Hüseyin Nihal Atsız'ı anarken

Muhiddin NALBANTOĞLU

Türk milliyetçiliği tarihinin efsane ismi Hüseyin Nihal Atsız’ı 1950’li yıllarda tanıdım. Ve ölünceye kadar dostluğumuz devam etti. Çalıştığım yayınevleri onun eserlerini yayımlıyordu. Daha sonraları kendi yayınevime gelmeye başladı. Yirmi yıldan fazla bir zaman dilimi içinde hemen her gün bana uğrardı. Her defasında da günlük gazetelerin kitap sahifelerinden kestiği kupürlerdeki kitapları satın alırdı. Bunlar edebiyat ve tarihle ilgili kitaplar olduğu kadar siyasi konularda da seçtiği kitaplardan oluşurdu. Çok zaman beraberinde-daha sonraki yıllarda avukatı olan- Kerkük Türkleri liderlerinden rahmetli Enver Yakuboğlu bulunurdu. Yakuboğlu’na benim yayınevime yaklaşırken, “Gel Muhiddin’e bir uğrayalım da ona bir Şaman duası okuyalım...” dermiş. 1955’li yıllarda “Türkçülük ve Türkçülük Mücadeleleri Tarihi” adıyla bir kitap yayımlanmıştı. Kitabı yayımlayan da benim komşum olan “Kültür Kitapevi” idi. Sahibi de iki Yahudi kardeşti. Atsız’a bir adet vermiştim. Hemen ertesi günü ziyaretime geldiğinde bana sordu:
“-Azizim Muhiddin, bu kitabın yazarı olan zat deli mi, sarhoş mu?
Ben o ana kadar kitaba şöyle bir bakmış ve okumamıştım. Hayret ettiğimi görünce:
-” Yahu bu adam benim için öylesine abuk şeyler yazmış ki, baştan aşağı deli saçması hükümlerle dolu. Güya ben “Irkçı, Turancı” değilmişim. Bunlar külliyen hilafı hakikat şeylermiş. Yahu ben hayattayım. Niçin bana sormazlar? diye kaygılanmıştı. Daha sonra:
“-Bu kitabın yazarı Ali Kemal Meram denilen herif-i naşerif adam buraya geliyor mu?
” -Evet hocam, hemen her akşam buradan geçer. Her defasında da selam vererek geçer, dedim. Hoca her zamanki muzip gülümsemesiyle eklemişti:
 “-Bu adamı döveceğim. Öldüreceğim bu adamı...
Aynı akşam Atsız gittikten biraz sonra kapıda dikiliyorum. Ali Kemal Meram göründü. Uzun boyu ile karşıma dikildi. Sordu:
” -Atsız Bey senin dostunmuş. Sana hep uğrarmış. Bir sorsana kitabıma muttali olmuş mu?
Birden Atsız Bey’in feveranı aklıma geldi ve:
 “-O da seni arıyor, dedim.
Muhatabım:
” -Sevindim. Her halde teşekkür edecektir?
Ben:
 “-Ne teşekkürü, öldürecek seni. Dövecek seni, dememle beraber:
” Ama ben onun için kitabımda çok güzel şeyler yazdım. Onu akladım, demez mi. Tepem attı:
 “-Yahu adam için o dindar bir adamdır. Turancı, ırkçı değildir, demişsin. Adam ben ölmedim. Hayattayım. Bana niçin sormadan bu cevherleri yumurtlamış, diyor. Sen ise ben onu akladım diyorsun.
Bunun üzerine Ali Kemal birden kendine geldi. Şöyle bir caddeye ve daha sonra etrafa baktı. Birisini arar gibi. Sonra bana sordu:
” -Atsız Bey acaba yine gelir mi?
Benim, elbette, demem üzerine derhal ve büyük bir telaşla:
 “-Ben gideyim. Ne olur ne olmaz. Bir ihtilafa meydan vermeyelim dedi ve adeta kaçarak çekip gitti. Atsız adamı döver mi döver.
Ben daha sonra kitabın Atsız’dan bahseden sahifelerini okuyarak bol bol güldüm. Durumu ertesi günlerde Atsız Bey’e naklettiğimde o güzel ve gür kahkalarından birini koyverdi. Bir defasında ünlü tarihçilerimizden birinin Türk tarihinden bahsediyordum. Eserde sayılamayacak kadar çok tarih hataları vardı. Özellikle Türk tarihinin kaynaklarını kitabın başında ikibinikiyüz yıl, daha sonraki sahifelerde bundan daha eksik ve bazen de daha fazla göstermesini sıraladım. Atsız Bey’in de dostu olan bu tarihçimiz üstelik kitabının birçok bölümünü Atsız Bey’e de göstermiş ve fikrini almıştı. Bu hataları gören Atsız Bey, ” Canım dedi böylesi hataları hep yapıyorlar. Hocam dedim, böyle hataları ortaokul çocukları bile yapmaz. Bunun üzerine Atsız Bey:
“-(Allah affetsin) Canım, dedi, Allah bile hata yapıyor. Bazılarını insan şeklinde yaratıyor.
Bunu söylerken her zamanki şakalarını yaptığı gibi muzip muzip gülüyordu. Tabii ” estağfurullah “ sözleri arasında konuşmasını bitirdi.
Allah ona gani gani rahmet eylesin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş