Hırant Dink Davası-Milliyetçilik

A+A-
Afet ILGAZ

Hırant Dink davasının 14’üncü duruşması Pazartesi günü yapıldı ve Ekim ayına ertelendi.
Bu cinayetin işlendiği günlerde de yazmıştım. Bu cinayet, milliyetçi duygularla işlenmiş bir cinayet değildir asla. Tam tersine milliyetçiliğin yükselişini önlemek için düzenlenmiştir.
Onlar Türk milliyetçiliğini veya Atatürk milliyetçiliğini nationalizmleriyle özdeşleştirerek kirletmek isterler. Oysa Türk milliyetçiliğinde fark gözetilmeksizin millet olmak gibi ırkçılığa yani onların nationalizm anlayışına ters bir durum vardır.
Bizim milliyetçiliğimiz hep savunma amaçlı ve “hak” eksenli olmuştur. Biraz duygusal yazarsak, sınırlarımızın dışında kalmış kardeşlerimizle aramızdaki özleyiş bağı da bizim milliyetçiliğimizin bir yanını oluşturur.
Bu duygular, bu fikriyat, ne yaparsanız yapın hep diri, canlı ve heyecanlı olmuştur. Vatanın en dar zamanlarında kitleleri uyaracak, harekete geçirecek duygular ve fikriyat da budur. Bu yüzden işte şimdi vatanın dar zamanlarıdır ve bu yükseliş Atatürk milliyetçiliğinin yükselişi durdurulmak istenmiştir.

***

Eski istihbaratçı Sabri Uzun’u dinlemek istemiyorlar. Trabzon emniyetinin muhbiri Erhan Tuncel’in savunmasında da ilginç bir talep var. Tuncel de:
 “Telefon ve internet kayıtlarım var. Dört görüşme yaptım. Bunlar çıkarılmıyor. Bu konuşmalarda Dink’in öldürüleceğini hem de nasıl ve nerede öldürüleceğini bildirdim”  diyor.
Geçenlerde bir toplantıda da “Milliyetçilik”  üzerinde durulmuştu. Eleştiri anlamında durulmuştu. Abant toplantısıydı galiba.
Eski istihbarat başkanı Sabri Uzun da  “O rapor elime geçseydi bu cinayet işlenmemiş olurdu”  diyor.
Davanın en ilginç olayı da Dink Ailesinin avukatının evinde, asılı bulunarak intihar etmiş olması!
Dikkati çeken bir başka ilginç durum da, davanın Ergenekon’la irtibatlandırılması. Sayılan isimlere baktım da içlerinde gıyaben sadece Avukat Kemal Kerinçsiz’i tanıyorum. O da Sevgi Erenerol ve Muzaffer Tekin’le, Türkiye için kaygılandıkları bazı hassas vakalarda protestolarda bulunmalarıydı. Protesto hassasiyetiyle cinayet veya suikast arasında nasıl bir ilgi kurulabilir?


 

Başbakan herkesi suçladı
Mavi Marmara olayında vefat eden 17 yaşındaki genç, Amerikan vatandaşıymış da Amerika neden vatandaşına sahip çıkmamış.
Birçok AB ülkesi de neden terörist ilan ettikleri halde PKK’yı besler ve desteklerler, yakaladıklarını iade etmezlermiş?
İnsan kulaklarına inanamıyor. Bu suçlamalar hiçbir şey yapmamakla eş anlamlıdır. Çünkü bunları yapar ve sonra unutursunuz. Oysa ayinesi iştir kişinin lâfâ bakılmaz. Bu konuda bir şeyler yapacak olan siyasi başarıyı göstermesi beklenen sizsiniz. Çünkü bu ülkenin, yani hadiselerin olduğu ülkenin başbakanı ve hükümeti sizsiniz. Ya da olayların çıkmaması için, krizlerin çıkmaması için, tedbir alması gereken de sizsiniz. Tedbir alma, hadiseler olduktan sonra es gürle, tehdit et, kabadayılık göster ama sonuç olarak hiçbir şey kazanmadığın gibi, işler daha da sarpa sarsın. Şimdi gençler bu durumlarda “İnanmıyorum” diye özel bir ahenkle duruma itiraz ediyorlar. Ben de inanmıyorum!

Yazarın Diğer Yazıları