Hükümet gerçekten darbe karşıtı mı?

Ahmet GÜRSOY
Hürriyete inanmış, fikri namus sahibi, demokrasinin önemini kavramış, hukukun üstünlüğüne içten bağlı her birey darbeye karşıdır; değilse kendisiye tutarsız kimsedir.
Bunda anlaştık mı? Peki.
Şimdi gelelim Türkiye’nin bir kaç yıldır sürüp giden darbe gündemine.
Meseleye genel yaklaştığımızda karşımıza iki soru çıkar: Birincisi, Türkiye’de neden darbe konuşuluyor ve niçin hep gündemde?
İkincisi, darbeler konusunda AKP gerçekten sami mi? Gereğini, olması gerektiği gibi yapıyor mu?
Önce birinciyi cevaplandıralım.
Türkiye’de darbe konuşuluyor, çünkü Türkiye’de sistem sorunu var. Toplumun kimi kesimlerinde henüz rejim kabullenilmiş değil. Halen daha başka rejim arayışlarında olan insanların sayısı az sayılmaz.
Kısacası ideolojik ayrışma rejim sorunu yaratıyor. Bu durumda sistem adına kendini sorumlu hissettiğini iddia eden askerler idareye el koyuyor. Bunu yaparken de çoğu kere ulus ötesi güçlerle işbirliği yapıyor.
Çünkü Türkiye’deki demokrasi, bir boyutuyla ABD’nin soğuk savaş düzleminde Türkiye’ye ihracıyla başlar.
İkincisine gelince, burası oldukça karışık.
Soğuk savaş bittikten sonra yeni dünya düzeninin konuşulduğu sırada Türk demokrasisine 28 Şubat türü bir müdahale yapılmış, siyasal alan bu müdahale ile parçalanmış, parçalanan siyasetten yeni hükümetler çıkmış ve en nihayetinde kendisine yönelik darbe yapıldığı söylenen siyasi hareket parçalanarak, halk çoğunluğu ile iktidara yepyeni bir parti gelmiştir.
AKP!
Bu siyasal hareket sistemle bütünleşme sorununu 58’inci hükümet döneminde Siirt seçimlerinin geçersiz sayılarak yeniden yapılmasıyla birlikte yaşamış ve R.Tayyip Erdoğan Başbakan olmuştur.
Sonra?
2002’de başlayan 58’inci hükümet yerini Recep Tayyip Erdoğan’ın kurduğu 59’uncu hükümete bırakmış ve Türkiye’nin bütün mesaisi tamamen AB’ye yönelmiştir.
Derken 27 temmuz 2007 seçimleri ile Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığında 60’ıncı hükümetin kurulmasıyla birlikte AB davası birden bire unutulmuş, yerini önce stratejik devlet kurumlarının özelleştirilmesi, banka ve finans kurumlarının yabancı sermayeye satılması ve hemen ardından içe dönük darbe söylemleri, asker-siyaset ilişkilerini öne çıkaran konular gündeme oturmaya başlamıştır.
Türkiye’nin gündeminde hep canlı tutulan darbe söylemlerini yazımızın en başında da belirttiğim gibi demokrasiye ve hukuk devletine inanan kimseleri endişelendirmemesi mümkün değil. Hele İstanbul’un en muhteşem camilerinin bombalanacağını duymak, insanın kanını donduracak cinsten haberler. Ancak ortada bu söylemlerin kendisi kadar bir başka gerçek daha var. İşte bu durum AKP iktidarının darbe meselesinde asıl amacının işleyen siyasal sistemi demokrasi sınırları içinde tutmak ve parlamenter rejimi güçlendirmek amacında olduğuna yönelik kanaatlerimizi yıkıyor.
Eğer AKP iktidarı gerçekten darbeleri sonlandırmak istiyor idiyse;
1. Neden bizzat 28 Şubatçıları sorgulamıyor? Hepsi hayatta ve resmen darbe planı ortada duruyor. Üstelik Recep Tayyip Erdoğan bu darbeciler yüzünden hapis bile yattı.
2. Haydin onu bir kenara koyduk. Ya eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın  “tek başıma yaptım” diyerek savunduğu 27 Temmuz seçimlerinin hemen öncesinde Genelkurmay sitesinde yayınlanan muhtıraya ne demeli. Şimdi ben senin darbe çığlıklarına nasıl inanayım?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş