Her şeyi yapıyorlar

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Rum tarafı bir yandan görüşmeler yolu ile meseleyi halletmekten yana olduklarının propagandasını yaparken, diğer yandan uzlaşma yollarını her fırsatta tıkamak için ellerinden geleni  yapmaktadırlar. Geçmişte olduğu gibi, uzlaşmadan yana olduklarını kanıtlamak için  “taktik gereği”  görüşmelere katılırlarken, Türk tarafını uzlaşmaz göstermek için yapmadıkları kalleşlik, tevessül etmedikleri oyun yoktur. Rum yazarlar bile Hristofyas’ın gittiği her yerde ve özellikle son Atina ziyaretinde Sayın Talat’a saldırısını kınamaktadırlar. Biz Sayın Talat’ı  “görüşmelere başladığı tavizkâr çizgi nedeniyle”  eleştirirken Hristofyas, Sayın Talat’ı eski Akel-CTP çizgisine inmediği için hırpalamakta ve onu  “uzlaşmaz kişi”  olarak takdim etmekte, sorun Türkiye’dir, askerdir martavalı ile dünyayı kandırmaya çalışmaktadır. Maksatları Türk tarafını masadan kaçırmaktır. Bize göre bu masaya, taraflar arasında eşitlik tesis etmeden oturulmamalıydı. Geçmişte Kipriyanu ile diğerlerinin oynadıkları oyun bilindiğine göre, bu son safhada bunların kabul edilmeyeceği, başlangıçtan kayda geçirilmeliydi.
Masayı bırakıp, Sayın Talat’ın eşit şart ve statüde ziyaret edemeyeceği makamlara gidip, görüşmelerde ele alınması gereken konularda, Talat’ın arkasında kararlar üretmek bu Bizans oyunlardan bir tanesiydi.  “Egemenlik bendedir”  diyerek, Türk haklarını çiğnercesine petrol araştırmalarına tevessül bu oyunun bir başka ve daha tehlikeli bir safhasıdır. Bu eli kanlı, geçmişi bozuk Rum idaresini  “meşru hükümet” addederek uzlaşma yollarını tıkamış olduklarını halâ teslim etmeyen ABD ve diğerleri bu konuda olsun Hristofyas’a aklını başına toplamasını söylemeyecekler mi?
Şimdi de Avrupa Parlamentosunda Türkiye İlerleme Raporuna  “AB’nin Kıbrıs sorununa ilişkin iki toplum lideri arasında oluşacak herhangi bir anlaşma içeriğini; meydana gelecek herhangi bir anlaşmanın Avrupa muktesebatının dört temel özgürlüğüyle uyum sağlaması gerektiği temel önkoşulu olmasını” da eklemeyi başardıkları ile övünmektedirler. Görüşmelerde ele alınacak temel bir ilkeyi daha böylelikle görüşmeler dışında ve KKTC temsilcilerinin bulunmadığı bir ortamda istedikleri şekle sokuvermişlerdir.
Bu oyunun anlamı nedir? Tek halk, tek egemenlik esasına dayandırılmış olan görüşmelerde Kıbrıs Türklerine özel haklar verilse de, ileride bunlar müktesebat özgürlüğüne uymuyor diye bunların geçersiz addedilmesi ve Kıbrıs Türklerinin sessizce azınlık durumuna düşürülmesi veyahut da  “Kıbrıslılar”  olarak yasalar altındaki eşitliğin ötesinde bir şey beklenemeyeceğidir. Kıbrıslıların istedikleri her yere gidip yerleşme, mal mülk alma haklarının tanınmasıdır. İki kesimliliğin kâğıt üzerinde kalmasıdır. Hristofyas zaten bunun  işaretini çoktan vermiş ve “Türkler yeniden Rumların, Ermenilerin, Maronitlerin, Latinlerin haklarını gölgeleyen haklar beklemesinler”  demişti. Yani, gidilen yol bizi sadece 1974 öncesine değil, Garantilerden de arındırılmış 1960 öncesine götürecek bir yoldur. Biz, bu yolun sonunda Türkiye’den kopma ve teslimiyet vardır derken ezbere konuşmuyor, bazı şeyleri hayal etmiyoruz. Oynanan oyun 45 yaşındadır ve biz bu oyunun her safhasında vardık. Teslim olmadığımız için  “Mr. No”  olduk. Şimdi, görüşmelerin başlatılmış olduğu ABD çizgisi zaten KKTC’den ve egemenlikten vazgeçileceği kabul edilen bir çizgi iken, bir de, azınlık statümüzü iyice tescil edecekleri her şeyi görüşmeleri de bağlayıcı hale getirmektedirler. Hâlâ masadan kalkmamakla mı cevap vereceğiz yoksa bu oyunu oynamaktan vazgeçecek miyiz? Göz göre göre lades olunmaz ki!

Yazarın Diğer Yazıları