"Hilmi Özkök Paşa" vakası

Altemur KILIÇ

Ordumu gözüm gibi severim ve bazılarının dediği gibi, hem Atatürk milliyetçisi, hem de  “askerciyim” ... İkisi, birbirlerinden ayrılmayacağına, Türk Ordusu’nun  “millet ordusu”  -milletin de   “Ordu millet” olduğuna inanırım!
Türk Ordusu’nun subaylarında, komutanlarında,   “Atatürkçülük”  önde gelen vasıftır. Harp Okulu yoklamalarında “Mustafa Kemal”  denince, bütün öğrenciler, içtenlikle, “Burada”  diye haykırırlar! Bu, parayla satın alınamayacak, silah ve teknolojiden de üstün bir gücümüzdür. Bu böyle olduğu için de, içeriden ve dışarıdan ülkemizin kötülüğünü isteyenler, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için silahla yapamadıklarını hile ve desiseyle ve de şimdilerde, “özel teknolojiyle” yapmak istiyorlar... “Ergenekon kapsamında” , başarıya da ulaşmaktalar!
Türkiye Cumhuriyeti’nin, bugün, dışarıdan ve içeriden, en ağır tehditler altında bulunduğu şu bağlamda, ordu, maalesef, etkisiz hale getirilmiş görünüyor! Genelkurmay, bu en hayati konumuzda, “Kürdistan gelişmeleri” karşısında sessiz kalmakta; “muhtıra-darbe” denir diye!
Ve bu kapsamda, eski Genelkurmay başkanlarından emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün  “tanık olarak”  sorguya çekilmesi söz konusu. Kendileri;  “Davet edilirsem giderim”  diyor... Gerçekten, davet edilir, sorguya çekilirse, “kapı aralanırsa” , Orgeneral Kıvrıkoğlu, Orgeneral Karadayı ve Orgeneral Bir,  “ifade vermek” ve hatta sonra da  “yargılanmak” üzere, neden “içeri alınmasınlar” ? En büyük “şeytan” saydıkları ordunun bacağını kırdılar, bir kere!

Askerlik ve demokrasi
 
Sayın Özkök, Fikret Bila’ya; “Genç subaylar artık daha demokratik düşünüyor.  NATO’da görev yapmak subayların ufkunu açıyor. Dünyayı daha doğru anlamalarını, olayları daha iyi izlemelerini sağlıyor” buyurmuşlar... Bir defa  “daha demokratik” ne demek? “Demokratiklik” bir politika vasfıdır.
Açık söylemeli, savaşta ve karargâhta  “demokrasi ve demokratik yöntemler” eşyanın tabiatına aykırıdır; kararlar “oylama sonucu”  verilmez. Öneriler yapılır, yöntemler tartışılır, ama son karar komutanındır, “emir demiri keser”. “Emret komutanım” son sözdür. Ve bu söz, diğer NATO ülkeleri subaylarından, bizim subaylarımızı ayıran sözdür.  
Kısacası paşa “subaylar daha çağdaş yetişiyorlar”  dese bir bakıma doğru olabilir, ama  “daha demokratik” ne anlamda?
Basında, TSK’ya yönelik ilk açık saldırıyı Mehmet Ali Birand, 1987’de yayımlanan  “Emret Komutanım”  kitabıyla yapmış, aklınca komutanları ve orduyu eleştirmişti! O ve benzerleri, yılmadılar ve işler bu noktaya geldi; TSK düşmanlığı artık ayyuka çıktı. 
Bu münasebetle sayın Hilmi Özkök’e sormak isterim: Türk subaylarının “demokratik düşünmeleri” mi, yoksa “Atatürkçü düşünmeleri” mi önemli? Son tahlilde,  “demokrasi”  diye -Liboşların istedikleri gibi-  “Atatürkçülükten”  ve Cumhuriyet’inden vaz mı geçilmeli!

Özkök öncesinde

Son yıllarda, Özkök öncesinde, hatta NATO öncesinde, büyük bir gelişme, değişim oldu. Subaylarımızın eğitimi çok yüksek düzeye çıkarıldı... Subaylarımız başka ülkelerin subaylarının da üstünde, en az bir yabancı dil bilen, “master” hatta doktora düzeyinde  “askerlerdir” .Bu devrimin başını çeken rahmetli Doğu Aktulga Paşa idi!
Bu değişim subaylarımızın Atatürkçüler olarak yetiştirilmelerine engel olmadı: Aksine ve şimdiye kadar, subayların astsubayların eğitimine, üniversitelerde olduğu gibi, gençlerin akıllarını karıştıran, beyinlerini yıkayan, malum liberal, sözde aydın öğretim üyelerinin, el atmalarına imkân verilmemişti... Bundan sonra, “demokratiklik” uğruna, bu yapılırsa, vay halimize!

Özkök ve Ergenekon

Ne yalan söylemeli, ben Hilmi Özkök Paşa’dan hiç hazzedemedim. Atatürkçü düşünceyi ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak direktifini, AB kriterleriyle eş tutmasını, kınadım, “Türk generalin liberali olmaz” edim ve orduda, tersine bir dönemin başladığına işaret ettim. Ayrılınca da “Oh” dedim. Bütün liboşların Özkök’ü sevmeleri, Erdoğan’ın ona “Hocam” demesi boşuna mıydı?
Paşa, zamanındaki darbe girişimleri konusunda muğlâk konuşuyor, “Vardı da diyemem, yoktu da diyemem”  diyor.
Cüneyt Arcayürek gibi ben de sorarım:
“Özkök Paşa’nın darbe girişimlerinden haberdar olduğu söylendiğine göre, neden o komutanları görevden almak için girişimde bulunmadı veya ’Başbakan’a bizim yapıda bu tür gelişmeler var’ demedi?”  İfadesini verdiğinde öğreniriz! 
Benim de, Emekli Orgeneral -eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e bir sorum var: Bugünlerde “Ergenekon Kapsamında”  ve medyada, Türk ordusunun yıpratılması, ordu komutanlarından astsubaylara kadar mensuplarının aşağılanması konusunda ne düşünüyorsunuz? Mensubu olduğunuz o yüce ocağa sahip çıkmak demokrasiye aykırı mı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş