Hiç kazanamazlarsa da onlar hep direnecekler

Hiç kazanamazlarsa da onlar hep direnecekler
Adnan İslamoğulları, "Bizimkisi Bir Ocak Hikâyesi" adlı yeni kitabında 12 Eylül darbesiyle ocaklarına ateş düşmüş, ateş gibi ama ate­şi yalnızca kendisini yakan gençlerin gerçek hikâyesini zaman tünelinden günümüze taşıyor.

Yazıldığı dönemde Ülkücü Hareket'in hemen tüm yayınlarında yer bulup yankı yaratmış "Adnan İslamoğulları yazıları"nın seçme satırları "Bizimkisi Bir Ocak Hikâyesi" ile vücut bulurken okurlarını da "titreyip kendine döndüren" etkisiyle dikkat çekiyor. İslamoğulları'nın 1980-2016 yılları arasındaki süreçteki yolculuğu bu yolun yolcularına yeniden hatırlattığı "Bizimkisi Bir Ocak Hikâyesi"ni onu en yakından tanıyan o günlerin şahitlerinden, kalem ve dava arkadaşı Servet Avcı şu cümlelerle takdim ediyor:

Her biri aynı zamanda 'son söz' olan yazılara 'ön söz' yazmak ne zor bir iş… Bizimkisi Bir Ocak Hikâyesi… Aslında bir nesil adına, hem 'kaybolan yıllarını arayanlar'ın, hem de 'Ali kaybettiğinde bütün iyilerin kaybettiğine inananlar'ın hikâyesi… Bir o kadar da, insanlığın değerleri, galiplerin galibiyetleri üzerinden değil, mağlupların hasletleri ve ahlâkları üzerinden yükselecek diyenler'in inatla taşları yontması…En önemlisi ise, 'haksızlık karşısında kanaması durmayan vicdanlar'ın çığlığı…

Başkalarının 'transformasyon'u doyasıya yaşadığı yıllarda boğazdan geçmeyen bir kestane şekeriydi hayat… Çelimsiz vücutlarıyla, darbenin altında kalmış ülkülerini omuzlamaya çalışan, bir yandan da kendi yaralarını sarıp sarmalarken birbirlerine tutunup ayağa kalkmaya gayret eden, mütevekkil, yorgun ama ümitli insanların hayatıydı bu.

Darbenin tahripkârlığından daha beter yaralar açan derin hayal kırıklıkları… Gencecik insanların yüzlerine "Siz hâlâ burada mısınız, bu işler bitti" denilerek sertçe kapanan kapılar… Zindanlarda örselenen bedenlerden daha çok dışarıda örselenen kalpler… Ümidini diri tutmak isteyen bir neslin, 'dört eğilimli' nispî refah yıllarında, yine cam kırıkları üzerinde ayakta durmak için verdiği asil mücadele… İçinde 'korku'ya pek yer olmayan ama 'ümit'le 'hayal kırıklıkları'nın birbirini takip ettiği bir hikâye bu.

Yokluğun samimiyetle paylaşıldığı siyah-beyaz yıllardan, varlığın ve siyâsetin kirlettiği renkli ama ruhu darbelenmiş yıllara ayna tutan bir çalışma: Bizimkisi Bir Ocak hikâyesi… Okurken, sanki aile albümümüze göz gezdiriyormuş hissiyatı uyandıran bir vesika… İçine Galip Erdem sinmiş, o sinince de hepimizin eli tutulmuş gibi hissedebileceğimiz bir liman sanki…

Bu hikâye, sanki bir neslin ortak sicil kaydı… Sanki bir radyodan türkü ister gibi, hepimizin birbirimizden habersiz şekilde aynı türküyü tutturabileceği müktesebat ve düşünce ortaklığı… Sanki 'kimlerle haşrolunmak istersiniz?' diye sorulsa verebileceğimiz ortak cevap… Ve belki de 'hiç kazanamayacaklar'ın ama hep direneceklerin hikâyesi… Şanla, şerefle, izzetle, haysiyetle yazılmış, içinde hayal kırıklıkları ve ihanetlerin de bulunduğu bu hikâye, haksızlık karşısında susmayanların, ülkeleri için kendilerini yakanların, Kızılelma ülküsünü emanet gibi taşıyıp gelecek nesillere aktarma kavgasından vazgeçmeyenlerin geleceğe fırlattıkları izdüşümdür.

Ötüken Neşriyat Tel:(0212) 251 03 50

***

Rakamların harika diyarı

Şahin Koçak ve Vakıf Cafer'in kaleme alıp Mustafa toprak'ın resimlediği "Kareli ve Küplü Şeylerin Serüveni" adlıBu kitapta ikinci ve üçüncü dereceden denklemlerin MÖ 2000'lerden, MS 16. yüzyıla kadar yayılan uzun ve ilginç serüveni çok akıcı ve eğlenceli bir dille aktarılıyor. Sümerler, Babilliler, Eski Yunanlar, Erken İslam Dünyası, Rönesans İtalyası gibi büyük uygarlıklar acaba neden bu denklemlerle uğraştılar? Bu denklemlerin önemli ve vazgeçilmez bir uygulama değerleri de yok. O zaman bu uğraşın nedeni sadece entelektüel bir merak mı idi? Dindirilemeyen bir merak? Bazen hırsa dönüşen? Ama karesi iki olan bir sayıyı bulmak isteyenler yeni dünyalar yarattılar. İkinci dereceden denklemleri çözenler, üçüncü dereceyi çözmek istedi. Üçüncüyü çözen dördüncüyü, dördüncüyü çözen beşinciyi çözmek istedi. Beşinciyi çözemeyen, neden çözemediğini anlamak istedi. Neden çözemediğini anlayan, açlıktan ölse bile başka şeyleri daha iyi anladı. Onun anladığını anlayan, daha başka şeyleri de anladı ve matematik denilen harikalar diyarı işte biraz da böyle oluştu.

TÜBİTAK Yayınları Tel:(0312) 298 96 61

***

Mermere kazınan  kutlu inanç

Bektaşîlerce "Nasipsiz Bektaşî" olarak nitelendirilen Dr. A. Yılmaz Soyyer'in yeni bir çalışması: "Şu Bizim Bektaşîler" Nasip ya da ikrar, Bektaşî olabilmenin ilk adımındaki törendir ve Bektaşîler bu "Nasipsiz Bektaşî" nitelendirmesiyle Dr. A. Yılmaz Soyyer'i ne kadar da benimsediklerini ortaya koymakta; bir nasip âyininden geçmemesine rağmen fahri olarak kendilerinden saymaktadırlar. Kitabın tamamında ya 19. Yüzyıl mezar taşlarından ya da muhtelif el yazması eserlerden yola çıkılarak "Bektaşî yolu"na dâir mühim meseleler ele alınmaktadır. Yazma eserlerden elde edilen veriler genç nesillerin rahatlıkla anlayabilmesi için mümkün mertebe sadeleştirilmişt. Bu ilmî eser okurlarını 19. Yüzyıl Bektaşî tekkelerine ve mezarlıklarına götürüp inancın mermer taşa kazınışına şâhitlik ettiriyor. A. Yılmaz Soyyer, "Çerağlar Uyanırken" ve "Semah Aşka Doğrudur" adlı ve yine Bektaşîlik Bektaşîlik konulu iki romanından sonra, "Şu Bizim Bektaşîler"  adlı çalışmasıyla bu defa ilmî bir kitapla okuyucunun karşısına çıkıyor. Kitaptaki bazı önemli konu başlıkları şöyle:

*Yol nedir? *Yolu anlamak *Yol ehlini anlamak *Yol'un temel kavramları *Bir mücessem sır mürşid *Vahdet-i vücud anlayışı *Yol'un sonu: Mukaddes ocak kapatılıyor *Ali Babanın yolu *18-19. yüzyıllarda Kızıldeli Bektaşî Ocağı *Sohbetler *Giridli Ali Babadan dua *Ehl-i beytin yüceliği *Dost olmak ve yüz çevirmek (tevella ve teberra) *Bu yolun sırları *Kur'an, insan ve sırları *Yumurta ve kuş örneği *İkilik yok birlik var *Elestbezmi *Biz seni âlemlere rahmet olarak yarattık *Adem ve Havva kıssasının hikmeti *Nefsini bilen rabbini bilir *Kur'an *Miraç, Hz. Muhammed ve Hz. Ali *Allah'a yönelme *Ene'l-hak *Nefis *Yolun uluları

Post Kitap Tel:(0212) 512 70 20

***

Sihirli dünyada

Chris Colfer'in Masallar Diyarı dizisinin ilk kitabı "Dilek Büyüsü"ndeki sihir âleminde, Disney'in hayal ettiğinden çok daha fazlası var: Alex ve Conner Bailey'nin dünyası değişmek üzere! Babaanneleri onlara aile yadigârı eski bir peri masalı kitabı verdiğinde Alex ile Conner tüm hayallerinin ötesinde bir dünyaya, peri masallarının gerçek olduğu Masallar Diyarı'na yolculuk edeceklerinden habersizdirler. Ama Masallar Diyarı, ikizlerin dinlediği masallardan daha gerçek, karanlık ve kötülüğün kol gezdiği bir dünya mıdır yoksa?

Bilgi Yayınevi Tel:(0312) 434 49 98

 

 

 

***

Martıyı kurtarmak

Hayata muzipçe göz kırpan bu kitabında Doğan Gündüz, bir martının hayatını kurtarmak için çırpınan bir çocuğun iç dünyasındaki salınımları, kararlılığını ve yetişkinler dünyasına bakışını anlatıyor. İranlı sanatçı Vaghar Aghaei'nin desenleriyle renklenen "Bisküvi Kutusundaki Martı", 8 yaş ve üstü tüm çocuklar için raflarda yerini aldı. Yetişkinleri önyargılarından uzaklaştırıp, bisküvi kutusunda bir martı olduğuna inandırabilmek zor iş. Daha da zoru, denize düşen bir martıyı ait olduğu yere, gökyüzüne kavuşturmak.

Can Çocuk Yayınları Tel:(0212) 252 56 75

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş