Herkes çok şey biliyor ama kimse bir şey bilmiyor!

Altemur KILIÇ

2007 yılında Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçimlerinde bir kriz yaşanmıştı. İddiaya göre, zamanın komutanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmemesi ve   TBMM’de gereken 367 oyun bulunmaması için milletvekillerine baskı yapmışlar ve özellikle, o sırada ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu’ya “telkinde” bulunmuşlar.
Sayın Başbuğ, haklı olarak “Neden şimdi gündeme sokuldu” diye soruyor. Haklı; bu iddialar, şimdi neden birdenbire, derin dondurucudan çıkartıldı ve fırına verildi?..
Olayın odak kişisi Erkan Mumcu “Böyle bir şey olmadı” diyor. Ama Gül ve Erdoğan, “Biz biliyorduk” diyorlar. Yanaşmalar da bunca yıl sonra uyandılar; meğer onlar da bilirlermiş!..
Erdoğan, 367 krizi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde tüm detayları bildiğini ve krizi “Abdullah Gül ile beraber yaşadıklarını” söylüyor. Fakat o “Bunları konuşmanın bize artık çok şey kazandıracağına da inanmıyorum şimdi bulunduğum makam sebebiyle ”derken Gül de, “Hepsini biliyordum ama kimsenin yüzüne vurmadım. Bugün olmasına müsaade etmem” diyor.
Mutlak iktidar ellerinde idi. Öyleyse şimdiye dek neden bir şey yapmadılar da şimdi birden celallendiler; konuyu gündeme getirdiler?
Cevabı açık; Seçimlerden sonra olacaklarda,  Anayasayı değiştirmede, “ 367 rakkası”, 367 milletvekilinin oyu önemli! Bunun için de, “önleyici-uyarı vuruş” yapılıyor... Hem de zaman “vur abalıya”, vur askerlere dönemi!..

***


Türkiye, “sâye-i şâhânede” bir “Korku İmparatorluğu” oldu. Bu zeminde ve zamanda, kaset şantajları, internete “düşüveren” bilgiler, DVD’ler, ses kayıtları harcı âlem. Teknoloji öyle ilerledi ki, “internet ortamında” erkeği kadın yapmak bile mümkün!
 Bu konularda uzman, “Bilgi Sistemleri Danışmanı” bir dostum bana anlattı... Der ki: “Ses teknolojileri özellikle bilgisayar sistemleri ve yazılım sistemleri  çok ilerlemiş durumda. Bilgisayar yazılım ve donanım firmaları ve üniversiteler bu teknolojilere ciddi kaynak ayırmaktalar. Çok çeşitli amaçlar için, örneğin görme özürlülerin bilgisayar kullanımlarına yardımcı olmak amacı ile, ses sanatçılarının eserlerinde mükemmele daha yaklaşabilmeleri için birçok yazılım ve donanım geliştirilmekte... Ayrıca çok daha basit amaçlar için, örneğin internet üzerinde veya telefon ile görüşürken, konuşan kişinin sesini değiştirmek amacı ile yazılmış bazı programlar da mevcut. Hatta ses örneklemesi yapılarak ünlü veya tanıdık bir kişinin sesi taklit edilip, belirli bir metni o kişiymişçesine seslendirmek de bunların arasında yerini almakta. Bu teknolojilerin pek çoğunu internet üzerinde ciddi bir bilgi kaynağı olarak adlandırılan Wikipedia içerisinde toplu olarak görmeniz ve kısa bilgiler alabilirsiniz... Ayrıca çok daha basit bazı ses düzenleme yazılımları ile de pek çok farklı şey yapmak da mümkün. Örneğin, sesinizin kaydedildiği bir konuşma temel alınarak, bu kayıt içerisinde bazı cümle veya kelimeleriniz kesilip, ardı ardına sıralanmak ve değiştirilip, çok farklı anlamlar, başka cümleler oluşturmak çok basit olarak yapılabilmekte. Bu tarz yapılan işlemler istenmese de son oluşturulan ses dosyasında küçük de olsa izler bırakabilmekte.”
Uzman, Sayın Başbuğ, Sayın Karadayı’ya ait olduğu iddia edilen DVD kayıtlarında bu tarz işlemler yapıldığı iddiasını örnekler vererek kanıtlıyor: “Sesler, zaman zaman kesilmelere uğramış ve aralara eklentiler yapılmış... Mesela ‘Nereye gidiyorsunuz’ sözlerinden, ‘Türkiye nereye gidiyor, cümlesini türetmek çok kolay’ diyor. Ve sonuç olarak tavsiye ediyor:” İnternette yayımlanmış bu tarz bir ses kaydının eksiksiz, kesintisiz ve eklentisiz olup olmadığı, daha uygun teknolojik olarak gelişkin imkânlarla araştırılmalıdır. Bu teknolojik imkânlar, gerek Türk üniversitelerinde gerekse ses teknolojileri ile ilgilenen firmaların elinde mevcuttur.

***


Evet, uzmanlar böyle diyorlar. Ve “Türkiye nereye gidiyor?” Diğer ülkelerde, Amerika’da, Fransa’da, Almanya’da, İngiltere’de ileri teknoloji ve uzmanları var... Neden oralarda, bu imkânlar, politikada bizimki gibi pervasızca  kullanılamıyor? Çünkü buna ahlakî zemin yok. Türkiye’de ise, zaman müsait, “ahlaki zemin de” çok mümbit...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş