Hüseyin Çapkın on numara müdür

A+A-
Behiç KILIÇ
İstanbul Emniyeti iyi çalışıyor, iyi çalıştığı için de yamyamlar seferber durumda. Polise malum üsluplarla saldırılıyor (İşkence-sorguda pencereden aşağı atma) senaryoları tezgahlanıyor...
Bunlar yalan... Suçlu adama nasıl davranılması gerekiyorsa öyle davranıyorlar. Hoşgörünün suçlu tarafından nasıl istismar edildiğini, haberlerde de görebiliyoruz hatta. Neyse uzatmayalım, polislik zor meslektir. Hele İstanbul’da...
Bu zor şartlarda, oldukça başarılılar. Liderlerine güven ve sevgileri var.
Hüseyin Çapkın, öncelikle iyi bir polis. Göreve başladığında, sokakta vatandaşın sezmeyeceği, “simitçi-ayakkabı
boyacısı” polis devriyeleri olacağını söylemişti. Bu ekipler suçlunun ensesinde. Tanık da olduk. Bir yakınımızın İTÜ’lü evladı, Beşiktaş iskelesinde yankesicilerce ablukaya alınmış. Genç öğrencinin cüzdanını çalmışlar. Farkında değil, yürümüş gitmiş... Ama “O”
devriye oradaymış ve yankesicilere yapışmış. Polis cüzdan sahibini aradığında o hâlâ soyulduğunun farkında değilmiş, “Gelip cüzdanınızı alın” denilince
olayı öğrenmiş...
Hüseyin Çapkın Bey ve çalışanlarını seviyoruz...
Bir konu daha... Önceki hafta Nevruz bahanesi ile Boğaziçi Üniversitesi’ni basan PKK’lıların marifetlerini anlatan bir mektubu yayınlamıştım... Orada “Bu işlerden polisin haberi yok mu” diye sormuştum. İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Sayın Mehmet Altınok aradı, “Her konunun takipçisiyiz, hele böyle bir konuya kayıtsız kalmamız düşünülemez. Üniversite’de müdahil olmamız rektör iznine bağlı ama, biz orada bu tür faaliyet gösterenleri tespit edip uygun ortamda yakalarına yapışıyoruz” dedi...
Sayın Altınok’a duyarlılığı nedeniyle teşekkür ederiz..
Bu köşede, “Generallerle törende saf tutan türbanlı şehit anasını” yazmıştım... Bir okuyucum şöyle demiş; “Sayın Kılıç, çok güzel bir noktaya temas ettiniz. Tebrikler; halk arasındaki kanaat ‘Generalin yanındaki türbanlı ana’ başlıklı yazınızdaki uygulamanın ordunun bu konulara bakışını yansıtmadığıdır. Göz önünde olan ve başörtülü eşleri anaları dolayısıyla ordu mesuplarına ve hatta şehitlerin analarına yapılanlar derin iz bırakmıştır. Üniversitelerde başörtülü kızlarımızın okuyamaması da ordunun bu konudaki olumsuz ve hatta zorlayıcı tavrından dolayı değil midir? Mahkemeler de bu nedenle malum başörtüsü kararları vermediler mi? ‘İnsanımızın “Cuması” eşinin türbanı kutsallarıdır’ cümleniz çok doğru. Devletin halkla bütünleşmesi için yukardaki konulara özellikle ordunun yapıcı tavır takınması devlet millet bütünlüğü açısından ne kadar da önemli. İnanmasak da inananların inançlarına saygı insanlık gereğidir. Saygılarımla” diyor...
Bu önemli konuda yol göstermesi dileği ile mektubu aktardım.
Ali YALÇIN / Yönetici-Sendikacı imzalı mektup, “Üniversite çalışanları Başbakan’dan “One Minute” bekliyor!” diyor. Şöyle ki; “Kamuda çalışan personelin maaş ve ek ödemelerinin aynı banka üzerinden yapılmasına karşılık, bankaların verdiği promosyon gelirlerinin tamamını idarecilerin keyfi kullanması dönemini kapatan 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi üzerinden iki yıl geçti. Genelgede ‘Toplam miktarın üçte birini geçmemek üzere komisyonca belirlenecek tutar birim, personelin ihtiyaçları doğrultusunda kullanmak üzere ayrılabilecektir’ ibaresi ne yazık ki suiistimale yol açmaya devam ediyor.”
Demek ki böyle bir “arıza” söz konusu...
Yazarın Diğer Yazıları