“Hücumdadır Mezar Taşları”

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Savaşsız bir dünyada, tüm insanlar sevgi ikliminde barış içinde yaşasa... Kimse kimsenin yurduna -ezmek, sömürmek için- saldırmasa... Ve tüm insanlık; varlığı da, yokluğu da paylaşsa; ne güzel olur... Ama olmuyor! Yaşamın katı gerçeği, bu soylu dileğimizle adeta alay ediyor. Doğrusu; ’saldırı’ve ’savunma’sözcükleri dünya dillerinde var olduğu sürece de, insanlığa huzur yoktur. Bu durum Habil ile Kabil’den kalan genetik bir miras mıdır; nedir? Bilmiyorum! Sadece şunu biliyorum ki; insanlar (milletler, devletler) -zamanın bu zalim akışına karşı- özgürce yaşamanın önlemlerini almak zorundadırlar. Önlem, ortak tarih bilinciyle önce insandan başlar. Devlet toprağında yaşayanlar; tarihin beslediği birlik bilinciyle öncelikle donatılmalıdır. Aksi olursa, ‘Irak çözülmesi’ benzeri bir dehşet yaşanır; devletin yurttaşları -birlik içinde saldırganla savaşacakları yerde- parçalara bölünüp birbirleriyle savaşırlar!
Emperyalizm Anadolu’yu bize çok görüyor! Emperyalizm, tarihte bizzat yapamadığını, şimdi, yalanla beslenen ihanetten medet umuyor. Kendi coğrafyacıları 14. yüzyılda Anadolu’nun doğusuna, güneydoğusuna Türkmenia (Türkmen ülkesi) demişken; şimdi o adı yok sayıyorlar! O halde sözümüzü yineleyelim; bu topraklarda var olmak istiyorsak; silah gücünden önce, bu yurdun insanlarını ortak tarih bilinciyle donatmak zorundayız. Bu coğrafyanın fethi, bu millete sadece okullarda değil; ’gönül fethedici’biçimde ekranlarda, sinemalarda da anlatılmalıdır.
Bu sözleri niçin yazdım? Önümde bir kitap var; bir senaryo; Malazgirt’i anlatıyor. Beni böylesine heyecanlandıran, işte bu eserdir! Çünkü Anadolu’da Türk demek -ön Türkleri saymazsak- 1071 Malazgirt Zaferi demektir. Çünkü Malazgirt, Anadolu’da bir dönüm noktasıdır. Ve bu senaryo, Malazgirt’i gerçekten şanına yakışır biçimde anlatmaktadır. Bu eser yanında Truva (Troya) filminin senaryosu, inanın çok zayıf kalır. Çünkü Truva’da sadece savaş ortamı vardır; savaşın önü ve arkası yoktur. Ama masamdaki senaryoda -1048’den 1071 sonrasına kadar uzanan- Türk’ün Anadolu destanı, sağlam kaynaklardan beslenen bilgilerle, ustaca anlatılmaktadır. Bu görkemli senaryonun Adı:  “Hücumdadır Mezar Taşları - Alparslan ve Malazgirt”dir. Bu harikanın yazarı ise; edebiyatımızın seçkin temsilcilerinden olan Yahya Akengin!
Akengin, her eserinde bir biçimde -Shakespeare gibi- ‘şiir dilini’ koruyor. Gerçekte bu dil, düz ‘yazıyı’ sanat tahtına oturtan bir dildir. Yeteneğiniz varsa, bu dili romanda, öyküde rahatça kullanabilirsiniz; ama özellikle senaryoda çok zorlanırsınız. Usta yazar, bırakınız senaryo içeriğinde kullanmayı, “Hücumdadır Mezar Taşları” diyerek, eserin adını bile şiir gergefinde dokumuş! Türk milletine böylesine görkemli bir armağan sunduğu için sevgili yazarımız Yahya Akengin’i gönülden alkışlıyorum. Bundan sonra Malazgirt deyince aklıma, şiirde Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu; senaryoda Yahya Akengin gelecektir! Yazar, görevini yapmış; eser ortada... Bu eseri ete-kemiğe büründürüp sinemalara, televizyonlara sokma görevi de; ya devlete düşer; ya da özel sektöre... Bu senaryo, geniş bütçeyle usta yönetmenler elinde filme çekilirse -iddia ediyorum- gişe rekorları kırar!
Şu bilgiyi de vermeliyim: Bu eser, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca Türkiye’den seçilen 4 eserden birisi... Eseri kitap olarak Akçağ Yayınları bizlere sunmuş. Kitaba, yayınevinin 312. 432 17 98 numaralı telefonundan ulaşabilirsiniz.
Haftaya buluşmak dileğiyle...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları