Hz. Ali'nin Yüz Sözü...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Bizim kültürümüzde “dört halife” nin ayrı bir yeri vardır. Eski eserlerimizde “tevhit” ve “naat” tan sonra “dört halife” yi öven bölümler de yer alırdı. Bugün yazarlarımıza “dört halife” kimlerdir, en önemli özellikleri nelerdir gibilerden bir soru sorsak bilmem kaç kişi yeterli cevap verebilir?
Doğu edebiyatında “dört halife” den özellikle Hz. Ali’nin vecizeleri çok rağbet görmüştür. Gerek Arap ve Fars edebiyatında gerekse klasik Türk edebiyatında Hz. Ali’nin vecizelerini konu alan yüzlerce eser vardır. Bunlardan, Reşidüddin-i Vatvat’ın (ö. 1182) “Matlûbü Külli Talib Min Kelâmı Emîri’l-mü’minîn Ali bin Tâlib” isimli Farsça eseri meşhurdur ve birkaç defa Türkçeye tercüme edilmiştir. Bu mütercimlerden biri de söz konusu eseri “Gül-i Sad-Berg” adıyla dilimize çeviren Hocazade Abdülaziz Efendi’dir (1575-1618).
Kıymetli araştırmacı Prof. Dr. Âdem Ceyhan, Hocazade Abdülaziz Efendi’nin eserini “Hz. Ali’nin Yüz Sözü” adıyla Türk okuyucusunun istifadesine sunmuştur (Buhara Yayınları, İst. 2008).
Âdem Ceyhan’ın,  “Azîz” in İzlerini Ararken “ başlıklı ” giriş “ yazısını okuyanlar bilhassa eski Türk edebiyatı alanında çalışanların işlerinin hiç de kolay olmadığını görecekler ve harf inkılabı sonunda klasik eserlerimizi nasıl nisyan karanlığına terk etmiş olduğumuzun ıstırabını yüreklerinin derinliklerinde hissedeceklerdir. Bence, klasik Türk edebiyatı dalında ihtisas yapan gençler bu ” giriş “i muhakkak okumalıdırlar.
Âdem Ceyhan, iğneyle kuyu kazarcasına tarihin karanlıklarından gün ışığına çıkardığı ” Gül-i Sad-Berg “in hem transkripsiyonlu metnini vermiş (s. 143-189) hem de günümüz okuyucusunun daha kolay anlayabilmesi için bugünkü Türkçeye çevrilmiş şeklini sunmuştur.
İşte size Hz. Ali’den bir söz ve şerhi:
” Lâ-kereme e’azze mine’t-tekâ
“Takvadan daha değerli bir ululuk yoktur.” Yani bir kimse günahlardan sakınıp ve çirkin fiilleri işlemekten kaçınıp Yüce Yaratan’dan korksa “Muhakkak Allah indinde en iyiniz, takvası en fazla olanınızdır” âyeti gereğince, Allah katında çok değerli ve şerefli, insanlar arasında da fevkalâde itibarlı ve büyük olur.
Bu değerli söze, şu şekilde, başka bir mana vermek de mümkündür: Ululuk iki kısımdır. Biri, kişinin insanları kendi şerrinden emin etmesidir ki buna “takva” denir. Büyüklüğün bir kısmı da kendi nasibi olan iyi şeylerden insanlara bir pay vermektir ki buna da “cömertlik” derler. Takvanın faydası daha umumî, şümullü ve tam olduğundan, haram kılınan şeylerden kaçınan kişi, cömertten daha ulu ve değerli olur.
(Müttakî ol kerîm olam dir isen
Keremün başı oldı çün takvâ
Zor ile mâl alup tasaddukdan
Almayup virmemek olur evlâ.)
Eğer değerli ve şerefli olayım dersen, müttakî ol... Çünkü ululuğun başı takvadır. Zorbalıkla mal alıp sadaka olarak vermektense, almayıp vermemek daha iyidir... (s. 111 )
Prof. Dr. Âdem Ceyhan’ın hazırladığı “Hazret-i Ali’nin Yüz Sözü” adlı kitap herkesin okuyup yararlanabileceği kıymetli bir eserdir. Okuyucularımıza tavsiye ediyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları