"Hukuk devleti"

A+A-
Altemur KILIÇ

Durmadan  “Hukuktan”  söz eden, “Hukuk Devleti”  diye mangalda kül bırakmayan AKP iktidarı, dünyada misli görülmemiş bir hukuk skandalına imza attı!
Adalet Bakanlığı da itiraf etti: 56 hakim dinlenmiş... CHP’li Kılıçdaroğlu’na göre 56 savcı ve yargıç dinlenmiş... Daha önce Anayasa Mahkemesi ve yargıçları da dinlenmişti!

Korkular ülkesi
Telefonların -ortamların- dinlenmesi, özel konuşmaların  “internete” aktarılması, zaten ülkeyi bır korku ülkesi haline getirmişti... Gerçek suçları takipteki faydaları dışında insan haklarına, kişilik haklarına tasallut oluşturuyordu! Hiçbir demokraside görülemeyecek kadar! Şimdi, Yargıtay’ın dahi dinlenmesi “teşebbüsü” , Adliye santrallerinin, Cumhuriyet Başsavcılarının dinlenmesiyle ayyuka çıktı...

Tevil
Yandaş gazeteler ne diyeceklerini şaşırmışlar... Kaçamak, tevil yolları arıyorlar. Ama zırva tevil götürmüyor! Meğer eski Adalet Bakanı, şimdi TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ’Ergenekon soruşturmasının yargı boyutunun ortaya çıkarılması’ için soruşturma izni veriyorlar... Ve mesela,  “Yargıtay telefonları dinlenmedi”  diyorlar. Fakat aslında,  “dinleme talimatı”  verilmiş, ama buna teknoloji engel olmuş!  “Teşebbüs hali” de suç teşkil eder!
Kim ne derse desin Sayın eski Adalet Bakanı ve şimdiki Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, TV programında sorulan çetin sorulara karşı, nazari mazeretlerle, topu taca atarak tevile çalışsın, bu durum büyük bır skandal, bir rezalettir... Cemil Çiçek  “Hukuk Devletinden”  söz etti; gerçek bir  “hukuk devletinde”  bunlar böyle olur mu? Olsa, Adalet Bakanı, dinleme talimatı verenler ve uygulayanlar tasfiye edilir, hatta Hükümet düşerdi!
Bu rezalet, İktidarın  “açılım” ı TBMM’de açıklayacağı zamana denk düştü. Bütün konuları gölgeleyecek... Ve böylelikle bu iktidarın her açılımının, her icraatının hangi anlayışa ve maksatlara denk düştüğünü ve Ergenekon davasının hangi sözde delillere dayandığını da gösterdi... Bilemiyorum bazı savcılar ve yargıçlar bundan sonra görevde kalabilir mi? Kalsalar kararları ve tabii Yargıtay, Yargıtay olarak kalsa, muhakkak oradan dönerdi! Tabii, ortada “Hukuk Devleti”  kalmışsa!

Yargıya güven
Son tahlilde; bir  “Hukuk Devletinde”  Yargıya elbette güvenmek lâzım!  Ancak hangi  “yargıya” ?  Bütün telefonların, Adliye santrallerinin  hakim ve savcılarının ve hatta hatta Yargıtay’ın telefonlarının dinlenmesine müsaade eden  “Yargıya”  mı? Ergenekon davasında,  suçları sabit olmayan tutukluları adalet ihlalleriyle aylarca, belki de yıllarca tutacak  “yargıya” mı? Yoksa işlerine gelmeyen, hukuk ihlallerini dile getiren, zülfüyare dokunan yargıç ve savcıların  “meslekten ihraç edilmelerine”  karar verebilecek bir  “yargıya”  ve adalet anlayışına mı? HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, “Telefonların dinlenmesi çığırından çıktı”  diyor... Çok doğru. Sadece telekulak değil, adalet çığırından çıktı ve gene Özbek’in ifadesiyle  “savunma durumuna” düşürüldü...
Ama dedim ya, gene de Yargıya güvenmemiz gerek... Çünkü Allah’ın adaletinden sonra güvenebileceğimiz en yüksek merci -telefonları dinlense bile- Yargıtay’ın yüce yargıçları, tabii dayanabildikleri müddetçe!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları