Hoca’yı kıskaca alıp Brütüs’e yol vermek

İsrafil K.KUMBASAR

Öldükten sonra ancak kıymete binen Prof. Dr. Necmettin Erbakan, ‘küresel efendilerin’ inisiyatifi dışında ‘bağımsız’ ve ‘milli’ bir duruş ortaya koymanın ‘faturasını’ çok ağır bir şekilde ödedi.
28 Şubat sürecinde, Çevik Bir önderliğindeki ‘Truva atlarını’ kullanarak ‘post-modern’ bir darbe ile Erbakan’ı iktidardan alaşağı edenler, onu eşi benzeri görülmemiş bir ‘yargı’ kıskacına alarak ömrünün sonuna kadar rahat bırakmadılar.
Erbakan’a 80 yaşından sonra reva görülen muamele, ‘küresel dönüşüme’ ayak uydurup, önüne konulan ‘BOP Eşbaşkanlığı’ görevini yürütmek yerine; bölgesel planda ‘bağımsız’ oluşum arayışlarına girişmesinin bir sonucudur.
Erbakan, son nefesine kadar ortaya koyduğu mücadele azmi ile en azından ‘toplum vicdanında’ aklanmayı başardı.
Peki ya buldukları ilk fırsatta onu sırtından hançerleyip, ‘küresel efendilere’ bîat eden Brütüs’ler?

***


“Hoca’nın hapis cezasını affettik” diye böbürlenenlerin unutturdukları bir şey var:
‘Kayıp trilyon’ davasına konu olan dönemde Erbakan Refah Partisi’nde ‘Genel Başkan’, Abdullah Gül ise ‘Genel Başkan Yardımcısı’ idi.
Erbakan, partinin harcamalarıyla ilgili kararların alınmasında ‘onay makamı’ olarak görev yapıyor, Gül ise o kararların hem ‘hazırlık’hem de ‘uygulama’ aşamasında ‘birinci dereceden’ vazife ifa ediyordu..
Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılınca ‘siyasetten’ men edilen Erbakan, çaresiz kenara çekilmek zorunda kaldı. “Yola devam” işareti alan Gül ise “28 Şubat kararlarına direnemedi” söylentileri eşliğinde, ilk kongrede Erbakan’ın karşısına dikildi.

***


Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından, Maliye Bakanlığı müfettişleri tarafından yapılan malum incelemeler neticesinde, ‘yaklaşık 1 milyon YTL’nin sahte belgeler ile harcanmış gibi gösterildiği’iddiası ortaya atıldı.
Yargıtay Başsavcılığı tarafından dönemin RP yöneticileri hakkında dava açıldı.
‘Dokunulmazlığa’ sahip olmayan Erbakan, jet hızıyla yargılanarak ‘özel belgede sahtecilik’ suçundan 2 yıl, 4 ay hapse mahkûm edildi. Ayrıca, tek başına, faizleriyle birlikte 2 trilyon 644 milyar liranın Hazine’ye geri ödenmesinden de sorumlu tutuldu.
Ömrünün ahirinde ‘ev hapsine’ alındı, bütün malvarlığına, hatta ‘emekli maaşına’ haciz konuldu.

***

Eğer bir ‘suç’ varsa, o suçu işleyen herkesin yargı karşısında ‘aynı muameleye’ tabi tutulması gerekmez mi?
Ama Abdullah Gül, ‘dokunulmazlık’ gerekçesiyle yargılanmaktan kurtularak, siyaset merdivenlerini hızla tırmanmaya devam etti.
2001 yılında ekonominin ‘suni kriz’ ile çökertilmesinin ardından, okyanus ötesi ‘memorandumlar’ ile programı şekillendirilerek Tayyip Erdoğan’ın eline tutuşturulan AKP’de ‘ikinci adam’ koltuğuna oturdu.
Önce ‘vekâleten’ başbakan olup ABD ile ‘çok gizli’ anlaşmalara imza attı.
‘Kırmızı çizgilerin’ paspas edildiği dönemde Türkiye’nin ‘en düşük profilli’ Dışişleri Bakanı olarak tarihin kara sayfaları arasında yerini aldı.
Sonra da ver elini Çankaya.

***


Ortadaki ‘çifte standart’, aynı zamanda Türkiye’deki adalet sisteminin ‘ne kadar bağımsız’, ‘ne kadar tarafsız’, ‘ne kadar adil’işlediğinin çok açık bir göstergesidir.
Erbakan Hoca’nın günahı neydi sahi?
‘Mayasının’ farklı olması mıydı?
‘Milli’ olması mıydı?
Sezar’ın ‘yargı’ oyunları ile ‘saf dışı’
bırakılması, Brütüs’ün ‘önünü açmak’ için miydi yoksa?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş