İçinde ‘egemenlik’ olmayan 23 Nisan

İsrafil K.KUMBASAR

Üç kıtaya hükmeden koca bir imparatorluktan artakalan Anadolu toprakları üzerinde yeni bir devletin temellerini atan Gazi Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışını yaptıktan sonra, ‘milli egemenliğin’ sembolü olan bu anlamlı günü ‘yarının büyükleri’ olan çocuklara armağan etti.
23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, o zamandan beri bütün yurtta, dış temsilciliklerde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen muhteşem törenler ile kutluyoruz.
Peki, geleceğimizin teminatı olan çocuklara yeterli bir tarih eğitimi verip, ‘milli egemenliğin’ hangi anlama geldiğini öğretebiliyor muyuz?
Ne yazık ki hayır.

 


***

 


Okullarda denetime çıkan büyük bir kentimizin valisi, lise talebelerine soruyor:
-“Çanakkale savaşı nerede yapıldı?” 
Öğrencilerin uzun bir süre düşündükten sonra verdikleri cevap aynen şöyle:
-“Galiba Kars ile Erzurum arasında bir yerde oldu.”
Bırakın ilkokulu, lise çağına gelmiş nesiller dahi, aynı zamanda ‘dünya tarihinin’ seyrini değiştiren en önemli tarihi hadiselerden birisi olan Çanakkale savaşlarının nerede yapıldığını bilmiyor.
Türk milletinin geleceğinin teminatı olan çocukların, ekseriyetinin içinde bulunduğu acı durum ne yazık ki işte budur.
‘Tarihi yapan’ bir milletin evlatları, ‘kendi tarihlerini’ bilemeyecek kadar şuursuz yetişiyor.

 


***

 


Demek ki, ‘Milli Eğitim Bakanlığı’nın adında ‘milli’ kelimesinin olması yetmiyor, ‘içeriğinin’ de milli olması gerekiyor.
İçi boş bir eğitim sistemi ile ancak işte böyle ‘atalarını’ tanımayan, ‘milli kimlikmiş’, ‘milli kültürmüş’, ‘milli egemenlikmiş’ hiç umurunda olmayan; ‘vatan’, ‘millet’, ‘bayrak’ kavramları ile alay eden; kendini ‘dünya vatandaşı’ olarak gören bir nesil çıkar ortaya
Bugün Çanakkale’nin nerede olduğunu bilmeyen öğrencilere ‘hangi sanatçının’ kiminle çıktığını sorarsanız, yüzde yüz ‘doğru cevabı’ alacaksınız.
Yine yarın aynı öğrencilere, “Ergenekon” kelimesinin anlamını sorarsanız, işiteceğiniz cevap hiç şüphe yok ki “Bir terör örgütü” olacak.

 


***

 


Öyle milletler vardır ki övünebilecekleri ‘en ufak bir geçmişleri’ yoktur, ama yine de kendilerine ‘yapay bir tarih’ uydurup, ‘gerçekmiş’ gibi empoze etmeye çalışırlar.
Hatta ‘sahte kahramanlar’ üreterek, filmlerini çekerler, çizgi romanlarını yaparlar.
Yeni nesiller, bir süre sonra bütün bunları, ‘gerçekmiş’ gibi algılamaya başlarlar.
Türk tarihi ise ‘birbirinden muhteşem’ olaylar, efsaneler ve destanlar ile doludur.
Ama bugüne kadar bırakın bu destanları, bütün dünyayı ayağa kaldıracak ‘sinema filmleri’ haline getirmeyi, kendi çocuklarımıza doğru dürüst anlatabilmek için bir ‘belgesel’ dahi yapamadık..
Doğru dürüst bir ‘tarih müzesi’ bile kuramadık.

 


***

 


Peki, ya ne yapıyoruz dersiniz?
‘Egemenliği’ devrettiğimiz Avrupa Birliği tarafından dayatılan kriterlere ayak uydurabilmek için ellerimizde cımbız, her yıl tarihimizin ‘içerisini’ boşaltıyoruz, her eğitim döneminde ‘ders kitaplarımızı’ değiştiriyoruz.
‘Düşmanlıkları’ körüklediği gerekçesiyle, ‘ülkemizi işgal etmeye kalkışan’ emperyalistlerin isimlerini unutturmaya çalışıyoruz, onlarla işbirliği yapanları ‘dostlarımız’ olarak göstermenin yollarını arıyoruz; öyle ki bazı vilayetlerimizde ‘kurtuluş günleri’ düzenlenmesinden dahi rahatsız oluyoruz.
‘Kendi tarihi değerlerimizi’ kaderlerine terk edip, ‘başka medeniyetlere’ ait kalıntıları yeniden canlandırıyoruz.

 


***

 


Türk milletinin geleceğini ipotek altına almak için ‘dışarıda’ programlanan ‘değişim’, dönüşüm’, ‘transformasyon’ süreci bütün hızı ile devam ediyor.
‘Türk’ kimliği her geçen gün biraz daha nitelik değiştirerek başkalaşıyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş