Hesaplaşmak helâlleşmek

A+A-
Altemur KILIÇ

“Helâl olsun” demek, ölenin arkasından  “haklarımızı helâl ederiz” demektir. Hakları helâl etmek, mübarek dinimizin en güzel, en anlamlı bir vecibesidir...Erdoğan da seçim zaferinden sonra, muhalifleri ve hasımlarıyla helâlleşiyor, muzaffer bir komutan gibi onları bağışlıyor. Muhalefet liderlerine, mensuplarına ve gazetecilere açtığı davaları geriye çekiyor... Doğrusu güzel bir jest. Samimi olduğu farz edilirse ve arkasının geleceğinden emin olursak, bu hareketi ülkenin havasını temizler ve gerçekten “ak” bir sayfa açılır!.. Ancak “bağışlamak” ulûfe olmamalı, “hesaplaşmaya” engel olmamalı.Gerçekleri unutmaya yol açmamalı! Devlet Bahçeli’nin söylediği gibi, “Gerçekler başarı halısının altına süpürülemez!..”

***


Bu acı gerçeklerden en büyüğü, ülkenin üzerine çöken  “Ergenekon” süreci...Her gün yeni iddialarla biraz daha dallanıp budaklanan ve içinden çıkılmaz hale gelen bu kâbustan ve araçlarından arındırılmak gerekiyor. Eğer Erdoğan, gerçekten helâlleşmek ve yeni beyaz bir sayfa açmak istiyorsa, bu “süreci ” sona erdirmelidir...
Bu görev aslında Devletin, Cumhurun başına Abdullah Gül’e düşer. Ama onun eli mahkûm!..

***


Davalar, hükümler geciktikçe, bu ülkeye, bu millete yarardan fazla zarar veriyor! Eski Yunan trajedilerinde, konu içinden çıkılmaz hale gelince yazar, sahneye tanrısal bir “makine” indirir, “oyunu” bitirirdi. Şimdi bu tarihi fırsat ve güç, Erdoğan’ın elinde!.. Yıllardır mahkûm olmadan tutuklu askerlerle, gazetecilerle, profesörlerle de helâlleşse, bu “jestten” öte, ne olumlu bir hareket olur!.. Böyle yapıp bir devlet adamı gibi davranırsa, bütün millet, ona haklarını helâl eder; mağdurlar ve aileleri de helâl ederler, ben de helâl ederim!
Ama galiba, boşuna yazıyorum; Erdoğan’ın “gücü” var da “gönlü” yok... Bu “süreçten” güç almayı sürdürecektir. Bu iddialar onun için hitabet malzemesi olmaya devam edecektir!..
Tuhaf değil mi... Apo’ya, PKK’lılara “genel aftan” söz ediliyor da kimsenin aklına, Erdoğan ve danışmanlarının aklına ülkemizi rahatlatacak bir “helâlleşme” gelmiyor...

***


Tam bu sırada, Hocaefendiye çok yakın yazarlardan, Zaman Başyazarı Hüseyin Gülerce’den ilgi çekici bir itiraf geldi. Özetle, “Erdoğan’ın zaferinde”  Hocaefendinin  “katkılarını” belirtiyor... Özetle “Bu zafer sadece senin değil” demeye getiriyor... Zaten biliyorduk; böylece tescil edilmiş oldu..

***


Gülerce bu yazısında, “Yeni bir Türkiye var artık. Muhafazakâr demokrat zihniyetin dinamizmi, ancak hoşgörüye, uzlaşmaya dayanan ileri bir demokrasiden güç alabilir” dedikten sonra şunları söylüyor: “Sayın Erdoğan’ın ustalık döneminin ilk iki sınavı yeni kabinenin teşkili ve yaklaşan Yüksek Askerî Şûra çalışmalarıdır. Ustalık döneminin başlangıcını test etme fırsatını böylece bulmuş olacağız.”
Gördünüz mü olay mahalline bırakılmış “Vehbinin kerrakesini” !!!
Gülerce ve ustası acaba Yüksek Askeri Şûra’dan neler bekliyorlar, neler umuyorlar?!! Herhalde TSK ile “helâlleşmeyi” değil, Orduya bır darbe daha vurulmasını!..

***


Gülerce, şimdilik önemli bir beklentiden özenle söz etmiyor; “Yeni Anayasada” vatandaşlık tanımı nasıl olacak; “Türklük” kalacak mı?..
Melih Aşık bam teline basmış. Hatırlatıyor:
“Tayyip Erdoğan ’Balkon Konuşması’nda sık sık ve üzerine basarak milletim ve milletimiz sözcüklerini kullandı... Ancak adını koymadı, hiç ’Türk milleti’demedi. Erdoğan bu deyimi kullanmamaya özen gösteriyor... Aynı şekilde Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağzından da ’Türk milleti’sözü çıkmıyor. O kadar ki CHP’nin 135 sayfalık seçim bildirgesinde ’Türk milleti’deyimi bir kez olsun geçmiyor... Bir demecinde ’Kürt demiyorum ama Türk de demiyorum’ifadesiyle ’Türk’ü aynen Erdoğan gibi sadece etnik grup saydığı anlaşılıyor!..”
Ben de kardeşim Melih’le birlikte soruyorum: “Bu milletin bir adı olmayacak mı? Öyle ya. Rus milleti var, Alman, Fransız, İngiliz milleti” ; hatta binbir çeşit etnik gruptan oluşan Amerika’da halk “Amerikalı” !.. “Anayasal vatandaşlar” değil... “Amerikan” milleti Amerikan olmakla övünür!
 Ama Türkiye’de “Türk” , alt kimliklerden biri. Vatandaşlık da artık  “Anayasal” olacak! Evet biz, kimleriz?..  “Altaylar’dan gelen erler” dik; şimdi kimiz?.. Nesebimiz belli değil mi?.. Altaylar’dan geldik ama şimdi nerelere gidiyoruz?!! Nerelere götürülüyoruz?!!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları