Hükümet geç kaldı...

A+A-
Ahmet GÜRSOY

               Bu saatten sonra Barzani geri adım atmaz. Barzani'nin atmaması demek aynı zamanda İsrail'in ve Amerika'nın geri adım atmaması demektir. Çünkü ABD-İsrail'in temel politikası bellidir: Büyük Orta Doğu Projesi.

                Projeden vazgeçilmiş midir?

Kesinlikle hayır.

Proje, yeni boyutlar kazanarak ilerliyor.

                Nereden anlıyoruz?

                Hemen yanı başımızdan. Suriye'nin kuzeyinden bizim güneyimizdeki çatışmalardan ve açık tehditlerden anlıyoruz. PYD'nin silahlandırılması sürerken, eş zamanlı olarak Barzani'yle PYD'nin referandum yapıyor olmasından anlıyoruz.

                Çatışmalarımızdan ve ABD'nin açıktan yaptığı silah sevkiyatlarından anlıyoruz..

                Büyük Orta Doğu planı yürütülürken ABD'nin önüne engeller çıktı ama her seferinde oyunu yeniden kurmayı başardı.

                Önce Irak, ardından Libya, Mısır, Tunus ve derken Suriye..

                Suriye'de ABD-İsrail planını bozacak beklenin aksine istenmeyen gelişmeler yaşanmasına karşılık ortaya çıkan yeni duruma karşı şekil aldıkları da bir gerçek..

                Burada ülkemiz açısından en önemli sorun şu: Acaba Türkiye'deki stratejik ortaklar ABD ile gene aynı amaçlar için birlikte mi hareket ediyor? Yani Türkiye'deki ABD-İsrail ortaklığı sona erdi mi? Başka bir ifade ile Büyük Orta Doğu Projesi'ne ortak olan kimse var mı Türkiye'de?

Elbette bunu zaman gösterecek.

Ancak şurası muhakkak ki, Türkiye'de siyaseti yönetenler hamle yapmakta gecikmişlerdir. Bakmayın siz yandaş gazetelerin "bakalım şimdi ne yapacak" türünden manşet attığına. TBMM'nin yurt dışına asker gönderilmesine izin veren tezkereyi onaylaması ile Barzani'nin referandumu arasında sadece 48 saat ara var. Bu durum Barzani'nin caymasına sebep olabilir mi?

                Hiç sanmam.

Sadece gelecekteki hedefleri açısından düşündürücü olabilir.

                Kerkük petrollerine varmada 1926 anlaşmalarının önüne engel çıkaracağı ve Türkiye'nin yine aynı anlaşmayla sınırlarının ötesine (en az 70 km.) müdahale hakkının bulunması karşısında duraklama geçirebilir. Bu yönüyle TBMM'nin tezkeresi önemlidir. Sadece Barzani açısından da değil. İran, Irak gibi bölge ülkelerinin yanında ABD ve İsrail açısından hatta Rusya açısından da önemlidir.

                Bu tamam.

Lakin Barzani'yi hedeflerinden caydırabilir mi derseniz, hayır derim. Çünkü arkasında başkaları var. Ne zaman ki başkalarının çıkarlarına bir zarar gelme riski doğar işte o zaman Barzani de araya bir reklam koyar.

Şurası kesinlikle unutulmamalıdır: Irak'taki gelişmelerin asıl belirleyici aktörü konjonktürdür.

                Elbette TBMM'nin bu kararı haklıdır ve yerindedir. Ancak gecikmiştir.

TBMM kararından önce atılması gereken adımlar kesinlikle öngörülmemiş ve yapılmamıştır. Hükümet çevreleri şimdi çıkmış "yüz yıl öncesinin projesini uyguluyorlar" diyor. Yetmiyor Lozan'a ve 1926'dan doğan anlaşmalara vurgu yapıyor. Bu durumda insanın sorası geliyor: Madem bunları biliyordunuz ve farkındaydınız da neden siyasi, askeri ve ekonomik tedbirleri önceden almadınız? İran sahaya inerken siz neredeydiniz? Sizin neden on yıl öncesinden bugünü öngören bir projeniz yok?

Eğer Sayın Cumhurbaşkanı önce tezkereyi çıkarıp sonra "dostumuz(!)" Trump'a gitseydi, arkasında muhalefetin de desteği olan çok daha güçlü bir Türkiye'yi temsil ederdi.

                Haksız mıyım?

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları