Hocalı’da Türkeş’i anlamak...

Kürşad ZORLU

Bundan yirmi yıl önce Azerbaycan’a bağlı Dağlık Karabağ Bölgesi’nde bulunan Hocalı kasabasında yüzlerce Azerbaycan Türkü haince katledilmiştir. Saldırıyı düzenleyen Ermeniler, önlerine geçen Azerbaycan halkını bilerek, isteyerek ve topluca ortadan kaldırmak istemiş; insanlık tarihine kara bir leke sürülmüştür. TBMM Dışişleri Komisyonu tarafından yayınlanan bildirideki rakamlara göre, toplam 613 Azerbaycan Türkü öldürülürken, 487 kişi yaralanmış, 1275 kişi rehin alınmış ve 150 kişi de kaybolmuştur. Cenazeler üzerinde yapılan incelemelerde, çocukların öldürüldüğü, insanların yakıldığı, gözlerinin oyulduğu ve başlarının kesildiği yönünde izlenimler edinilmiştir. 1992 yılının 25-26 Şubat tarihlerinde gerçekleşen olaylar tipik bir “soykırım” örneğini teşkil etmektedir. Doğrusu TBMM tarafından yayınlanan bildiride bu sözcük kullanılmasa da işaret ettiği gerçeğin soykırımdan başka bir şey olmadığı çok açıktır. Herşey bir tarafa ’Hocalı Soykırımı’nın ya da konuyla ilgili haykırışlarımızın Türkiye, Ermenistan ve uluslararası toplum ilişkisinin girdabında olduğunun bilinmesi gerekir. Böylesine karmaşık ve bütünleşik meselelerin ancak akıl, bilim ve siyaset zekasıyla hak ettiği çözüme kavuşabileceğinden söz edilebilir.
Bu açıdan bakınca insan “keşke” , “keşke o yaşasaydı” demekten kendisini alıkoyamıyor. O günlerde ırkçılık ve faşistlik yapmakla suçlanan Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş, Ermenistanlı yetkililere şu sözleri aktarmıştı. “Eğer Ermenistan işgal ettiği topraklardan çekilirse ateşkes sağlanmalıdır, savaş durmalıdır. Bu durum onların da menfaatinedir. Elektrik ihtiyaçları var, bunu karşılarız, buğday ihtiyaçları var onu da veririz. Hatta Kazakistan petrolü ve Türkmenistan doğal gaz boru hattı Ermenistan topraklarından geçebilir, ayrıca eski ipek yolunu canlandırmak istiyoruz. Ermenistan’a Türkiye’den transit geçiş hakkı tanırız. Karadeniz’de bir transit liman tahsis ederiz. Dünyaya açılırsınız, ticaret yaparsınız. Kafkasya bu barıştan istifade eder. Gittikçe iyi münasebetler oluşturur. Halkınız bundan yararlanır.” Bu sözler yıllar önce Türk milliyetçiliğinin efsanevi lideri tarafından söylenmişti. Merhum Türkeş her zaman Ermenistan halkı ile Ermenistan üzerinden geçinen savaş ve kan tüccarlarının ayrımını yapmasını bilmişti. Türk milletinin ancak ve ancak, kendisine yönelen saldırı ve hainlik karşısında misliyle cevabını vermesi gerektiğini vurgulamaktan da çekinmemişti. Alparslan Türkeş, özellikle yaşamının son döneminde daha da güçlü biçimde, ülkesini seven ve milli meselelerde ortaklaşan her Türk vatandaşını kucaklamaya çalışmış ve barışı, huzuru, inançları vazgeçilmez kabul eden bir Türk milliyetçiliği yaklaşımını topluma sunma kararlılığı içerisinde olmuştur. Arşivleri şöyle bir karıştırın. Türkeş’in iç politikada, diplomaside, sosyal hayatta ve ekonomide, dünyanın o günkü şartlarına uygun ‘Milli Yaklaşımlar Manzumesi’ni oluşturmakta olduğunu göreceksiniz.


Yarın Taksim ve Sıhhiye’de...

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği’nin 51 üyesi tarafından ’Hocalı Soykırımı’nın tanınması önemli bir adımdır. Bu ve benzeri düzeyde girişimler sürdürülmelidir. Türkiye’de ise yarın İstanbul Taksim meydanında saat14.00’da ve yine aynı saatte Ankara Sıhhiye’deki Abdi İpekçi Parkı’nda, Azerbaycan Kültür Derneği ve bazı sivil toplum örgütlerince basın açıklaması yapılması planlanıyor. Hocalı katliamını unutturmamak ve Azerbaycan-Türkiye kardeşliği için bu demokratik duruşa destek vermek gerekiyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş