İç ve dış “soykırım” dayatması!

A+A-
Özcan YENİÇERİ
24 Nisan dolaysıyla ABD’den Türkiye’ye yönelik dikkate değer itham ve tehdit kokan birden fazla açıklama geldi. İlki ABD Başkanı Obama’nın 24 Nisan konuşmasının bizzat kendisiydi. Obama “soykırım” kavramını kullanmadı. Ancak yaşananları “Büyük Felaket” olarak niteledi. Ermenilerin gönlünü almak uğruna olayları tek yanlı olarak yorumladı. Olaylarda ölen Türklerden hiç söz etmedi. Bu konuşmayı Başbakan “Obama Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate aldı”, biçiminde yorumladı. Dışişleri ise Obama’nın tek yanlı konuşmasını “esef” edilecek bir konuşma olarak nitelendirdi.
ABD Meclis Başkanı Nancy Pelosi ise haddini fazlasıyla aştığı konuşmasında “20’nci yüzyılın en karanlık bölümlerinden birine dair gerçek çoğu zaman inkâr ediliyor. O dönemde 1.5 milyondan fazla Ermeni erkek, kadın ve çocuğun sesi sonsuza kadar susturuldu. 2 milyon kişi evlerinden sürüldü. 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları Amerikan hükümetince daha yüksek sesle ilan edilinceye kadar bize rahat yok” dedi.
Ermeni değil ama Ermenici!
Komite Başkanı Howard Berman ise  “Bir gün Türk yönetiminin ‘soykırım’ gerçekliğini kabul edeceğine inanıyorum. Ancak şu anki inkârları bizim ulusumuzun onları takip etmesi için gerekçe oluşturmaz. Ermenilere olanlar, daha sonra Avrupa’daki Yahudilere oldu”. Temsilciler Meclisi Demokrat çoğunluk lideri Steny Hoyer ise  “Ermeni değilim ama Ermenistan’a yönelik bir suç, bana karşı da işlenmiş bir suçtur. Sıradaki olmamak için bunu unutmamalıyım” diye konuşmuştur.
Bir yandan Ermeni konusunda tarih, husumet kaynağı olarak kullanılıyor diğer yandan da her ülke kendi çıkar ve iddialarına uygun bir Türkiye tarih inşa ediyor. Bir de bütün bunları, yerlilerin soylarını kurutan, atom bombası kullanan, sivil, çocuk, kadın demeden insanları toptan katleden bir ülkenin yetkilileri yapıyor. Bu durum, günümüzde önemli olanın “soykırım” ya da “insanlık suçu” değil güçlü olmak ya da olmamak sorunu olduğunu gösteriyor. Türkiye de bu gelişmelerden payına düşeni alıyor.
Yerli Ermeni diasporasının hezeyanları
Diğer yandan Türkiye’nin içinden de tehcir konusuyla ilgili olarak emperyalist söylemlere destek verenlerin sayısı giderek artmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’deki tanıdık Ermeni diasporası da malum mahfillerden aldığı cesaretle 1915 yılında meydana gelen olayları Ermeni yanlısı olarak andılar. Bu özürcü ve özürlü kesime bölücü ırkçı kesim de çapı oranında destek verdi. Bu bağlamda BDP Bitlis Milletvekili -adı önemli değil- bir zat, “1915’te Ermenilerin katliama tabi tutulduğunu” ileri sürerek “Türkiye’nin özür dilemesi” gerektiğini buyurmuş. ABD’nin konumu ve tek yanlı tutumunun anlaşılır bir yanı vardır. Bu, tartışmaya dahi değecek değildir. Türkiyeli Ermeni diasporasının hezeyanları da emperyalist emellere hizmet edenlerin zihni alt yapısını göstermesi bakımından önemlidir. Anlaşılan odur ki, bugün hâlâ Türk milletine karşı ASALA/PKK, Daşnak/Hoybun anlaşması yürürlüktedir. 1915 döneminde öldürülen Türkler, ASALA’nın katlettiği diplomatlar, Hocalı katliamı, tehcire tabi tutulan bir buçuk milyon civarındaki Azeri Türkü, onları doğal olarak ilgilendirmiyor ama bunun birilerini fena halde ilgilendirdiği de unutulmamalıdır... 
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları