Hukuk karmaşası

A+A-
Ergun KAFTANCI

     AKP iktidarı, düne kadar desteğini alarak ortak olduğu Fethullah cemaatiyle mücadeleyi sürdürüyor. Araları açıldığından beri cemaat yandaşlarının adı "Paralelci" oldu...

    İktidara muhalefet edenleri o kategoriye sokuyorlar...

    Sadece kişileri değil, kurumları da, kuruluşları da...

    İnsanların yakalarına yapışıyor, kurum ve kuruluşları da kayyumlara teslim ediyorlar...

    Bazılarını ise kapanmaya zorluyorlar...

    Birkaç holdingin başına geldi; kayyumlar atandı, kuruluşlar da önemli ölçüde itibar yitirdi; bazılarının mali durumu fena sarsıldı...

    Kayyumun idaresine bırakılan bir kurum da Fatih Üniversitesi...

    Üniversite, bir vakıf tarafından kuruldu. O vakfı paralelcilerin yuvası gibi gördüler ve durumu el koymaya kadar götürdüler...

    Demek ki ticari kuruluşlar gibi bilim yuvası bir kurum da cemaatin narına yandı...

    Çocukluğumuzda eğitim ve öğretimle bağlantılı bir deyiş çok kullanılırdı.

Veli çocuğunu öğretmene "Eti senin, kemiği benim" diyerek teslim ederdi...

    Fatih Üniversitesi'nin kayyuma teslimi bu deyişi aklıma getirdi...

    Adam şirketini itibarlı ve kazanan kuruluş haline getirecek, ben de şu ya da bu sebeple kayyum atayarak emek cellatlığı yapacağım...

    Ya da Fatih Üniversitesi gibi bir bilim yuvasının itibarını berhava edeceğim...

    Kimse de bana karışamayacak, kayyumum ya...

    Var mı böyle bir şey...

    "Kişi cemaat yanlısı olmakla suç işliyor" diyorsan verirsin mahkemeye... Ortada bir suç var mı, yok mu Yargı belirler; taraflar da verilen karara katlanır...

    "Eti senin, kemiği benim hocam" anlayışı çok ama çok geride kaldı...

    Falaka devriyle, çağdaş hukukun egemen olduğu günümüzü birbirine karıştırmayalım.

      Osmanlı ayağına yatıp, eskide kalan iğrençlikleri günümüze taşımayalım.

   

     

Turizm can çekişiyor

      HAZİRAN ayının neredeyse ortasına geliyoruz, turistik alanlarımız ve otellerimiz hâlâ boş. Ne havadan, ne denizden turist geliyor...

    Bu sektörden ekmek yiyen binlerce insan umudunu yitirmiş durumda. Turist gelir diye yapılan hazırlıklara harcanan para da uçup gitmiş, hepsi

zarar hanesine yazılmış...

    Görkem Yener adındaki okurum, profesyonel fotoğraf sanatçısı. Kıyılarımız konulu bir albüm hazırlamak üzere aracıyla İstanbul'dan yola çıkmış...

     İskenderun'a kadar giderek kıyılarımızı görüntüleyecek...

     İzmir'den yolladığı görüntülerden anlaşıldığına göre Ege sahillerimizde turistik canlılık geçen yıllardaki gibi değil, hayat yok. Turizmciler yabancı turist akını da beklemiyor. Umutlar yerli turistte, 9 günlük Ramazan

     Görkem Yener, kiralık ya da satılık otel, restoran, mağaza sayısının çokluğuna dikkat çekiyor. Kriz büyük boyutta ki yatırımcılar dayanamıyor, çareyi sektörü terk etmekte buluyor...

 

     Yener, ilerleyen günlerde Akdeniz ve daha sonra da Karadeniz kıyılarımızda durumun nasıl olduğunu görecek ve bize anlatacak...

     Yolladığı mesajın dibine, "Ben de sektörün canlanacağı ve durumun düzeleceği umudunu taşımıyorum hocam" diye yazmış...

     Üzücü...

     Ne diyelim, düzelir inşallah!

 

Partili başkan ama...

     KASIM ayında Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık seçimi var. Cumhuriyetçiler'in de, Demokratlar'ın da adayları belli...

     Donald Trump ile Hillary Clinton yarışacaklar...

     Siyaset bilimciler ve gözlemciler kimin kazanacağı konusunda görüş beyan etmiyor. İç ve dış politikada yaşanacak gelişmelerin etkili olması kuvvetle muhtemel diyerek durumu geçiştiriyorlar. 

 

     İlgi çekici olan Başkan Barack Obama'nın tutumu...

     Başkan, Hillary Clinton'a destek verdiğini söyleyerek propaganda kampanyasını renklendirdi...

     Amerikan yasaları, partili başkan uygulamasına açık olduğu için kimse Obama'nın bu açıklamasını eleştirmeye kalkmadı...

     Başkan buna rağmen o kadar dikkatli ve hassas ki dengeleri gözetiyor ve meydanlara çıkmıyor. Nitekim önceki gün "Kampanyalara katılmayacağım" diyerek ne kadar hassas olduğunu gösterdi...

     Obama'nın bu örnek tavrı Birleşik Devletler'de takdirle karşılandı...

   

ONDAN BUNDAN

     AVRUPA Futbol Şampiyonası başlıyor. Şampiyonada biz de varız. Nasıl bir sonuçla döneriz Allah bilir...

     Milli Takımı'mız iyi hazırlandı diyorlar; ne kadar iyi hazırlandığını göreceğiz bakalım...

     Fatih Terim'in hocalığını tartışmak bize düşmez, onu teknik adamlar ve futbol otoriteleri yapabilir...

     Yalnız bir konuya değinmek istiyorum; Terim, Federasyon'dan 12 ayda 11 milyon lira alıyormuş. Yani ayda bir milyona yakın maaşı varmış. O halde aldığının hakkını vermeli ve takımımızı şampiyon yapmalı...    

     Aksi halde 11 milyon lirayı Fatih Bey kardeşimize fuzulen vermiş oluruz.

 

     AZİZ Yıldırım'ın sırtını dönerek takındığı tavır, millî futbolcumuz Fenerbahçeli Gökhan Gönül'e çok dokunmuş. O üzüntüyle sözleşmesini yenilememiş ve Avrupa'da futbol oynamak için kulüp aramaya başlamış...

     Beşiktaş'a gelmesi ihtimali de devam ediyormuş...

     Gönül, Aziz Yıldırım tarafından çok sevilen bir futbolcuydu...

     Ne oldu da araları açıldı, bilinmiyor...

     Başkanlar, liderler, ağır ağabeyler neden vefasızdır, neden en yakınlarındaki insanları bir anda koparıp atarlar, anlayamıyorum...

 

BİR SÖZ

----------------------

    DEHANIN sınırı vardır, cehaletin sınırı yoktur...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları