İdeolojik TEKEL işçisine canını nasıl emanet etti?

İsrafil K.KUMBASAR
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, TEKEL işçilerinin mücadelesini ‘PKK parmağı’ hanesine yazdı. Arkasından yan çizdi, özür diledi.
Zaten Hükümetin başına göre de, bu eylem düpedüz ‘ideolojik’ idi.
Ol sebepten dolayıdır ki hak arayışı için çadırlarda sabahlayan işçilere, “Hele ay sonuna kadar o çadırlar sökülmesin, yapacağımızı biliriz”  tehditleri savuruyordu.
İlginçtir, işçilerle ilgili ne bir ‘ıslak imza’ sızdı yandaş medyaya, ne de ‘hükümeti alaşağı etmek’ için hazırlanmış bir ‘darbe’ planı.
Anlayacağınız bu ‘örgütçü’ ve de ‘ideolojik’ işçi güruhundan (!) ekmek çıkmadı yalaka kalemlere. Sessiz kaldılar.
‘Hak ve özgürlükler’ konusundaki onca yırtınmadan sonra konu işçiye gelince, hepsi ‘abdest tazelemek’ için koltuğunu terk etti.
Sadece ‘riyakarlıklarının’ iğrenç kokusu yayılıverdi Ankara’nın sokaklarına.
Sıkıysa ‘üç maymunu’ oynamaktan vazgeçip, ‘iki satır’ karalama zahmetinde bulunsalardı. Başefendi, anında ‘kalemlerini’ kırıp, ‘arpalarını’ kesiverirdi.
‘Pabucumun’ demokratları. Gidinin ‘özgürlükçü’, ‘çağdaş’, ‘küreselci’kapıkulları.
Ne oldu, hepinizin sesi kısılıverdi.
Bu ‘Marksist eskilerinin’ ve de ‘mukaddesat simsarlarının’ dağarcığında çalışanın lehine bir tek kelime yok mudur acaba?

* * *

Onlar sussalar da, görmezlikten gelseler de, işçiler ayakta.
İstedikleri ‘fazla’ bir şey de yok. Ne ‘gemicik’ peşindeler, ne ‘altın ticareti’ yapma hevesinde. Bütün beklentileri üç gün sonra ‘kapının önüne’ konulmamak.
‘İşçi’ işte ne olacak, ‘küçük’ düşünüyorlar. (!)
Oysa dünya değişiyor, küreselleşme, alış-satışlar tam gaz. ‘Mahdumlara’, ‘damatlara’ gün doğmuş. ‘Üç-beş kıçı kırık işçinin’yaptığına bakın (!)
Eğer bu yaptıklarında ‘toplu iğne başı’ kadar menfaat olsa, ‘Marksist dönekler’ile, paranın tadını almış ‘yeni gömlekliler’ işçiye kaptırır mı eylemi? Ertesi gün grev çadırı ‘iğne atsanız yere düşmeyecek’ duruma gelir.
Bunlara Ankara’nın ayazında basacaksın suyu, ‘zatürreden’ telef olup gidecekler. (!)
Lakin olmuyor. ‘Memleketin göbeğinde’ kurmuşlar çadırı. Göz önündeler.
Reis-i Cumhur, Köşk’ten kafayı uzatsa onlar orada. Meclis Başkanı ‘barış yemeğine’ oturmuş, dışarıda uğultular. Hükümetin başı, günde üç beş sefer ‘göz göze’ geliyor.
Yani ‘su sıkılacak’ gibi değil ortam.
‘Örgüt’ yaftası tutmamış, ‘provokasyon’ sakızı da çürümüş.
Devletlu, “Bir hal çaresi düşünmek gerek” diye düşünüp duruyor iki aydır.

* * *

Onlar düşünedursun, birkaç grevci kadın çatkapı Emine Hanım’a ‘üç çayına’ gidiyor.
Üç yıl önce meydana gelen ‘GATA macerası’ henüz tazeliğini yitirmemiş, konu sıcak.
Emine Hanım, işçileri içeri buyur ediyor.
Aaa o da ne? Beyefendi de evdeymiş.(!)
Tesadüfe bakın ki, ‘üç saat’ kapıda bekleyen kadınlar, içeri alındıklarında Tayyip Erdoğan ile karşı karşıya geliyorlar.
Sonrası ve detayları ‘az sonra’ yandaş medyada.
Çaresiz kadınların çıkışını bekliyoruz ve çıkıyorlar:
- “Tatmin olduk. Biz sadece kadın olarak, işçi olarak görüştük. Açıklamayı daha sonra Türk-İş yapacak.”
Vallahi büyük bir cesaret.
‘İdeolojik’ ve ‘PKK parmaklı’ greve katılan bu kişilere Erdoğan çifti nasıl ‘canlarını’ emanet etti?
Üstelik ‘darbe’, ‘suikast’ ve ‘entrika’ paranoyalarının kol gezdiği şu günlerde.
Hülasa-i kelam, son padişahın da ‘tesadüfen’ hazır bulunduğu bu ‘üç çayı’, grevi bitirirse şaşırmayın.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş