Hollanda’yı üç hilâl kurtarmış!..

Kürşad ZORLU

Dış yurtlardaki incelemelerimizin ardından bu kez yurt dışındaki Türkleri veya  başka bir ifadeyle Diaspora Türklerini ziyaret ediyoruz. UETD Hollanda temsilciliği, Türksoy ve Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği tarafından düzenlenen bir dizi etkinlik için Hollanda’nın başkenti Amsterdam’dayız.  2012 yılı Türkiye-Hollanda resmi ilişkilerinin başlamasının 400. yılı... Bu amaçla başta UETD (Avrupalı Türk Demokratlar Birliği) olmak üzere bazı kurum ve kuruluşların öncülüğünde faaliyetler gerçekleştiriliyor. Söz konusu ilişkiler 1612 yılında  Hollanda’nın ilk İstanbul elçisi Cornelis Haga’nın Osmanlı topraklarına gelişiyle başlıyor. Hollandalı aydınların Türkçe ve Türk kavramına yönelik bilimsel bilgilere ulaşmaları daha sonraki dönemleri kapsıyor.  Zeeland bölgesindeki Türk köyü (Turkeye) ise oldukça ilgi çekici bir yer. Köy denildiğine bakmayın; bizim modern ilçelerimizden farkı yok. Köyde büyük çoğunluk Hollandalılardan oluşuyor. Turkeye’nin tarihine ilişkin çeşitli rivayetler olsa da en çok anlatılan ve yazılan kısmını şu şekilde aktarmak mümkün: 16. Yüzyılda, 1500 civarında Osmanlı askeri İspanyollar tarafından esir alınıyor ve Hollanda’nın Belçika sınırındaki Sluis kanalına getiriliyor. Bunun üzerine dönemin Sultanı 1. Ahmed’in girişimleri sonucunda Osmanlı askerleri İspanyollar’ın elinden kurtuluyor. Bu tarihten itibaren Osmanlı forsalarının Turkeye köyünde kalmaya başladıklarından ve Hollandalıların İspanyollara karşı kazanmasında büyük payları olduğundan söz ediliyor. Ayrıca anlatılan başka bir husus, İspanyolların  “üç hilâlli” Osmanlı flamalarını gemilerine çeken Hollandalıları görmesiyle,  “Osmanlı buraya donanma göndermiş”  diyerek geri çekilmeleri... Bu rivayet Hollandalı bazı siyasetçi ve tarihçiler tarafından da doğrulanırken, soydaşlarımız farklı platformlarda bu tespiti seslendiriyor.


Türk diasporası
UETD’nin Hollanda temsilcisi Veyis Güngör Türk diasporası denilince akla ilk gelen isimler arasında gösteriliyor. Sayısız etkinlik ve lobi çalışmasına imza atan Güngör, ülkedeki Türk nüfusunun yanı sıra  Hollanda’lı yetkililer tarafından da saygı gösterilen bir isim. İstemesi halinde bölgede milletvekili olabilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Seyahatimiz sırasında Türksoy Genel Sekreteri Düsen Kaseinov, Eko Avrasya dergisinin sahibi Hikmet Eren ve Veyis Güngör’le birlikte Türk dünyasının çeşitli yerlerinden gelen soydaşlarımızla buluşuyoruz. Nogay, Batı Trakya, Irak, Doğu Türkistan, Kazakistan ve Azerbaycan Türklerinin yaşadığı Hollanda’da Türk Birliğinin neden kurulamadığını konuşuyoruz. Sonuç ise hep aynı. Sen, ben, o... Hâl böyle olunca da Türk dünyası platformu bir türlü etkinlik kazanamıyor.
Diğer yandan yurt dışında Türkiye’yi temsil etmek için ille de diplomat olmak gerekmiyor. Aksine sivil toplum gönüllüleri ve başarılı iş adamları daha etkili sonuçlar alabiliyor. Hollanda’da kurduğu işletme ile herkesin takdirini toplayan Erdoğan Yüce başarılı bir temsil örneği ortaya koyuyor. Konya’nın yeşil Meram’ını 8 şube ile Hollanda’ya taşıyan Yüce, Türk mutfağının eşsiz tadlarını Avrupa’nın beğenisine sunuyor. Burada önemli olan işletmecilik ve tasarım mantığının Türk diasporasının amacına hizmet etmesi. Zira insanların vatan özlemi çektiğinde uğrayacağı, hasret gidereceği yerlerin olması en çok oralarda yaşayanlar tarafından anlaşılabiliyor. Hollanda izlenimlerimizi tamamlarken yeni dostlar ediniyor ve Türk diasporasına daha fazla vakit ayırmamız gerektiğini fark ediyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş