Hisseli şayialar ülkesi

Altemur KILIÇ

Çok merak ettiğim bazı şeyler var... Bu yazımda onları soruyorum... Cevapları verilirse memnun olacağım. Çünkü bazı konular ortaya atıldıktan sonra muğlak ve müphem kalınca bu tohumlar zararlı bitkiler üretiyor. Ülkenin, zaten Ergenekon iddialarıyla bozulan havasını zehirliyor...

APO neden idam edilmedi?
İlk ve en önemli ricam MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’den... Son zamanlarda, çok doğru, güzel ve yiğitçe şeyler söylüyor ve benim de gönlüme bu “kahtı-rical” döneminde su serpiyor. Kendilerinin de tespit ettikleri gibi bugün Türklüğün varoluşu, terörün, PKK’nın bitirilmesine ve “Kürt sorununun” kökünden çözülmesine bağlı... Sayın Bahçeli’nin bu konudaki önerileri de çok
yerinde...
“Kürt Sorunun” aslında, 27 Mayıs darbesinden sonra “cadı kazanında” kaynatıldığı ve 1980’lerde Abdullah Öcalan’ın PKK’nın  başında sahneye çıkmasıyla terörün başladığı malum. Yani, terörün başı da ortası da o ve bugüne gelindiğinde de APO! Bir muammalar ve gafletler sarmalı... APO konusunda çok spekülasyonlar ve sırlar var...
1999’da yakalandıktan sonra, teamül ve hukuk açısından ve ülke çıkarları açısından zorunlu iken neden idam edilmediği ve bugüne kadar muhafaza edildiği de çağımızın en büyük esrarı.
Bir rivayete göre “idam edilseymiş kahraman olarak anılırmış.” Peki şimdi ne oldu? Evet bakın Şeyh Said kahraman gibi anılıyor ama son tahlilde ne yazar...
Tabii, bu esrarın asıl büyük parçası, ABD neden idam edilmemesi şartı  koştu ve neden bu şart sorgusuz sualsiz kabul edildi ve adam bugün başımızın en büyük belası oldu! Bence idam hükmünün hukuka ve teamüllere aykırı olarak rafa kaldırılması bugünlere kadar süren gafletin en önemli halkası. Sayın Bahçeli bu kararı veren Ecevit Hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak bu karara ve hataya ortak olmuştu. Nitekim Erdoğan, şimdi onun yüzüne vuruyor. Sayın Bahçeli’nin APO’nun sağ tutulmasını istemeyeceğinden eminim... O da bunun kötü neticelerini her halde öngörmüştür. Ama karara iştirak etmesinin herhalde bir “sebebi hikmeti devleti” vardır. Ancak bu artık sır olmaktan çoktan çıkmış olsa gerek... Eğer sebep, ABD’nin maksadı açıklanırsa ve Sayın Bahçeli bir devlet adamı olarak bunu yaparsa sadece APO muamması değil, bugün olanların ve olacakların da şifreleri, ABD’nin entrikaları da ortaya çıkar. Naçizane, Sayın Bahçeli’den bu muammayı çözmesini bekliyorum... Bütün Türkler  bekliyor.
Türkiye bir şayialar ve şüpheler ülkesi oldu. Birisi ortaya bir şüphe atıyor sinirler allak bullak ediliyor.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin Abant Platformu’nda 1995’deki suikastlardan; Eşref Bitlis’in, Bahriye Üçok’un, Uğur Mumcu’nun ve Turgut Özal’ın şüpheli ölümlerinden söz etmiş... Doğru; hepsi şüphe ve spekülasyonlara açık... Bir gazetecinin, bir araştırmacı yazarın bunları sorgulaması da, gerçeklerin ortaya çıkarılması da lazım. Ama halen bütün devlet arşivleri elinde bulunan Adalet Bakanı Sadullah Ergin ortaya böylesine zehirli şüphe tohumları atıyorsa yanlıştan öte Türkiye’yi daha fazla zehirleyecektir... Adalet Bakanı mevkiinde bulunan zatın bu sorulara kendisinin somut cevaplar vermesi gerekir. Veremiyorsa da  susmalıdır. Eğer bu ölümleri de derin devlete, Gladioya ve Ergenekon’a bağlıyorsa,  kanıtlarını Ergenekon savcılarına vermelidir...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş