Hollanda bitti sıra Fransa ve Almanya'da

A+A-
Burhan AYERİ

Dünya öyle hale geldi ki "pıt" diye alınan seçim sonuçları artık yok. Sebebi, "teknolojik üç kağıtçılık". Yani oy hırsızlığının geldiği nokta. Bunun en yeni örneği Hollanda'da yaşandı. "Biz Avrupa'nın vicdanıyız" nutku atanlar oyları parmakla saydılar. Bir başka geri adımı ise birlikte atıyoruz. Ülkesinde çalışan 400 binin üstündeki insanın Dışişleri Bakanı'nın gelişine izin verilmedi. Diğer bakanı da enterne edip sınır dışına çıkardılar. Yıllar yılı "insan hakları" söylevinde bulunanlar, suçları sadece bayrak sallayıp, slogan atmak olanları itlerle parçalamaya çalıştılar. Yaptıklarının "İnsan Hakları Bildirgesi" ve uluslararası normlarla ilgisi yok. Hatta bunları ihlal ettiler.

Gelelim lalelerin seçimine. Elle de ayakla da sayılsa sonuç normal. Bu kez 1.5 yıl sürebilen iktidarın Başbakanı Mark Rutte'nin partisi 33 milletvekilliği kazandı -oyları azaldı-. Yabancı düşmanlığının lideri Geert Wilders da toplam 20 üyeyle mecliste. 150 üyeli parlamentoda ikisinin toplam sayısı ancak üçte biri teşkil edebiliyor. Rutte kıvırmazsa, Wilders hükümet dışı kalacak. Sonuçta bir koalisyon daha oluşturulacak. Önemli olan bundan sonrası. Bu derme çatma oluşum bakalım bu defa ne kadar devam eder. Size şimdiden garanti vereyim ömrü 2 yılı geçmez. Belki de çok daha önce seçime gidilir. Yine yabancı düşmanlığı, ırkçılık ön plana çıkar. Bereket bu defa bizde referandum olmayacak. Tuzağı birbirlerine kurarlar.

Fas'lılar

Rotterdam Belediye Başkanı'na gelince belli ki bilinen uzaklara taviz vermekte. Fas'da doğup dünyanın en önemli uyuşturucu merkezlerinden birini yönetir hale gelmenin bedeli var. Şimdi bana "elmalarla armutları toplama" diyeceksiniz ama ben bu Kuzey Afrika ülkesinin insanlarıyla ilgili bir anımı aktarmak istiyorum. Amerika'dayım. Washington Akademisi'ne gidiyorum. Öğrencilerin büyük bölümü dışarıdan gelme. Peru'dan Lübnan'a kadar. İçlerinde iki ülkeden olanların tutumu dikkat çekici. Somali'lilerin bana ilgisi müthiş. Gördükleri yerde sevgi gösteriyorlar. Doğum günümü bile öğrenip, kutlama düzenlediler. Onların törelerinde olmayan bir uygulamaya muhatap oldum. Havva adlı kız öğrenci arkadaşları adına gelip yanaklarımdan öpüp tebrik etti. Düşünün tutucu erkekler bile alkışladı. Şaşırdım. Sebebini araştırdım ve buldum. Somali tarihinin en önemli olayı İtalyanlarla yaptıkları savaş. İşte o dönem Abdülhamit iki gemi dolusu silah gönderiyor. Bunlarla işgali önlüyorlar. Bu yüzden "Türk'üm" dediniz mi, kan kardeşlerisiniz. Bakmayın El Kaide kalıntısı örgütlerin saldırılarına. Bence Türkiye'nin şu anda Somali'ye verdiği destek önemli. Tam yerinde.

Akademide en kalabalık topluluk Fas'lılardı. Daha ilk günümden itibaren kötü bakışları fark ettim. O dönem ülkeyi yöneten Kral II. Hasan'ın Türkiye düşmanlığını zaten biliyordum. Ancak halkının daha beter duygularla hareket edişine şaşırdım. Kızlar bile her fırsatta laf sokuşturuyordu; "Siz işgalcisiniz". Sonra ilave ediyorlardı "Kıbrıs Cumhuriyetini ele geçirip, insanları katlettiniz". Önceleri savunmaya çalıştım. Sonra baktım ümitsiz vaka, vaz geçtim. Beyinleri yıkanmıştı. Şimdiki Rotterdam Belediye Başkanı'ndan farksızdılar. Zaten Fas, yıllar yılı aleyhimize çalıştı. İslam Konferansı'ndan Birleşmiş Milletler kararlarına kadar incelerseniz, bunu çok daha iyi anlarsınız.

Bugünlük Hollanda konusunu kapatıyorum. Bu ülkeye en fazla gidenlerdenim. Almanya'dan sonra ikinci sıramı almakta. Pazarı gırgır Hollanda anılarıma ayırmak amacındayım. Tabii Ahmet Yabuloğlu'nun "Abi yapma" sansüründen kurtulabilirsem.

Seçim maratonu

Fransa, Almanya, İsveç ve diğerlerinde de seçim var. İnanın Rotterdem krizi kadar olamasa da, yine "düşmanlık kampanyası" bize kadar dayanacak. İngiltere'nin Brexit'ine Donald Trump'ın seçim zaferi eklenince durum iyice vahimleşti. Avrupa'nın her tarafında bulunan ırkçılık iyice su yüzüne çıktı. Ankara daha itidalli davranmak zorunda. Bu AB ülkelerinde çalışan insanlarımız için de geçerli. Tahriklere aldırmamalıyız. İnadına sosyalleşmeliyiz. Örneğin Hollanda'da Türklerin kurduğu parti DENK'in 3 milletvekilliği elde ederek parlamentoya girişi ilk adımdır. Eğer bir sonraki seçimde "blok oy kullanırlarsa" bu sayı epey artar. Diğer partilerdeki ona yakın Türk kökenliden daha fazla etkili olurlar. Sonrasında da onlara kimse üçüncü sınıf muamelesi yapamaz.

***

KUTLAMA: TV-8'in "3 Adam"ı 100'üncü programını yaptı. Yılmaz Erdoğan'ın mutfağından yetişen gençleri kutluyorum. Oğuzhan Koç müzik dalında büyüdü. İbrahim Büyüka doğaçlama espride liderliği ilan etti. Yerinde sayan sadece Eser Yenenler. "Boğaç" tiplemesine takılıp kaldı. Hatta onun gibi davranmayı sürdürüyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları