Hükümet, neyin altında kalacak?

İsrafil K.KUMBASAR

Esrarengiz, kamuoyundan gizlenen bir takım ‘diyaloglardan’ söz etmiştik dün. 3 Kasım 2002 seçimleri öncesi ABD’ye yapılan ziyareti takip eden yıllarda iktidarın ‘gizemli’ ilişkileri hiç kesilmedi denilse yeridir.
‘Şeffaflığı’, ‘daha fazla özgürlüğü’ ilke edindiklerini söyleyenler, her ne hikmetse ‘karanlıkta kalan’ konuların kıyısından bile geçmediler.
‘Trilyonluk zırhlı bir araç’ ile taçlandırılan malum Dolmabahçe’görüşmesinden tutun da, ucu ‘kozmik odanın’ aranmasına kadar dayanan ‘adres yazılı pusulayı yutan subaylar’ (!) vakasına kadar pek çok mesele esrarını korudu.
Bu iki olayın öncesi ve sonrası da var elbette.
Habur rezaleti mi dersiniz; ‘devlet adına’ bölücü terör örgütü ile masaya oturulması mı dersiniz sayın sayabildiğiniz kadar.
Bunlar sadece ‘yol kazaları’ sonucu haberdar olduğumuz olaylar.
Peki ya bilmediklerimiz?
Kim bilir daha ‘kapağı’ açılmamış, gün yüzüne çıkmamış nice görüşme vardır böyle.
Sam Amca’nın Türkiye’yi ‘Şam’a şeker almaya’ gönderme heveskârlığı da böylesi bir ikili görüşme ile zapturapt altına alınmış mıdır acaba?

***


Biz bilmesek de günü geldiğinde herşey orta yere saçılıyor. ‘Müzakere’ denilen şey en az iki kişi arasında geçtiğine göre, yakın zamanda değilse de önümüzdeki yıllarda şaşırtıcı pek çok ‘samimi sohbetin’ yapılmış olduğunu duyunca pek de şaşırmayacağız anlaşılan.
Daha iki gün önce DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk çok önemli bir lâf etti. O anlı şanlı açılımla ilgili müzakerenin ‘diğer tarafına’ bir mesaj gönderdi.
Dedi ki:
- “Habur sürecini anlatırsam eğer, hükümet altında kalır.”
Ahmet Türk ya söylediğiyle kalacak ya da verdiği mesaj ‘ilgili yerlere’ ulaşıp birtakım tavizler koparılacak.
Anlaşılan o ki Habur’a ilişkin bilgilerimiz sadece ‘buzdağının’ görünen kısmı.
Malum görüşmelerin yapıldığı medyaya sızdığında hükümetin başı, iddia sahiplerini ‘şerefsizlik’ ile suçlamıştı.
Ne acıdır ki, çok geçmeden görüşmelerin yapıldığı ortaya çıktı.
Üstelik muhalefeti şerefsizlikle suçlayan hükümetin başı ‘özel temsilcisini’ yollamıştı bu görüşmelere.

***


Sık sık ‘gizli ajandaları’ olmadığını söyleyenlerin, her seferinde milleti nasıl ‘ters köşeye’ yatırdıkları bir değil, birçok kez ortaya çıktı.
Endişemiz o ki daha çok ters köşeye toslayacağız.
“Açıklarsam hükümet altında kalır”  ifadesi, nasıl büyük bir tehlike savuşturduğumuzun da somut bir kanıtıdır.
Açılımın ‘mecburen’ durdurulmasından hemen sonraki “özerlik” naralarını hatırlayınız. Konu biraz soğutulduktan sonra hükümet üyelerinin ‘yeni bir paketten’ söz etmesini gözünüzde canlandırınız. Bitti, sona erdi, ipler koptu denilen ‘şer sürecinin’ gerçekte alttan alta ısıtıldığı Ahmet Türk’ün sözleriyle daha bir anlam kazanıyor.
Tabloya bakılırsa müzakereciler ‘karşılıklı’ olarak yan çizmişler. İpuçlarına bakılırsa hükümet kanadı vaadleri ‘yeni anayasaya’ havale etmiş. Yani bir tür ‘kira’ kontratı.
Bölücü güruhu ise ‘kiracılık’ ile yetinmeyip  ilk adımda ‘özerklik’, daha sonra ‘federasyon’ adı altında tapuya ortak olma çabasına girmiş.
Geriye milletin bu çirkin pazarlığa ‘ısındırılması’, alıştırılması kalmış.

***


Şimdi ‘şantaj’ zamanıdır.
Bir taraf elindeki kolluk gücünü kullanarak ‘kendini sağlama almaya’ çalışıyor.
Öbür taraf “Detayları ifşa ederim”  kozuyla altın vuruşa hazırlanıyor.
Hayde bre Ahmet Türk.
Yediğin ekmeğin, içtiğin suyun, hatırına şu memlekete bir kez olsun iyilik yap.
Şu gizli kapaklı vaatleri bir açıkla da ‘sanal’ külhanbeylerinin maskesi bir kez daha suratlarından aşağıya kaysın.
Millet, kimin ne olduğunu bir kez daha görsün.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş