Hoca zorda!..

Ahmet TAKAN

Şehir merkezlerinde teröristlere karşı yapılan mücadelede askerin sıkıntılarını ve iktidardan istenilen (hâlâ yerine getirilmeyen) MİT benzeri koruma zırhı ile ilgili yasal düzenlemeyi bu sütunlarda defalarca duyurduk. İktidar, TSK'yı hep haklı buldu fakat gereğini yapmamada direndi. Bunda R. Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu arasındaki derin görüş ayrılıkları ve çekişme de etkili oldu. Ortaya, geçen Ağustos tarihli bir Başbakanlık genelgesi sürüldü. Terör bölgesinde  süren operasyonların ve Valilerin istediği zaman askeri göreve çağırma yetkisinin bu genelgeye dayandırıldığı sık sık medya yolu ile de hatırlatılıyor. Ara sıra da il idaresi kanunu ile...

AKP iktidarının elinde devlet mekanizmasının ne hale getirildiği ve terörle mücadeledeki gerçeklerin görülmesi için çok önemli bir perde arkası gelişmeyi  duyurmanın zamanı geldi şimdi. Başta, Cizre, Silopi ve Sur olmak üzere şehir merkezlerinde yapılacak operasyonlar öncesinde Ankara'da yapılan güvenlik zirvesinde Genelkurmay Karargâhı daha önce defalarca yazdığımız yasal boşluklardan ve Valilerin daha önceki tutumlarından kaynaklanan çekinceleri dile getirdikten sonra "Başbakan" Ahmet Davutoğlu'ndan askerin şehir içlerinde operasyonlarında görev alabilmeleri için yazılı talimat istedi. Güvenilir kaynaklardan aldığım bilgiye göre, askerin bu talebi karşısında Davutoğlu, "siz yazın ben de imzalayayım" dedi. Genelkurmay Karargâhı gereğini yazıp Ahmet Davutoğlu'na imzalatıp yazılı talimatı aldı. Hukukçu değilim. İleride olası "aldatılmışız" senaryolarında yazılı belge askere ne kadar yardımcı olur?.. Bilemem!.. Fakat, Davutoğlu'ndan alınan bu yazılı talimat karargâhın terör bölgesinde görev yapan askeri birimlerle yaptığı toplantılarda komutanlardan gelen sorular karşısında kullanılıyor. Sıkıntılı olan komutanlara "Başbakan'ın yazılı talimatı var" deniyor. Buna rağmen endişeler ve tereddütler giderilebilmiş değil.

Terör bölgesinde canları pahasına görev yapan kahraman güvenlik güçlerimizin sıkıntılarını ara sıra çok çok özetle bu köşede dillendiriyoruz. Yine, kısa bir bilgi verelim. Bölgede, keskin nişancı teröristlerin kullandığı Kanasları aşan bir gerçek yaşanıyor. ABD tarafından PKK'ya verilen ve "Zagros" denilen zırh delici silahlar. Bu silahlar, "çözüm süreci"nde en kritik yerlere mevzilenmiş. Bölgede görev yapan aslanları dinlediğimde hak vermemek mümkün değil. Ağır giden temizleme sürecinde alanda görev yapanların sorunlarına çözüm bulunmalı. Yoksa!.. Asimetrik savaş tekniklerine 1950'lerde kalan konvansiyonel savaş taktikleri ile çözüm bulmak mümkün değil...

***

"Başbakan" Ahmet Davutoğlu ile  R. Erdoğan arasında giderek daha da derinleşen krizi anlatmaya dün kaldığımız yerden devam edelim;

Geçtiğimiz Pazar günü, İstanbul'da Yıldız Sarayı Mabeyn Köşkü'nde yapılan 2 saatlik sürpriz görüşmede Erdoğan, Davutoğlu'na yine çok ağır yüklenmiş. Davutoğlu, Anayasa değişiklikleri hakkında tura çıkmadan önce kulislere yansıyan bilgiye göre, R. Erdoğan, "başkanlığı devamlı ikinci plana atıyorsun" çıkışında bulunmuş. "Başbakan" da bu yüzden Sırbistan'a gitmeden yaptığı basın toplantısında "doğrusu başkanlık" demek zorunda kalmış. Zaten Ahmet Hoca'nın yüz ifadesi de AKP kulislerinde konuşulanları doğrular nitelikteydi.

Peki şimdi ne olacak?..

Davutoğlu, kapı kapı dolaşıp "başkanlık" talebinde bulunacak.

Çünkü külliyeden yayılan fısıltılara göre; "Ahmet Hoca'nın son şansı. Başaramazsa Nisan ayından itibaren bir kongre sürprizi yaşayabilir"...

Saray, CHP ziyaretine "formalite" gözüyle bakıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana özellikle Meclis Başkanlığı ve akabindeki 1 Kasım seçimlerinde saray ve AKP'nin elini kolaylaştıran Devlet  Bahçeli ile oluşan yakınlığı değerlendirmek isteyen bir Külliye var karşımızda. Öte yandan sarayın Bahçeli'nin yerini, bir başka ismin almasını istemediği de bir gerçek. Yandaş medyada, Meral Akşener başta olmak üzere adaylar aleyhine çıkan haberlerden bunu anlayabiliriz. O yüzden olası bir MHP kongresi son derece önemli. MHP kongresi olur ise AKP'de bütün hesaplar sil baştan yapılacak.

AKP kulisleri cadı kazanı gibi...

Eğer Davutoğlu, başkanlık işini halledemez ise, Nisan-Mayıs'ta esecek kongre rüzgârlarına hiç şaşırmayın. Ankara'da, Erdoğan'ın "iki büyük yanlışımdan biri" diye nitelendirdiği Hoca için pişmanlık duyan sözler sarf etmesine "sadece sarayın duvarları değil, Konya'daki etli ekmekçiler bile şahit" deniyor. Erdoğan, Davutoğlu'na son bir kredi verdi; ''bunu al ve sadece başkanlık için bozdur''...

R. Erdoğan, "benden sonra kim olur" diye tekrar arayış içinde. Binali Yıldırım'ın bu süreçte aşırı yıprandığı söyleniyor. Eski 4 bakanın rüşvet konusunun gündeme getirilmesi bile bu yüzden deniliyor.

Çözüm masasından ötürü üzeri çizilen Dolmabahçe fatihi (!) Yalçın Akdoğan'ı saymaz isek geriye Rusya krizi sonrasında ortaya atılan ''ortalık toz duman, kurtar bizi Numan'' sözünden anlaşılacağı üzere Numan Kurtulmuş kalıyor. Etliye sütlüye karışmayan Kurtulmuş, bu süreçte kimseyle rekabete girmedi ve rekabete girenlerin aşağıya birbirlerini çekmesiyle olduğu yerde yukarıda kaldı. "Kurtar bizi Numan" sloganları sarayın dikkatini çekmiş olacak ki ikili ilişkilerin koyulaşması ondan. Sizin anlayacağınız; Erdoğan, ne tarihselci/makaleci kanadın temsilcisi Ahmet Davutoğlu'na ne de icraatçı/ihaleci kanadın temsilcisi Binali Yıldırım'a saray Başbakanı beratını vermeyebilir. Berat'ın emin ellerde olması için "Numan" diyebilir. Başka sürprizler de olabilir!..

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş