Hukuk, bölücü hainleri tatmin etme aracı mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Hukuk, en basit tanımıyla, bir toplumda kişiler ya da kişilerle devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devletin ‘yaptırım’ gücüyle sağlanmış kurallar
bütünüdür.
Rivayet olunur ki, bu hukuk dediğimiz kavram ‘herkese’ lazımdır.
Dolayısıyla ‘lehimize’ sonuçlar doğurduğu zaman ‘iyi’ , aleyhimizde karar verdiği zaman ‘kötü’ diye kaldırıp bir yana atamıyoruz.
Tabii bu işin ‘teorik’ kısmı. Pratikte böyle bir duruma rastlamak pek olası değildir.
Herkes onun ‘nalıncı keseri’ olmasını ister.
Hazretlerin yıllardır ağızlarına pelesenk ettikleri “üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü” safsatası, teori ile pratiğin çelişmesinin en bariz göstergesidir.
Daha YGS üzerindeki gölge kalkmadan bu kez bir YSK balonu patlayıverdi.
Malum 7’si BDP’ li 12 bağımsız milletvekilinin adaylığı, ‘eski sabıkaları’ nedeniyle suya
düştü..
‘24 saatte’ neyin değiştiği sorusu, devr-i AKP’ nin gizemli sayfalarına eklendi bile.
‘Her konuda’ ahkam kesenler, bir kez daha ‘dut yemiş bülbüle’ dönüverdiler.

***


‘Mıntıka temizliği’ yine Abdullah Gül’ e
düştü.
“Gel Selo, şu durumu bir konuşalım” diyerek, BDP eski genel başkanı Selahattin Demirtaş’ı Köşk’ e buyur etti.
Tabii Selo da diğerleri gibi meşguldü o sıra.
İstanbul, Diyarbakır, Van, Hakkari toz duman. Yüzlerde maske, ellerde molotofkokteylleri ‘hukuk’ mücadelesi (!) veriliyordu. ‘Ayyıldızlı’ bayraklar indiriliyor, Atatürk heykellerine Bebek Katili’nin posterleri asılıyor, belediye otobüsleri taşlanıyor, kreşler, postaneler yakılıyordu.
“Dağa çıkarız haa!” naraları, “Biji serok Apo” sloganları meydanları inletiyordu.
‘Tehditler’ , ‘isyan provaları’ , ‘ ayaklanma gösterileri’ peş peşe sahneye konulurken, YSK’ dan beklenen açıklama geliverdi:
- “Eksiklerinizi tamamlayın, değerlendirelim.”
Hak Teala hukukun eksikliğini göstermesin.
Bir kalemde, hapisten çıkıp vekil olan Sebahat Tuncel’ in mahkumiyetinde ‘indirim’ yapılıp, pirüpak vaziyette yeniden Ankara yolu açıldı.
Demek ki, ‘hukukun üstünlüğü’ devrede.
‘Minik bir hata’ yapılmıştı, o düzeltildi.
Keza öbürlerinin durumu da.

***


İnsanlar içeride üç-beş yıl ‘sorgusuz sualsiz’ yatarken o ‘gözünü sevdiğimin’ hukuku nerelerdedir diye merak etmemek mümkün mü?
Ne oldu şu meşhur ‘Deniz Feneri’ dosyası diye sormak, abesle iştigal olsa gerek. Değil mi ki ‘hukukun üstünlüğü’ (!) hakim durumda, elbet sıra ona da gelecek.
Cümlesini ‘tatmin’ eden YGS kepazeliği de, belediyelerdeki ‘yolsuzluk’ iddiaları da vakt-i zamanı gelince neticelenecek. Kimse endişe duymasın.
Üstelik iktidarın başı, “Ben bu işin takipçisiyim” diye şahsen garanti vermedi mi?
Ama işte insanın içine kurt düşüyor. Biz bu ‘hukukun üstünlüğü’ meselesini yanlış mı anladık acaba?
Hani garantör şahıs, “Taksim’ de karşılarına 5-10 bin genci dikeriz” demişti ya.
‘Hukukun itici gücü’ birilerini sokağa dökmek midir? Bu bir ‘şifre’ midir yoksa? Uygulama kafalarda yeni tereddütler oluşturuyor.
Öğrenciysen, ‘kalemle’ , ‘ silgiyle’ sokakta mağduriyetini dillendiriyorsan, o dosya sittinsene gündeme gelmiyor.
Ama eylemciysen, bir elinde ‘ taş’ , öbüründe ‘molotofkokteyli’ vrsa, 24 saatte karar çıkabiliyor.

***


Daha fazla kafa karıştırmadan, “Geçin o hukukun üstünlüğü mavalını, günümüzde cari olan dağ kanunlarıdır” desek, daha dürüst olmaz mıyız?
Yazık ki, ‘ada’ ya, ‘dağ’ a, ‘fener’ e ve ‘sınav’a sözü geçmeyen hukuk, kendini bu milletin gariban çocukları üzerinden ‘tatmin’ etmeye fena halde alıştı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş