Hocam, Prof. Dr. Necmeddin Hacıeminoğlu...

A+A-
Ahmet SEVGİ
Necmeddin Hacıeminoğlu’nu (1932 - 26 Haziran 1996) ilk defa 1970’li yıllarda Adana’da görmüştüm. İstasyon Caddesi’ndeki, tahta merdivenlerden çıkılan MHP İl Başkanlığı’nda -yanlış hatırlamıyorsam- senatör adayı olarak partililerle sohbet ediyordu. Töre dergisi ve Orta Doğu gazetesindeki yazılarından tanıdığımız N. Hacıeminoğlu’nun kitaplarını da okuyorduk şüphesiz. İlk okuduğum eseri “Milliyetçi Eğitim Sistemi” dir. (Töre-Devlet Yayınları, Ankara 1974.) Lise son sınıf öğrencisi iken ulusal basında çıkan ilk makalemin başlığı “Milliyetçi Eğitim Sistemine Doğru” (Babıâlîde SABAH, 18 Mart 1976 Perşembe.) olduğuna bakılırsa söz konusu kitap beni hayli etkilemiş görünüyor.
İşte “Milliyetçi Eğitim Sistemi” nden altını çizdiğim birkaç satır:
“Mevcut sistem kalite esasına değil, sayı esasına dayanmaktadır. Hakiki mânâda yetişmiş adam değil, “diplomalı okur-yazar” yetiştirmektedir.”
“Her Türk çocuğu mutlaka ilmî zihniyetle ve hür düşüncenin faziletine inandırılmış olarak yetişecektir. Hiçbir fikri münakaşasız kabul etmeye alıştırılmayacaktır.”
“Her okuyan genç, bugünkü nesillerde olduğu gibi, önce âilesinden, sonra milletten, sonra da yurdundan ve tarihinden kopmayacaktır.”
“Her genç, okuldan Türk ve Müslüman olduğunun şuuruna varmış olarak çıkacaktır.”
“Selçuklu ve Osmanlı devletleri ile Cumhuriyetimiz arasındaki kopukluk mutlaka giderilecektir. Devletimizin 29 Ekim 1923’te değil, 26 Ağustos 1071’de kurulduğu nesillerin zihnine mutlaka yerleştirilecektir.”
Şimdi yeni yeni fark ediyorum ki Necmeddin Hacıeminoğlu ile kitaplarımızın adları arasında da benzerlik var. Yani kitaplarıma ad verirken de hocamdan etkilenmişim. (Necmeddin Hacıeminoğlu, Türkçenin Karanlık Günleri, İst. 1977/Ahmet Sevgi, Türkçenin Acı Günleri, Konya 2003.)
Necmeddin Hacıeminoğlu, Gazi Üniversitesi’nde Yüksek Lisans yaparken hocam ve tez danışmanım olmuştu. 1984 Temmuzu idi. Tez kontrolü için İstanbul-Fatih’teki evine gitmiştim. Tezimin  “Önsöz” ve “Giriş”ini okuduktan sonra “Bunları sen kendin mi yazdın” diye sormuş, ben de  “Evet” deyince “Hayırlı olsun” diyerek  “Bir tezin yeterli olup olmadığı” önsöz “ve” giriş “ten belli olur. Tıp alanında yapılmış bile olsa bir tezin” önsöz “ve” giriş”i okunarak o tezin yeterli olup olmadığı hakkında karar verilebilir” demişti.
Bütün bu hatıralar Gazi Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Uygulama Merkezi’nce yayımlanan “Gazi Türkiyat”  dergisinin “Necmeddin Hacıeminoğlu Özel Sayısı”nı (Sayı: 5, Şubat 2010) incelerken canlandı zihnimde...
678 sayfalık Gazi Türkiyat dergisinin I. bölümü Necmeddin Hacıeminoğlu dosyası olarak hazırlanmış. Derginin takdim yazısında Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, Necmeddin Hacıeminoğlu’nu şu ifadelerle tavsif ediyor:
“Necmeddin Hacıeminoğlu, ilim, irfan, iman, tevazu, millî gurur, millî şuur, millî haysiyet, millî ahlâk, basiret, müsamaha, zekâ cesaret, metanet, tahammül, ümit, heyecan, vatan ve millet sevgisi, istiklâl ve hürriyet aşkı gibi hasletlerin sahibi olarak her zaman minnet ve şükranla hatırladığımız âbide şahsiyetlerimizden birisidir. O, hoca olarak, fikir adamı olarak, 60’lı, 70’li, 80’li yıllarda vatan ve millet kaygısı taşıyan, okuyan, düşünen hayal eden bir neslin hamurunu yoğuran, ruhunu besleyen kuvvetli kaynakların başında gelir.”
Vefatının 14. yıl dönümünde Necmeddin Hacıeminoğlu hocamızı rahmetle anarken Gazi Üniversitesi’nin -başta Rektörleri olmak üzere- vefakâr öğretim üyelerini tebrik ediyoruz...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları