Hesaplaşmak yahut yüzleşmek...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Kılıçlarını bileyip köşe başlarını tutmuşlar. Seslerinin gür çıkışına, etrafa tepeden bakışlarına, üsluplarındaki mağrûriyete bakılırsa arpaları bol... Yazıp çizdikleri de bir şey olsa, topu topu iki kelimeden ibaret: Hesaplaşmak ve yüzleşmek... Gazete köşelerinde yazdıkları yetmiyormuş gibi akşamları da evlerimize -davetsiz- misafir oluyorlar. Bozuk plak misali aynı şeyleri tekrarlayıp duruyorlar: Tarihimizle hesaplaşmadan değişim olmazmış. Geçmişimizle yüzleşmekten korkmamalıymışız... Üzülerek belirtelim ki halkımız da okunan bu mavallara inanmaya başladı.
İsterseniz önce malum zevatın mal bulmuş mağribî gibi sarıldığı, anlata anlata bitiremediği “hesaplaşmak” ve “yüzleşmek” kelimelerinin çağrışımlarına bir göz atalım.
Sözlükler “hesaplaşma”yı: “Birinden, daha önce kendisine yapılmış olan ve içinde yer eden bir olayın hesabını sormak, tartışmalı bir işin çekişmesini yapmak, kozunu paylaşmak”, “yüzleşme”yi de: “Aynı şeyi biri iddia, öteki inkâr eden iki tarafın yüz yüze gelip birbirini susturmaya çalışması” diye açıklıyor.
Görüldüğü gibi her iki kavram da (hesaplaşmak-yüzleşmek) kavga etmeyi, aradaki anlaşmazlığı zora başvurarak çözmeye kalkmayı çağrıştırıyor... Son zamanlarda şahit olduğumuz insanlar arasındaki cepheleşme, ayrılıkçı söylemlerin artması durup dururken ortaya çıkmadı her halde? Yalaka aydınlarımız zil takıp oynasalar yeridir. Zira hedeflerine adım adım yaklaşıyorlar.
Bu söylediklerimize dudak büken, en azından sözlerimizi abartılı bulanlar çıkacaktır elbet. Yapılan menfî propagandalardan etkilenmemek her yiğidin kârı değil.
Maalesef insan, içinde bulunduğu ortamın olumsuzluklarını pek fark edemiyor. Bu gerçeği Fakültede öğrencilere şöyle bir örnekle açıklamaya çalışırım: “Çocuklar, bu sınıfta kaç kişi varız? En az 70 kişi değil mi? Yarım saattir buradayız. Doğal olarak bu sınıfın havası kirli ama bizler hissetmiyoruz. Lakin dışarıdan birisi gelse buradaki havanın kirli olduğunu hemen fark eder. Aynı şekilde, içinde bulunduğunuz cemaatin yahut benimsediğiniz siyasî görüşün eksiklerini de göremezsiniz. Bu sebeple ara sıra, dâhil olduğunuz cemaate, sempati duyduğunuz topluluğa dışarıdan, sade bir vatandaş gözüyle bakmaya çalışın. Objektif olabilmenin, doğruyu görebilmenin, fanatizmden uzak durabilmenin metotlarından biri de budur...”
Aynı metodu halkımıza da tavsiye ediyorum. Yani benimsedikleri siyasî görüşe veya gönül verdikleri cemaate sıradan bir vatandaş olarak dışarıdan bakmayı denesinler. Eminim bazı şeylerin anlatılanlardan çok farklı olduğunu göreceklerdir. Akıllı bir adama kırk kere deli denirse deli olurmuş, derler. O hesap, millet olarak öyle bir beyin yıkama operasyonuna tabi tutulduk ki etkilenmemek mümkün değil. Bir gün bakıyorsunuz falan gizli tanığın ifadesi doğrultusunda filan yerde kazı yapılıp silah aranıyor. Öbür gün bilmem nerede kazı yapılırken kemik parçaları çıkmış oluyor. Nedir bunlar? Cevap hazır: Derin devletin işlediği fâili meçhul cinayetlere kurban giden insanların kemikleri, silahlar da canilerin cephaneliği... Bilmeyen de zannediyor ki devletin işi gücü yok, adam öldürtüyor, silah gömüyor. Gerçi birkaç gün sonra olayın gerçek yüzü ortaya çıkıyor ama dinleyen kim? Yandaş aydınlar gazete köşelerinde ve açık oturumlarda faturayı çoktan devlete kesmiş oluyorlar.
Hiç şüpheniz olmasın, malum zevat bütün bu mavalları maddî menfaatleri için okuyorlar. Geçen günlerde çalıştığı mevkûteden kovulan zatın gazetelerdeki cıyaklarından ders çıkarmak gerekmez mi?
Kısacası; hesaplaşarak, yüzleşerek, saç saça baş başa kavga ederek, kabuk bağlamış yaraları deşerek barış ve demokrasi sağlanamaz. Vatanını seven ve birlikte yaşamak isteyenlere hesaplaşmak değil, helâlleşmek yakışır. Bunun aksini iddia edenlerin yalanlarına kanmayın. Onların iyi niyetli olmaları mümkün değil...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları