese Disneyland’a falan götürür şatafatla göz kamaştırmaya çalışır. Chicago’da, öyle oldu. Bayan Obama ile Hayrünnisa Hanım da dans etmiş. Pek de yakışmış yani.
İşin ilginç tarafı, bu aralar nedense AKP’li Bakan ve milletvekilleri ABD’yi ziyaret etmeyi yeğliyor. Gerekçeleri komik olmasına komik de neden kendilerini dışarı atıyorlar, kurcalamak lazım. Acaba bağlılık mı bildiriyorlar, ya da ülkeyi parçalama planları için icazet mi alıyorlar? Kokusu çabuk çıkar. Amerikan basını bizim meslektaşlarımızdan daha namuslu. Bunu son Uludere olayında yaşadık.
Bu arada 10 Haziran’da Washington’da başlayacak olan Türk Amerikan Konseyi biz gazeteciler için ikili ilişkileri değerlendirmek de ölçüdür. Bu toplantılara Amerikan tarafından katılacak yetkili düzeyi çok önemli. Eskiden Başkan yardımcılarının katıldığı bu toplantılara bu kez Amerikan tarafından müsteşar yardımcıları ve Türk lobisi tarafından beslenen bir iki Amerikalı politikacı katılacak. Buna karşılık toplantılarda Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile Davutoğlu Türkiye’nin parlayan yolunu anlatacaklar. Nasıl beğendiniz mi düzeyi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş