Hizbullah dışarı, profesör içeri

A+A-
Afet ILGAZ

Haberal hadisesinde tutuklanan kalp profesörünün elleri kelepçeli resmi... Kelepçe neden vurulur? Kaçmasın  “zanlı”  diye. Bu profesör kaçar mı? Hayır! Hizbullah kaçtı oysa. İmza vermeye gitmiyor ve bunun da yaptırımı yokmuş. Aslında kelepçeli veya kelepçesiz, bir kalp cerrahının, bir organ nakli cerrahının tutuklanması ne kadar acı bir şey! Teknik olarak bunların açıklaması vardır elbette ama bu profesörlerin içeride kalmalarından Türkiye ne kazanacak? Ben hep ona bakıyorum. Haberal’ın niye bu kadar peşine düşülüyor? Onun “âtıl” kalması, ameliyat yapamaması neden iktidarı bu kadar ilgilendiriyor veya ilgilendirmiyor? İktidarı dedim bilerek. Başbakan bu davanın avukatı olduğunu söylemişti ya...



AKP’nin demokratlığı ve yasakları
İçki yasağı, heykel yasağı, bir de üstelik Başbakan’ın isteğiyle RTÜK’ün yasak koyabilecek olması!
Bir kere daha yazmıştım. İçki, yasak konularak engellenemez. Bunu 4. Murat bile başaramamış. Onun bir Bekri Mustafa’sı vardır.
Tasavvuf kitaplarında, mübarek zatların, içki müptelalarıyla ahbap olup onları, iyi örnekler ve nasihatle yola getirdikleri anlatılır. İçkiye bu yolla tövbe etmiş veliler bile vardır Bişr-i Hafi gibi.
Heykele gelince: Kars belediyesinin AKP’li başkanı zamanında yapılmış. Herhalde kaçak yapılmadı. Başkan Bey’in de katkısı vardır, haberi vardır bu işte. Neden o zaman, halkın daha hoşuna gidecek figüratif, yani şeklen anlaşılabilir bir heykel yapılmadı? Neden yarışma açılmadı, Karslılara danışılmadı?
Diziler... Bilhassa Muhteşem Yüzyıl... Bundan dolayı da ilgili kanala uyarı cezası verildi.
Dizilerin, bir kısmını ne yazık ki ben de seyrediyorum. Türkiye’de bir “fenomen” haline geldi diziler. İnsanların ruh sağlığını tehdit eder hale geldi. “Kötü adam” adı altında “psikopat” ların baş rol çizdiği hikayeler bunlar. Çocuk kaçırıyorlar, kadın kaçırıyorlar, evlatlarını sokağa atıyorlar, onların sefalete sürüklenmesine aldırmıyorlar... Aşiret gerçeğini eleştirmek için ruh hastası bir aşiret ağasının bir yıl, kaçırdığı kadını ağlatan hikayesiyle seyirciler ruh sağlıklarını tehlikeye atıyorlar. Bu ağa yığınla insan öldürüyor ve hiç de yakalanmıyor biliyor musunuz! Tıpkı evlatlarını sokağa atan baba ve sevgilisi Hollandalı kadın gibi. Seyirci, ne zaman Allah bunların cezasını verecek diye dudaklarını ısırarak bekliyor.
“Muhteşem Yüzyıl” için ayrı, müstakil bir yazı yazacağım. Kanuni adı bende, evet zaferleri çağrıştırır ama hatırlamak istemediğim acıları da çağrıştırır. Hürrem’in babasına boğdurttuğu Mustafa’nın, o zaman halkı çok sarsan acısını ben şu kadar yüzyıl sonra duymuşumdur. Bu yüzden diziyi, bu acıyı yenebilirsem seyredeceğim.
İktidarın bu acayip yasaklarına gelince; ortalama seçmenden alacağı oyları sağlama bağlamak istiyor. İçkiden canı yanan ailelere  “aferin Başbakan’a” dedirtecek. Ama aynı seçmenin Hizbullah’ın çıkışını, Güneydoğu’da Hizbullah, PKK ve cemaat arasındaki gerginliklerin yaratacağı tehlikeleri nasıl değerlendireceğini hesaba katmıyor.
Bir de liberaller var ki onların durumu içler acısı. AKP’nin demokratlığını çok seven ve demokrasi lafını ağzından düşürmeyen bu kesim, içki yasağının daha da genişleyeceği ihtimaliyle şaşkına döndü. İktidar onların ve yasaklara samimi olarak karşı çıkanların da oylarını kaybetti. Evdeki bulgurdan oldu.

Yazarın Diğer Yazıları