Huzursuz bir dünya

A+A-
Ergun KAFTANCI

      Rus Büyükelçi Karlov'un Ankara'da bir suikasta kurban gittiği saatlerde, dünyanın pek çok yerinde de insanlar katlediliyordu...

      Can verenler arasında bebekler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar vardı. Askeri ve polisi hedef alanlar, ayrım yapmadan katliam yapıyor, bu saldırılar ve cinayetler de önlenemiyordu...

      * * *

      Dünyanın dünkü durumundan kısaca bahsettim...

      Bu satırlar yazılırken kim bilir dünyanın hangi köşesinde insanlığın yüz karası caniler, masumların azraili kesiliyor ve Allah'ın verdiği canı ondan korkmadan alıyordu...

      * * *

      İnsanlar canavarlaştı dostlar...

      Vampirler çoğaldı...

      Koca dünyaya sığmayanlar ve başkalarına ait topraklara göz dikenler arttı...

      Ne acı ki bu kaotik ortamı hazırlayanlar, barış, insanlık, demokrasi gibi değerleri sahiplenen çağdaş (!) devletler oluyor.

      * * *

      Dikkatinizi çekti mi bilemiyorum; uluslararası spor turnuvalarında kullanılan bir slogan var, Türkçesi "Irkçılığa hayır"...

      Spor alanlarına bu sloganı içeren dövizler asılıyor. Aynı slogan futbol maçlarından önce de ekranlara yansıtılıyor. Yaygın hale getirilmeye çalışılan uyarının dünyadaki savaşlara, saldırılara, suikastlara, sabotajlara bakıldığında maalesef bir anlamı kalmıyor!

       * * *

       İnsanlar kendilerini kandırma peşinde...

       Bir yandan ırkçılığa hayır diyorlar, bir yandan da ırklar arası kavgalar dahil, savaşları, kavgaları ve katliamları pompalıyorlar...

       Çok acı ama gerçek bu!

       * * *

       Bir polisin Rus Büyükelçi'yi sırtından vurarak katletmesi, güvenlik sorununu yeniden ön plana çıkardı...

       Hemen soralım; katil polis, teşkilâta alınırken hakkında yeterli güvenlik araştırması yapılmış mıydı, psikolojik incelemeye tâbi tutulmuş muydu, bir ruh hastası olup olmadığı araştırılmış mıydı...

       Katil olay yerinde öldürüldüğü için bu suikastı hangi amaçla üstlendiğini öğrenemedik; onu bu suikasta iten dış güçler miydi, yoksa millî duygu ve düşünceler miydi, öğrenemedik.

       Suriye dahil, dünyanın pek çok yerinde yaşanan savaşlar,

akıtılan kan ve gözyaşı insanlığı üzüyor. Ancak hiç kimse bu üzüntüsünü, saldırarak ve intikam duygularıyla bastırarak yatıştırmaya kalkmıyor...

       Katil polisi, duygu ve düşüncelerine dayanarak fiili işlediği şeklinde değerlendirmek ve onu bir kahramanı kucaklar gibi kucaklamak yanlış olur!

       * * *

       Bu suikast, yeniden oluşan Türk-Rus dostluğunu ve her alanda başlatılan iş birliğini bozmak için yapılmış olabilir mi?

       Olabilir...

       Aramızda insanlığı sıkıntıya sürüklemek isteyen anarşist ruhlu yaratıkların olabileceğini düşünelim.

       Ülkelerin millî birliğine ve toprak bütünlüğüne göz koyanlar bulunabilir. Ekonomik pazarları el geçirmeye kalkanlar çıkabilir; kısacası emperyal olma hastalığına yakalanmış devletler ve meczup liderler vardır ve bunlar, huzur bulmak için öteden beri dünyamızın huzurunu kaçırmayı üstlenir...

        * * *

        Savaşların ve kavgaların temellerine inmek ve derinlemesine incelemek lâzım. Bu yapıldığında, azgınlıkların dayanakları ortaya çıkar ve dünya da ona göre önlemlerini alır.

Haydi çocuklar zil çaldı

---------------------------------------------------

        Değiştirilen anayasa maddeleri kabul edilirse seçilme yaşı da 18'e inecek...

        Genç nüfusun oyları iktidara aksın diye düşünülmüş bir madde. Maalesef Devlet Bahçeli kardeşimiz de tongaya bastı ve maddeyi kabul etti...

        O ve diğerleri yolu mu şaşırdılar ne...

        Yahu kardeşim hiç 18 yaşındaki pişmemiş gençten vekil olur mu?

        Önce parlamentoda, bırakın 18 yaşı 25 yaşın üzerinde kaç vekil olduğuna baksalardı, sonra bu maddeyi oylasalardı...

       Partiler parlamento tarihimizde bugüne kadar, 35 yaşın altında kaç vekilin seçilmesini sağlamış, bir de ona göz atsalardı...

       Dilime perseng oldu, tekrarlayım; "Bir işi yüzümüze gözümüze bulaştırmadan yapamıyoruz"

       Huyumuz bu...

       * * *

       18 yaşın seçilme yaşı olarak kabulü bana sorarsanız gülünç...

       "Haydi çocuklar okula" diyoruz ya, bundan böyle "Haydi çocuklar parlamentoya" diye sesleneceğiz...

Çöpçatanlık vazife de...

-------------------------------------------

       Kütahya ve Pamukkale belediyelerinin evli çiftlere dağıttığı kitap, olay oldu... Çünkü içeriği sapkınlıktan ibaret, kitap kadın düşmanlığına ilişkin hükümlerle dolu...

       Erkek kadını dövebilirmiş, dövdükçe de daha çok sevilirmiş...

       Daha yığınla sapık düşünce...

       Aile hayatını yönlendirmek sanki beledî hizmet...

       Kentin maddi ihtiyaçlarını ve halkın beklediği hizmetleri yapma, Cübbeli Ahmet gibi ahkâm kes. Bu tür yayınlar belediyelerin üzerine vazife mi?

       Belediyeler nikâh kıyma mercileri olduğuna göre çöpçatanlık üzerlerine vazife de, böylesi değil...   

İNCİLER

--------------

      DOSTUN şerbetinde tuz, yarasında iz olmayız

                                               (Altan ERKEKLİ)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları