Her şeyi tartışmak...

Ahmet SEVGİ

Moda, bir hastalıktır. Kendini daha çok giyim kuşamda gösterir. Üzerlerine hiç de yakışmadığı halde başkalarından farklı görünmek yahut dikkati çekmek amacıyla insanların nasıl gülünç durumlara düştüklerini görüyoruz. Ben bugün bir başka modadan, sözüm ona liberal ve neo-islâmcı aydınların takıldıkları “her şeyi tartışma” modasından söz açmak istiyorum...
Malum gazete ve televizyonlarda arz-ı endâm eden nev-zuhur aydınlar maalesef son yıllarda kendilerini  “her şeyi tartışmak, tarihle yüzleşmek, değişmek, ezber bozmak” modasına kaptırmış durumdalar... Dediğim gibi, moda hastalığına yakalananlar giydiklerinin veya söylediklerinin toplumda müspet anlamda bir karşılığının olup olmadığına bakmazlar. Onlar için önemli olan farklı görünmek, farklı bir şey söylemiş olmaktır. Bizim sözde aydınlar da öyle... Söylediklerinin nereye varacağı, topluma yararlı mı, zararlı mı olacağı hiç umurlarında değil. Bütün dertleri ekranlarda görünmek, gazetelerde bir şeyler karalamak, çok şey biliyor havası estirmek, böylece de keselerini doldurmak, Başbakan’ın yurtdışı gezilerine katılmak, beş yıldızlı otellerde ağırlanmak... Her şeyi tartışa tartışa ülke bölünme noktasına gelmiş, insanlar arasında kutuplaşmalar oluşmuş, kin ve nefret artmış onları ırgalamaz.
İsterseniz bu mahut zevatın bir-iki özelliğini sıralayayım sizlere:
1- Kendilerini beğenmiş ve mağrurdurlar. Eleştirilere kulak tıkarlar. Milliyetçi camiadan gelen uyarılara “parayonaklık” deyip geçerler. Yandaşlarından henüz vicdanı tam körelmemiş kişilerin -pek kaldı mı bilmiyorum- eleştirilerine ise: “Tarihle yüzleşmeden, hesaplaşmadan değişim olmaz. Ufak tefek sancıların yaşanması doğaldır” karşılığını verirler.
2- Hümanisttirler (!) ama Kürd’ü ve Ermeni’yi daha çok severler. Türk’ü sevmek bir yana, ağızlarına bile almazlar, mecbur kalırlarsa  “Türkiyeli” tabirini kullanırlar. Bu yüzdendir ki “yeni anayasa” metninde  “Türk” kelimesinin yer almaması en büyük arzularıdır.
3- Cahildirler, öyle ki yazıp söylediklerine bakınca insanın içinden “Cahilliğin de bir mektebi mi var acaba?” demek geliyor. Sait Paşa:  “Kesb ile tâ o kadar cehl olmaz//Cehlin ol mertebesi sehl olmaz” beytini sanki onlar için söylemiş...
Bu noktada Lâmiî’nin (ö. 1532) “Letâifnâme” sindeki şu hikâyeyi hatırlatmadan geçmek olmaz.
Yarım aydınlar hep bugün olacak değil ya, o gün de varmış. Onlardan birisi büyük âlim pozlarında pür-hiddet çıkar cami kürsüsüne ve:
“Ey cemaat-i Müslimîn, der, maalesef bizden önceki âlimler Kur’ân’ı eleştirel bir gözle okumamışlar. Dolayısıyla, bazı istinsah hatâları var. Bu gün onlardan bir kısmına işâret edeceğim. Lütfen Mushaflarınızı açın ve düzeltin:
1- Bir yerde “İz-nâdâ Mûsâ” denmiş. Mûsâ “nâdân” değildir, “dânâ”dır. Onu “dânâ” yapmak gerekir. (Hoca, “seslendi” anlamına gelen “nâdâ”yı; “câhil” anlamına gelen “nâdân” ile karıştırıyor ve “âlim” demek olan “dânâ” ile değiştirilmesi gerektiğini söylüyor.)
2- Bir yerde “Harra Mûsâ” geçiyor. Har (merkep) Musâ’nın değil, İsâ’nındır. Onun da “Harra İsâ” yapılması lazım. (Burada da bayılıp düşmek anlamına gelen “harra” ile merkep demek olan “har” karıştırılıyor.)
3- Birkaç yerde de “saffen saffen”, “dekkan dekkan” tekrar yazılmış, birerini kaldırmak gerekir. (Hoca, “saf” ile “saf saf” ve “parça” ile “parça parça” arasındaki farkı göremediği için kelimelerden birinin kaldırılması gerektiğini söylüyor.)
Lâmiî tam da bizim nev-zuhur aydınları tasvir ediyor değil mi?
Kısacası; bir aydının yahut bir devlet adamının geçmişte olup bitenleri araştırıp varsa yapılan yanlışlıklardan ders çıkarması başka, akşam sabah o yanlışlıkları teşhir etmesi başka... Şairin dediği gibi; iyi niyetli iseniz, yıkıcı değil yapıcı iseniz, vatanınızı milletinizi seviyorsanız yapacağınız -varsa- kusurları tekmil etmektir. Teşhir etmek bölücülerin ekmeğine yağ sürmektir vesselaaaam:
“Tekmîl-i kusûr etmedir âyîn-i mahabbet//Noksâna nazar eyleyen ahbâb değildir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş