Hükümet, PKK ile masaya oturmaya mı hazırlanıyor?

İsrafil K.KUMBASAR

Ve Apo’nun köpekleri, “Şehirleri cehenneme çevirme” planı için düz ovaya indi.
İstanbul’un göbeğinde güpegündüz askeri personel taşıyan araçlara bombalı pusu kuran alçaklar, dört asker ile bir lise öğrencisini şehit etti.
‘Sıfır terör’ ile devraldığı ülkeyi, yeniden ‘1990’lı yıllara’ sürükleyen AKP iktidarının başı Tayyip Erdoğan, akan kanın durdurulmasına yönelik ciddi tedbirler almak yerine, gerçekleri olduğu gibi millete aktaranlara saldırıyor:
- “Şehit evlerine girip oradaki ‘ayılıp bayılmaları’ göstermek terör örgütüne mi hizmet eder, ülkeye mi?”
‘Kendi çocuklarını’ askere göndermeyen iktidar sahiplerinin, ‘evlatlarını şehit veren’ ailelerin acılarına bakışı ne yazık ki aynen budur.
Mehmetçik, sınır boylarında yazın ‘kavurucu’ sıcağına, kışın ‘dondurucu’ soğuğuna aldırış etmeden terör örgütüne karşı kahramanlık destanları yazıyor.
Ultralüks döşeli klimalı odalarında ahkam kesen iktidar sahipleri ise, ‘örgütün hain taleplerini’, ‘çözüm’ adı altında millete yutturmanın formüllerini arıyorlar.
‘Oy kaybetme’ korkusu yüzünden, yapmak istediklerini birinci ağızdan açıkça dile getirmek yerine, ‘akıl hocalarını’ sözcü olarak kullanıyorlar.

* * *

İktidar sahiplerinin, “Bedeli ne olursa olsun” diye buyurdukları ‘açılım’ ile aslında ‘neyi’ kast ettiklerini, bugüne kadar pek çok kimse anlayamamıştı.
Nihayet, ‘dillerinin altındaki hain baklayı’ birer birer açığa vurmaya başladılar.
Kendisini Erdoğan’ın manevi oğlu olarak lanse eden Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, aynen şöyle diyor:
- “Eğer açılıma itiraz etmeselerdi, sorun demokratik yollarla çözümlenebilirdi. Söylemek zor ama, bu kanı durdurmak için akla gelen her çözüm yöntemini düşünmeliyiz. Bunların arasında PKK ile masaya oturmak da var.”
Yalısında buzlu viskisini yudumlayan Erdoğan’ın manevi ablası Nazlı Ilıcak ise aynen şu ifadeleri kullanıyor:
- “ Son saldırılardan sonra artık görülmüştür ki PKK muhatap alınmadan bu sorunu çözmek mümkün değildir. Sonuçta silah onların elinde ve siyaset yapmak istiyorlar. Seçimlere gidiliyor o nedenle şimdi olmaz belki, ama seçimlerden hemen sonra bir yol yöntem geliştirmek zorundalar.”
Bu işbirlikçilere göre, elinde silah insanları katleden hainlere devlet şunu söylemeli:
- “Ne istiyorsun kardeş, toprak mı, federasyon mu, yoksa siyaset mi?”

* * *

Bugüne kadar buldukları her fırsatta Türk Silahlı Kuvvetleri’ne saldırıp yıpratmaya çalışan, terör örgütüne karşı mücadele verenlerin kodese tıkılmasına çanak tutanlar, şimdi hep bir ağızdan “PKK ile masaya oturalım” borusu çalıyorlar.
Kullandıkları slogan ise aynen şudur:
“Teröristle savaşanlar Silivri’ye.
Teröristler masa başına.”
Nazlı Ilıcak, 29 Temmuz 2008 tarihli yazısında, aynen şu cümlelere yer veriyordu:
- “Önemli olan, sadece yaşamak değil, kaliteli yaşamak. Check-up’ın en zor işlemlerinden biri kolonoskopi. Önceden perhiz edeceksiniz; içeceğiniz bir sıvıyla bağırsakları iyice boşaltacaksınız, sonra da uyutulacaksınız; makattan giren bir boru ile bağırsaklarınız incelenecek. Yıllarca kolonoskopiden korktum. Nihayet yaptırdım ve korkulacak bir şey olmadığını gördüm.”
‘Kolonoskopi’ yaptırıp rehavete kapılanlar, ‘kaliteli yaşamlarını’ devam ettirebilmek için, üç beş çapulcu karşısında teslim bayrağını çeken iktidara “Edebinle çek git” demek yerine, şu ahlaksız teklifi yapıyorlar:
- “Kolonoskopi yaptır, rahatına bak.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş