İdama mahkum edilen... Atatürk’ün Yargıtay’ı da yoktu!..

Hulki CEVİZOĞLU

“Silivri Cezaevi içindeki yargılamada”, kaldırılan “Özel Yetkili Mahkeme”, Türk Ordusu’nun Genelkurmay Başkanı (İlker Başbuğ) ve generalleri ile birçok gazeteci ve aydına “idam cezası” verdi. (Ağırlaştırılmış müebbet!..)
*
Bunları yazmak çok zor (oturduğumuz yerden söylemesi kolay!), ama tarihe kaydetmek zorundayız.
Genelkurmay Başkanımız diyor ki, “Bana son sözümü bile sormadılar!”
Bir başka generalimiz diyor ki, “Rütbelerimizi söküp, madalyalarımızı alacaklarmış. Bu insanlar halkın gözünde değersiz.”
Acılarını paylaşıyorum, hukuksuzluğa isyan ediyorum amaa..
Bir insan bu kadar saf olabilir mi?
Bir Türk generali, bu kadar gerçeklerden uzak olabilir mi?
Bunlara da inanamıyorum.
Hani “Harbiyeli aldanmaz” idi?
Demek ki, askerler için “İstihbarata karşı koyma” dersleri yeterli olmuyor. Harp Okullarında ve Akademilerinde bir de “saflığa karşı koyma” dersleri verilmeli.
Bizim askerlerimiz onca yoğun okuma ve kıta eğitiminin altında “saflıklarından hiçbir şey kaybetmiyorlar.”
Saflık, dürüstlük bir insan için çok önemli meziyet ama bazı meslekler için ölümcül oluyor.
*
Sayın Paşam, son sözünüzü sorsalar ne diyecektiniz?
 “Yaşasın Türkiye” mi?
Daha önce söyledikleriniz ne oldu? Ya, sunduğunuz belgeler?
Sözünüze önem veriliyor muydu ki, son sözü söyleyemedim diye üzülüyorsunuz?
*
Rütbelerinin sökülmesini düşünen diğer sayın generalimiz.
Siz Atatürk’ün askeri olarak yetişmediniz mi? Onu tanımıyor musunuz?
Atatürk ne yapmıştı rütbelerini?
Kendisi söküp atmadı mı?
*

 

 
                                                         Atatürk’ün idam  fermanı.

 

Atatürk ve arkadaşlarına idam cezası verebilmek için önce iş din kılıfına uyduruldu.
Şeyhülislâmdan “Fetvâ-i Şerif” diye yüceltilerek “ölüm fetvâsı” alındı. Sonra, aşağıda özetlediğim “fetvaya dayanarak” idam kararı verdi Padişah.
“Dünya düzeninin nedeni olan İslâm Halifesi (Yüce Allah, onun hilâfetini kıyamet gününe kadar sürdürsün) Hazretlerinin yönetimi altında bulunan İslâm beldelerinde bazı kötü kişiler, aralarında birleşip ve kendilerine reisler seçerek Padişah’ın bağlı uyruklarını (teb’âsını) hileler ve yalanlar ile kandırmaya ve yoldan çıkarmaya, Padişah’ın yüksek emirleri olmadan halktan asker toplamaya kalkışıp, ... kutsal şeriat ve Padişah’ın emirlerine aykırı olarak birtakım salma ve vergiler kesip, ... bu yoldan Allah’ın kullarına zulmetmeye ve suçlar işlemeye, ... hükümet merkezini diğer bölgelerden ayırmak suretiyle halifelik otoritesini kırmak ve zayıflatmak amacıyla yüksek halifelik makamına ihanet suretiyle imama (Padişaha) başkaldırmakla (itaatten dışarı düşmekle), Devlet-i Âliye’nin nizam ve düzenlerini, memleketin âsayişini bozmak için yalanlar yaymak ile halkı kışkırtmaya ve kargaşalığa gayret etmekte oldukları açıklanmış ve gerçekleşmiş olan adı geçen reisleri ile avâneleri ve onlara bağlı olan kimseler eşkıya düzeyinde bulunup, ... kötülüklerinden memleketi temizlemek ve zararlarından halkı kurtarmak vacip(=gerekli) olup, ’Fe-katilü elleti tebga hatta tefaa ile emerillah’ayeti kerimesi gereğince katledilmeleri ve gerekirse kitle halinde öldürülmeleri yasal ve farz(=zorunlu) olur mu? Beyan buyrula.
Cevabı budur: Gerçeği Allah bilir ki, olur!
Dürrü Zade Es-Seyyid Abdullah tarafından yazıldı.”
*
Bu idam fetvası ve kararı karşısında Atatürk’ün başvurabileceği bir Yargıtay’ı bile yoktu.
Hem Atatürk ne yaptı?
Rütbeyi çıkarıp attı.
*
Ben bunları Atatürk’ün askerleri biliyor sanıyordum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş