Hocalı soykırımı: Uluslararası yargıya doğru / Masim HACIYEV

Hocalı soykırımı: Uluslararası yargıya doğru / Masim HACIYEV

Dış destekli Ermeni teröristlerin 26 Şubat 1992'de Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında çoluk-çocuk, yaşlı-kadın gözetmeksizin binlerce Türk'ü topyekûn imhaya girişmesi ve 613 vatandaşımızın hayatını kaybetmesi 'Soğuk Savaş' sonrası yaşanmış ilk soykırım olayı olarak tarih sayfalarında yerini almıştır. Asgari düzeyde bilgi sahibi olan liberalinden milliyetçisine, solundan-sağına dünyadaki her bir vicdan sahibi, 26 yıl önce bugün yaşanan olaya soykırım demekten asla çekinmemektedir.

Hocalı soykırımı Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesinin bir kasabasındaki Türk nüfusunu imha etmek amacıyla bir anda ortaya çıkmış ve bir gecede uygulamaya konulmuş katliam değildir. 19. yüzyılın sonlarından itibaren Türklere karşı Karabağ bölgemizde başlatılan ve ilerleyen dönemlerde dalga dalga Kafkasya'ya ve Anadolu'ya yayılan sayısız Ermeni terör eylemleri dizisinin belki en kanlı örneğini teşkil etmesi bakımından 26. yılında yine ve yeniden hepimizin içini yakmaya devam ediyor.

***

Tarihe baktığımızda, 1905'te Ermeni teröristlerin Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde Türklere karşı başlattıkları terör eylemlerinin soykırım şeklini almış en kanlı örneklerini 1908-1915 yılları arasında Anadolu topraklarında, 31 Mart-4 Nisan 1918 tarihleri arasında Bakü'de ve 26 Şubat 1992'de Hocalı'da görmekteyiz. 100 yıllık terör zincirinin halkalarını; Azerbaycan Türklerinin 1948-1953 yıllarında ve 1988'de Türk toprakları olan bugünkü Ermenistan'dan sürülmeleri ile ASALA Ermeni terör örgütünün 1970-1980'li yıllarda Türk diplomatları şehit ettiği olaylar tamamlamıştır.

Oysa tarihi süreçlerde gerek Karabağ'da ve Bakü'de, gerekse Anadolu'da komşularımıza hep güvenmiş, inanmış, onların iyiliği dışında kesinlikle bir şey düşünmememizden dolayı Hocalı soykırımı örneğinde olduğu gibi, bizi topyekûn imhaya girişeceklerini aklımızdan bile geçirmemiştik.

Ne acıdır ki, yıllar boyu hazırlanmış sinsi planlardan habersiz olan ve  Dağlık Karabağ bölgemizin en barışçıl köşelerinden biri olan Hocalı kasabamızda Ermeni teröristlerin saldıracağını aklının ucundan bile geçirmeyen savunmasız çocuklarımız, yaşlılarımız ve kadınlarımız toplu imha girişiminin doğrudan kurbanları olmuştur.

100 yıllık Ermeni terörü dizilerinin yeni bir örneğini oluşturan Hocalı soykırımı 'Soğuk Savaş' sonrasının ilk soykırımı olmanın yanı sıra 3.5 sene sonra Sırp milliyetçilerin Bosnalı Müslümanlara karşı yaptıkları soykırımın yolunu açmıştır.

Evet Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ bölgesinin Hocalı kasabasında 26 Şubat 1992'de Ermenilerin Türklere yaptıkları toplu imha girişiminin teşhisi doğru konulsaydı, başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere, uluslararası yargı mercileri Hocalı faciasını soykırım olarak nitelendirselerdi, 3.5 sene sonra Avrupa'nın göbeğinde Sırp milliyetçilerin Boşnaklara soykırım yapmaları asla söz konusu olamazdı. BM'nin de kesin biçimde soykırım olarak kabul ettiği ve faillerinin büyük kısmının Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde hak ettikleri cezayı aldıkları Bosna'daki Müslüman soykırımı hadisesinin, Hocalı soykırımının failleri için emsal teşkil etmesi gerektiğinden ve edeceğinden kimsenin kuşku duymaması gerekir.

***

İşte kardeş Türkiye'ye karşı yapılan uyduruk 'Ermeni soykırımı' iddialarının ana nedenlerinden birini bu korku oluşturmaktadır. 26 sene önce televizyon kameralarının, deklanşörlerin, canlı tanık ifadelerinin kesin biçimde kaydettiği Hocalı soykırımının dünyanın gündeminde yer almasını engellemek ve yaşadığımız o vahim trajediyi dünya kamuoyuna unutturmak amacıyla Batı'nın ve topraklarımızın yüzde 20'sini uzun süreden beri işgal altında tutan Ermenistan'ın yalan makineleri hiç boş durmamaktadır. Fakat bu çabaların nafile olduğunu her geçen gün daha açık biçimde görmekteyiz.

ABD'nin 20 eyaleti ve dünyanın yaklaşık on beş ülkesi ve parlamentosunun Hocalı faciamızı soykırım olarak tanıması ve o yönde kararlar alması olayın uluslararası ceza yargısı mercilerine götürülmesi için yolu açmaktadır. Bu yöndeki çalışmaların hızlanmasında Haydar Aliyev Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sayın Leyla Aliyeva'nın birkaç sene önce dünya çapında örgütlediği "Hocalı İçin Adalet" platformunun önemli derecede etki yaptığını görmekteyiz. Hocalı soykırımının sene-i devriyesinde her yıl kardeş Türkiye Cumhuriyeti'nin çeşitli kurumlarının düzenledikleri etkinliklerin dünya kamuoyu nezdinde gün geçtikçe daha tesirli izler bıraktığını gözlüyoruz.

***

Öte yandan, Ermeni teröründen muzdarip olan kardeş Türkiye ile tüm alanlarda olduğu gibi Hocalı soykırımını uluslararası yargı mercilerine taşıma konusunda da kurduğumuz sıkı iş birliğinin adaletin yerini bulmasında çok önemli faktörlerden biri olduğuna vurgu yapmam gerektiğine inanıyorum. İki kardeş ülkenin uluslararası ceza hukuku alanındaki kıymetli uzmanlarının ortak çalışmalarının Hocalı soykırımını yapanların ve katillere doğrudan destek sağlayanların, Bosna soykırımının sorumluları gibi, sanık sandalyelerine oturacakları günlerin de çok uzakta olmadığına ilişkin inancımızı daha da kuvvetlendirmektedir.

Hocalı soykırımı failleri konusunu uluslararası ceza suçluları mahkemelerine Türkiye ile Azerbaycan'ın ortak şekilde taşımasından mantıklı bir şey olmadığı açıktır. Zira Hocalı soykırımı, 'Soğuk Savaş' biter bitmez 20. yüzyıl boyunca Türkiye'yi ve Azerbaycan'ı hedefinden hiç mi hiç çıkarmamış Ermeni terörünün Türk milletine karşı yaptığı toplu imha eylemidir.

Hocalı faciası bir "soykırım"dır ve uluslararası kurum ve kuruluşlar, ceza mahkemeleri de kendi kararlarını bu şekilde vermek zorundadırlar.

Faciamızın 26. sene-i devriyesinde "soykırım"a maruz kalmış vatandaşlarımızın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor, acımızı her an paylaşan kardeş Türkiye Cumhuriyeti'ne bir daha şükranlarımı sunuyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş