Hz. Mevlânâ gönülleri aydınlatıyor!

Kenan AKIN

Büyük düşünür ve gönüller sultanı Hazreti Mevlânâ’nın 738. “Vuslat” yıldönümünün son günleri “huşu” içinde yaşanıyor.
Hz. Mevlânâ törenleri, 17 Aralık Cumartesi günü “Şeb-i arus” ile sona eriyor.
Büyük mutasavvıf, şair, bilgin ve düşünür Hz. Mevlânâ’nın 738. “vuslat” yıldönümünde yine gönüller aydınlanıyor.
“Şu toprağa, sevgiden başka, aşktan başka, hiçbir tohum ekmeyiz. Şu toprağa, şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz” diye seslenen Hz. Mevlânâ’nın felsefesine, hoşgörüsüne doymak duygusu hiçbir şekilde bitmiyor.
Neredeyse bütün dünyayı gezip görmemize rağmen, Konya’yı ancak birkaç yıl önce ziyaretimizin etkisi benliğimizi hâlâ sarıp sarmalıyor.
Hz. Mevlânâ, “tövbeni bin kere bozmuş olsan bile gel” diye çağrıda bulunurken, dergâhında “Hak” yolunu, “hoşgörü” ve “sevgi” aşılamak için “sabır” la beklediğini, sanki törenler doğruluyor.
Aslında, Hz. Mevlânâ’nın sözleri, hikmetleri, birbirini tamamlıyor ve birbirinden daha “anlamlı” bulunuyor.
“Kâinatın hareketi” ni müzik ve ritm ile danslaştıran “sema” gösterileri Konya’ya bambaşka zenginlik ve derinlik kazandırıyor.
Konya’da içinde Hz. Mevlânâ’nın mübarek kabirlerinin de bulunduğu ve müze haline getirilen külliye, yıl boyunca ziyaretçilerin akınına uğruyor.
Ne var ki, Şeb-i arus döneminde ziyaretler sıklaşıyor.
Külliyenin içinde dua edilir ve Hz. Mevlânâ’nın yanı sıra diğer büyüklerin kabirleri de ziyaret ediliyor.
Mevlânâ ve sufizme göre, her insanın yüreğinde “sır” adı verilen bir şey saklıdır.
Bu sır her insana verilmez. Bu sırra ancak uzun çabalar ve lütuf sayesinde ulaşılabilir.
Bu sırra erenler var, ama dilleri bağlı. Bağlı, çünkü bilinmeyeni biliyor hale geliyorlar ama, bilinmeyeni bilinmediği için anlatacak söz yok.
Mevlânâ, belki de bunun için şiir, raks ve müziği seçti.
Mevlânâ’nın ünlü Mesnevisi de bu yüzden; “Dinle ney’den duy neler söyler sana. Derdi vardır ayrılıklardan yana” diye başlar. Mevlânâ’nın çağrısı, aşka, coşkuya, sevgiye, nura, yücelmeye çağrıydı.
Olağanüstü bir düşünce ve gönül adamı Mevlânâ gibi engin bir ruh, herhangi bir ulusa yahut etnik kökene ait görmüyordu kendini. Hepsinin ötesinde sayıyordu kendini.
Varlığının şöyle bir tanımlamasını yapıyordu: “Doğudan da gelmedim, batıdan da. Yerim yurdum ne topraktır, ne deniz. Ne insanlar akrabamdır, ne melekler, periler, ben ateş de değilim köpük de; ne tozum ne şebnem.”
Mevlânâ bütün dünyanındır, hepimizindir, bütün insanlığındır. Ve her çağa aittir. “Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel, bulanmadan, donmadan akmak ne hoş, dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Sayın Ali Rıza Gökben’in bir konuşmasından yararlanarak sütunlarımıza aktardığımız Mevlânâ ile ilgili görüş, düşünce ve analizler aslında ciltleri dolduruyor.
Kısacası, büyük düşünür ve gönüller sultanı Mevlânâ’nın 738. “Vuslat” yıldönümünde dünyaya çok gerekli olan sevgi ve barış mesajları yayılıyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş