Hukuku silah edinen yeni tip mühendisler

İsrafil K.KUMBASAR

Güç odaklarının don lastiği gibi çekiştirmesiyle her an farklı bir mesele, binbir farklı yorumla kamuoyunun önüne çıkarılıyor.
MİT krizi mi dersiniz, DDK’nın Hrant Dink raporu mu, ’ılımlı İslam’ yutturmacasının mimarı ABD’nin askerlerinin Afganistan’da Kur’an-ı Kerim yakması mı?
Her pazara göre mal var, seç seç al.
Normal şartlar altında kimsenin hiçbir şekilde ‘şaşkınlık’ göstermemesi gereken bu konular, nasıl oluyor da insanların hayretini mucip olabiliyor?
Cevabı içinde saklı bir sorudur bu.
İktidar sahiplerinin milli olan her hamleyi ‘toplum mühendisliği’ yaftasıyla gündeme taşımalarını hatırlayınız.
Bugün yapılan işte tam da sözü edilen böyle bir mühendislik hadisesinden ibarettir. Mücahitliklerini ’müteahhitliğe’ tevdi edip de paraya kavuştuktan sonra geldikleri son nokta budur:
“Toplum mühendisliği.”
Hemen diplerine konuşlanmış eski ’istihbaratçı’, ’stratejist’, ’analist’ vs. ne kadar ’uzman kılıklı’ dönüşüm ajanı varsa, akıl daneleri de onlar.
Onların sevk ve idaresinde memleketi bir yöne doğru sürükleyip duruyorlar.

***


Bakınız, referandum öncesi atıp tuttukları ‘yargı vesayeti’ balonu, devr-i iktidarlarında ayniyle vaki oldu.
Küresel efendinin arkalarından ittirmesiyle ‘Genelkurmay Başkanı’nı  “memur”  diye küçümseyip,  “Elbette yargı önünde hesap verecek”  diyenler, yine bir ‘memur’ olan ‘MİT Müsteşarı’ için suç isnadı olunca paniklediler.
Elleri ayakları birbirine dolaştı.
Zira o memur bir kez yargı önüne çıktı mı, ipin ucu ‘kendilerine’kadar uzayacaktı.
Bu işin bir yönü. Bir diğer yönü de yargının ‘adalet dağıtmak’ gibi misyonu bir kenara bırakıp, bir ’hesaplaşma’ kurumuna dönüşme sürecine girmiş olmasıdır.
Buyrun size ‘şaşırtıcı’ bir nokta daha.
İktidarın başı da zaten “Kininin davasına sahip çıkacak bir gençlikten” söz etmiyor muydu?
Kin gütmek bir ‘erdem’ olarak gösteriliyorsa, artık ne savcıya, ne polise, ne askere, ne siyasetçiye söyleyecek laf kalır mı?
İşin doğrusu, bu iktidarı ayakta tutan sacayaklarından biri, ‘geçmişe’duyulan hınçtır.
Belli ki kin üzerinden çıkılan yolda bir ‘kavşağa’ gelindi.
Herkes ‘kendi önceliklerini’ masaya sürdü.

***


Daha açık söyleyelim, mademki MİT Müsteşarı ilk olarak MOSSAD’ın hedefindeydi, peki daha sonra kimin hedefine girdi?
Ona ‘kol kanat’ geren kimdi, kimlerdi?
İş sanıldığı gibi sadece KCK operasyonuyla izah edilmekten hayli uzak. Herhalde ‘perde arkasındaki’ bir takım odaklar, yerel hizmetkarlarını bir takım işlere zorluyor. Suriye’yi vurmak üzere kamuoyu oluşturulması ve İran’ın daha fazla köşeye sıkıştırılması, bu küresel vazifelerden sadece ikisidir.
Onlara göre, ABD askerlerinin Kur’an-ı Kerim yakması ‘tali’ bir meseledir. Suriye ve İran’daki insanların ’Müslüman’ olmaları da öyle. Zira mezhepleri farklıdır.
Özal’ın Azerbaycan Türkleri için söylediklerini hatırlayınız.
Irak’ta yüzbinlerce coninin yaptığı kıyımı, vahşeti, tecavüzleri görmemek için gözlerini kapatanlar, 70 yıl önce devlete başkaldıran bir kaç asinin idamını ısıtıp ısıtıp gündeme taşıyorsa, bunu adına ne denir, kendileri daha iyi biliyordur.
‘Hocalı soykırımını’ görmeyip de, birden bire ’Ermeni sevdalısı’ kesilenler, bu yaptıklarının adına ne denir, herhalde idrak ediyorlardır.

***


‘Kinden’ medet uman Sultan’ın, tek maddelik yasayla yaptığı neyse, kendilerine ‘bir takım operasyonlar’ yaptırılan kimi yargı mensuplarının yaptığı da aynısıdır.
Hukuk bugüne kadar ’şaibeli’ olsa da, bugünden sonra artık hiç kuşku bırakmayacak şekilde ’birilerinin silahı’ durumuna düşürülmüştür.
“Evet”, bizce de  “yetmez” , durun bakalım daha başınıza ne çoraplar örülecek. Bunlar daha iyi günler.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş